Yazar: cemalumit

Gören Edebiyat; Grafik Romanlar ve Maus üzerine… – Selma Aydemir Jachmann

Tahta yiyen aç insanlar, ev ev, sokak sokak, şehir şehir hatta ülke ülke Yahudi avı, birer ölüm makinasına dönüşen ?bilim? insanları, korku, birkaç saat sonra öleceğinin bile bile para kazanma sevdasından vazgeçmeyenler, mezbahaya dönen sıkıştırma (konsantrasyon) kampları… Hayır, Tarantino?nun 2.Dünya Savaşı?nı karikatürize ettiği, Nazi rollerini sadece Alman oyunculara vererek ırk mimlemesi yaptığı, bol bol kan

okumak için tıklayınız

Yalnızlık Kederi / Bir Müzisyenin Notları – Fazıl Say

Piyanist ve besteci Fazıl Say, ”Yalnızlık Kederi” isimli ikinci kitabı 2009 yılının Temmuz ayında okurlarla buluştu. Fazıl Say, kitabevlerinin raflarında yerini alan kitabıyla ilgili bilgi verirken, sanat çalışmalarının yanı sıra değişik tarihlerde çeşitli konularda yazılar yazdığını ifade etti. Kitapta yer alan yazılarının bir kısmını Facebook üzerinde paylaştığını aktaran Say, kitabın editörlüğünü gazeteci ve müzik yazarı

okumak için tıklayınız

İstanbul?a Güzelleme / Abidin Dino Adına – M. Şehmus Güzel

Bu kent bizim kentimizdir. Avas avaza bir çoşku. Çığlık çığlığa bir gençlik ellerinde ellerimizle. « İstanbul tüm su, yani deniz. Denize karşı kurulmuş az mı kent var dünyada? Fakat deniz karşılarında hepsinin, şehir bir yanda, deniz öte yanda, sadece bir manzara, göstermelik. Oysa, İstanbul denizle iç içe, deniz İstanbul’un bacakları arasında, kollarına, başına sarılmış, beline

okumak için tıklayınız

Özgürlüğe Kaçış / Bopato 2 ? Cemil Kavukçu

Biz BOPATO’yuz! Anca beraber, kanca beraber!” Bobo, Pamuk ve Topik’in barınakta başlayan dostluğu özgürlüklerine kavuşma çabalarıyla giderek güçleniyor. Kendisinden çok Pamuk ve Topik’i düşünen Bobo, barınaktan kaçmayı aklına koymuş ve planını yapmıştır. Ancak bu planı uygulamak sandığından daha zor olacaktır: Oradan kaçıp kurtulmak için Topik’in hâlâ çok zayıf olması, Çalı, Diken, gözlüksüz İsmet ve Bedri

okumak için tıklayınız

Kumdan Betona ? Rıfat Ilgaz

Rıfat Ilgaz, Kumdan Betona adlı romanında Cidenin Abdulkadir Köyünden Necatın başarı dolu öyküsünü anlatır. Sekiz çocuklu bir ailenin oğlu olan Necat, ilkokulu bitirdikten sonra öğrenimine ara vermek zorunda kalır. Ailesine katkıda bulunmak için çalışmaya karar verir. Zonguldaka işçi olarak gittiğinde henüz 11 yaşındadır. Ama okuma isteği hiç bitmez. Boyacı çırağı olarak çalışırken, kendisini mühendisliğe kadar

okumak için tıklayınız

“Kişisel Bir Sorun”a Dair – Ceylan Koryürek

Kenzaburo Oe?nun ?Kişisel Bir Sorun? adlı yapıtı hiç umulmayan şanssızlıkla, genç yaşta özürlü bir çocuk sahibi olan ?Bird?ün hikayesi. Güzel bir uykuyu bölen acı bir gerçek. Acının baştan çıkarışını, sürüklenirken insanın ne hale geldiğini, istekle vicdanın çatışmasını hissettiren bir roman. Araya giren kişiler, olaylar hep aşırı, bu yüzden romana yaşamın arenası diyebiliriz. Yaşımız gençse, tekdüze

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Köy Enstitüleri – Fay Kirby

Fay Kirby. 1926’da Amerika’da doğmuş, yüksek öğrenimini Cornell ve Columbia Üniversitelerinde tamamlamıştır. Kirby, 1947-1950 yılları arasında Türkiye’de öğretmenlik yapmış ve 1951’de tekrar geldiği ülkemizde 1954 yılına kadar kalarak Köy Enstitüleri”ni incelemiştir. Bu inceleme esnasında Türkiye’nin neredeyse tüm illerini dolaşan Kirby, 1954’te bu çalışmaya esas oluşturan ve özgün adı “The Village lnstitııte Movement of Turkey: An

okumak için tıklayınız

Kürt Romanı Okuma Kılavuzu – Abidin Parıltı, Özlem Galip

?Kürt edebiyatı var mı ki, “Kürt romanı üzerine? bir inceleme olsun?” Bu kitabı eline alan okurun sorabileceği bu soruya peşinen cevap vermeli: Evet, Kürt romanı var! Kürtçe, eğitim dili olmadan, kamusal alanda kullanılmadan, önemli sözlüklere, enstitülere, araştırma kurumlarına sahip olmadan varlığını korumuş, ciltler dolusu roman, hikâye ve şiirin üretildiği dünyanın ender dillerinden biridir. Kürtçe yazan

okumak için tıklayınız

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, İnkılap Kitabevi?ni özür dilemeye çağırdı

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Fevzi Gümüş, İnkılap Kitabevi tarafından basılan İngilizce-Türkçe sözlükte ensest sözcüğünün karşılığında “kızılbaşlık” yazılması nedeniyle kitabevini Alevilerden özür dilemeye çağırdı. Resuhi Akdikmen’in hazırladığı “Langenscheidt New Standard Dictionary: Turkish-English/English-Turkish” adlı sözlükte İngilizce “in-cest” kelimesinin Türkçe karşılığı olarak “akraba ile zina, kızılbaşlık” yazılmasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden (PSAKD) tepki geldi. PSAKD

okumak için tıklayınız

“Devlet önce babamın mezarını ve ölümüne dair bütün belgeleri açıklasın” Filiz Ali

“Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı”, Türkiye?nin olumsuz üne kavuşmasına neden olan Geceyarısı Ekspresi filminin etkisinden hareketle Hollywood yapımlarını aratmayacak film hazırlığı yapıyormuş. Sabahattin Ali?nin büyük eseri Kürk Mantolu Madonna romanından uyarlanan senaryo inceleniyormuş. Senaryoda kılı kırk yarıyorlarmış. Türkiye’nin insan hakları açısından “imajının düzeltilmesi” için Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’nın Sabahattin Ali’yi seçmesi ne kadar “ilginç” değil mi?

okumak için tıklayınız

Sevgi ve Nefrete İlişkin – Nejdet Evren

Sevgi, bir tanıma göre karşılık beklemeden verebilmektir; öğreti bunu gösteriyor. Retorik de böyle… Gerçekte ise sevginin kökeninde neler var? İnsan türü soyutlamayı öğrendikten/keşfettikten sonra her olguyu sevdiğini söylemeye başladı; buna mistik bir boyut katarak sevgiyi tanrısallaştırdı. İşte o gün sevgi yok oldu. Sevgiye duyulan gereksinim, insan ruhunun yalnızlığına, güçsüzlüğüne, kendisine duyduğu inancın zayıflığına karşılık gelmeye

okumak için tıklayınız

Süreğen Yol Öyküleri – Erinç Büyükaşık

Kendine bir sürgün adresi arayan sen, uzak kentler yerine yaşadığın şehrin uzak sokaklarını ve aynı kentin içinde fasit daire gibi dönenip duran caddelerini uğrak yeri seçiyorsun. Aynı kent içinde üçüncü taşınman. Her taşınma yeni bir öyküye ve yeni bir savruluşa gebe. Her savruluş yeni bir doğum. Uzaklaşamayan beden kentin içinde kendince uzak rotaları belirlemeye çalışıyor

okumak için tıklayınız

Edebiyat Yaşamım – Maksim Gorki

Rusya’daki proleter devrimin tüm süreçlerini yaşayarak yetişmiş bir yazar olan Maksim Gorki’nin bu yapıtı, kendisini yazarlığa iten, etkileyen ya da oluşturan koşulları, insanları, yazarları ve düşünürleri anlatan önemli bir belgedir. Çok önemli bir tarihsel dönemde, yaşamın tüm acılı koşulları içinde yazarlığı öğrenmeye çalışan gerçek bir proleter yazar olarak nasıl çalıştığını, çevresini nasıl gözlemlediğini, kitapları nasıl

okumak için tıklayınız

Çocuk Odaklı Habercilik – Derleyen: Sevda Alankuş

Dünya nüfusunun üçte ikisinden fazlasını oluşturdukları halde, medyanın kapsadığı konuların yüzde beşinden azı çocuklarla ilgili. Medya çocukları haber konusu yaptığında ise, bu “çocuk fuhuşu, organ kaçaklığı, yakınlar tarafından cinsel taciz, babanın ya da öğretmenlerin cinsel tacizi” gibi konularda oluyor. Türkiye’deki durum da bundan farklı değil. O halde yaygın medyanın çocuklar söz konusu olduğunda yaptığı iki

okumak için tıklayınız

Karpuz Kabuğu Denize Düşünce – Seçil Büker

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak kimin aklına gelir? Arzu, bir “delilik” olarak tezahür ederse yönetmen karpuz kabuklarından filmler çeker. Sinema bir cennet midir gerçekten? Salvatore 1988’de sinemanın yeni bir cennet olduğunu söylemişti (Nuovo Cinema Paradiso, Giuseppe Tornatore). Çocuk Salvatore öylesine mutluydu ki, onu cennette kollayan, koruyan bir “baba”sı (Alfredo) vardı ve üstelik bu makinist “baba” kesmek

okumak için tıklayınız

Abidin Dino: Şair ve Yazar – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino?yu çok eskilerinden beri tanıyan Pertev Naili Boratav, arkadaşını şöyle tanımlıyor : « Abidin Dino hem ressam, hem yazardı. Şiirleri vardır ve çok güzeldir. » Boratav’a hak vermemek elde değil. İşte Abidin’in Sinan kitabından bir alıntı. (1) Kimden mi : Şeyh Bedreddin’den. Ama bunu ya Abidin yazmışsa? « İznik Gölü’nde akşam oldu. Dağbaşlarının kalın

okumak için tıklayınız

Ekmeğimi Kazanırken – Maksim Gorki

Maksim Gorki’nin Ekmeğimi Kazanırken (1916) romanı özyaşam üçlemesinin ikincisidir. Diğerleri ise; Çocukluğum (1913) ve Benim Üniversitelerim (1923) romanlarıdır. Bir yandan büyük bir edebiyatçının kişisel gelişimine ışık tutan bu roman öte yandan, devrim öncesi Rusya’nın içinde bulunduğu koşulları anlatıyor. Maksim Gorki’nin ilk gençliğinde çalıştığı işleri, bu iş kollarının toplumsal yaşam ve çalışan üzerindeki etkileriyle harmanlayor. Çarlık

okumak için tıklayınız

Michelangelo – Bir Dahinin Yaşamöyküsü, Bruno Nardini

Bruno Nardini’nin, pek çok dile çevrilen “Michelangelo: Bir Dâhinin Yaşamöyküsü” adlı eseri sanat duyarlığı ile kılı kırk yaran araştırmacılığının başarılı bir bileşimi. Ressam, heykeltıraş, mimar ve şair Michelangelo, Avrupa sanatını yönlendiren bu dâhi sanatçı, Rönesans İtalya?sında nasıl bir ortama doğmuş, nasıl bir kültür ikliminde yetişmişti? Döneminin eğilimi uyarınca birkaç sanat dalında birden ürün vermesine, en

okumak için tıklayınız

Edebiyatçılar Üzerine – Elias Canetti

“Yazar kendi çağına tutkundur; onun malı ve kölesidir, onun en değersiz uşağıdır. Bir zincirle sıkıca ve kopmamacasına ona bağlanmış, ona en yakından hükümlüdür. Bağımlılığı öylesine büyük olmalıdır ki başka hiçbir yere kök salmamalıdır. Hatta biraz gülünç gelmese şöyle derdim: O, çağının köpeğidir. Çağının zeminlerinde koşar, orada burada durur.” (s.9) ( * ) Yazar, çağının köpeğidir

okumak için tıklayınız

Şişkolar ve Sıskalar – André Maurois

( * ) “André Maurois, çocuk edebiyatında kült olan bu kitabıyla savaşın gülünçlüğüne dikkat çekiyor. Kitabın sonunda savaşla bir şey elde edemeyen iki halk, barışı sağlayarak bir arada yaşamayı öğreniyor. Yazarın dikkat çektiği bir diğer konu da kendimizden farklı olana göstermemiz gereken hoşgörü. Maurois, “Şişkolarla Sıskalar”ı (Patapoufs et Filifers) aslında birçok gönderme barındırıyor içinde. Yazarın yarattığı

okumak için tıklayınız