Yazar: cemalumit

Ricardo Reis’in Öldüğü Yıl – José Saramago

( * ) José Saramago’nun, 1982 yılında yayımlanan ve on sekizinci yüzyılı konu alan başarılı romanı ‘Baltasar ve Blimunda’yı, 1984 yılında çıkan ‘Ricardo Reis’in Öldüğü Yıl’ izledi. Bu roman, Portekiz tarihinin günümüze daha yakın bir dönemini, Salazar diktatörlüğünün ve 1926’dan 1971’e kadar süren ‘Estado Novo’ rejiminin yerleştiği 1930’ları ele alıyor. Arka planda Portekiz’deki milliyetçi cehaletin,

okumak için tıklayınız

İsyan Borusu (Kapitalizmin Yükselişi ve Siyasal Teori 1509 – 1688) – Neal Wood, Ellen Meiksins Wood

Neal Wood ve Ellen Meiksins Wood isimli yazarların ortak çalışması olan ?İsyan Borusu? adlı kitap, kapitalizmin yükselişe geçtiği on altıncı ve on yedinci yüzyıl Avrupa?sına uzanıyor. Bu yüzyılların, kültür ve dindeki devrimci gelişmeler kadar, kapitalizmin ve modern ulus-devletin yükselişine, giderek artan biçimde uluslararası hale gelen bir ekonominin oluşumuna ve modern sömürgeciliğin başlangıcına tanıklık ettiğini söyleyen

okumak için tıklayınız

Bu Tufandan Sonra / Ingeborg Bachmann’dan Seçme Yazılar

Metis Seçkileri’nin ikinci kitabı “Bu Tufandan Sonra”yı Ahmet Cemal hazırladı ve çevirdi. Seçkide şiirden denemeye farklı türden Bachmann ürünlerinin yanı sıra yazarla yapılmış bir dizi söyleşiye de yer veriliyor. “Hepimizin isteği, görebilen kişiler olabilmektir. Ve bizi ancak o sözünü ettiğim gizli acı, deneyimlerin karşısında, özellikle de gerçeğin karşısında duyarlı kılar. Bu konuma girdiğimizde, acının üretkenliğe

okumak için tıklayınız

Bay Keuner’in Öyküleri – Bertolt Brecht

Bertolt Brecht, ”Bay Keuner’in Öyüküleri”ni (”Geshichten vom Herrn Keuner”), ilk kez 1930 yılında, Berlin’de yayımlanlanmaya başladı ve bu yayın, yaşamı boyunca sürdü. Daha sonra bu öyküler, Brecht’in eserlerinin toplu basımlarında, düzyazılara ayrılan bölümlerde sürekli olarak yer aldı. ”Me-ti” gibi, bu öyküler de, gerçekte Brecht’in kendi dünya görüşünü, yaşamın türlü yansımalarına yedirerek dile getirdiği bir araç

okumak için tıklayınız

Bütün Filmleriyle Yılmaz Güney – Agah Özgüç

Yılmaz Güney: 53 yıllık kısa ömrüne tam 111 film sığdıran Türk sinemasının çirkin kralı; seyircinin gönlüne taht kurmasını sağlayan ilk dönem filmlerinin yanı sıra, gerçek sinemacı kimliğini oluşturduğu ”Acı”, ”Ağıt”, ”Umutsuzlar”, ”Umut”, ”Zavallılar” ve ”Arkadaş” gibi filmlerle, toplumsal duyarlılığını sinema anlayışının orta yerine yerleştiren bir devrimci tutum takınırken, ”İzin”, ”Sürü”, ”Yol” ve ”Duvar” gibi gerçekten

okumak için tıklayınız

Sanık – Yılmaz Güney

Sanık (1975), Yılmaz Güney’in “Selimiye Üçlüsü”nü oluşturan kitaplarından biri. 12 Mart döneminde opera binası ve tersane yangını olayları nedeniyle “sabotaj davası” sanığı olarak tutuklanan Yaşar Yılmaz’ın öyküsü. Bireyin yaşadığı durumlardan yola çıkarak yansıtmaya çalışıyor… Sanık, insanın dayanma, direnme gücünü, değişebilme gücünü, değişebilme durumunu, ayrıca yazarın bilinçlenme sürecini yansıtması açısından, Yılmaz Güney’in en başarılı romanlarından biridir.

okumak için tıklayınız

Boynu Bükük Öldüler – Yılmaz Güney

1971’de yayımlanıp 1972 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan “Boynu Bükük Öldüler”, Yılmaz Güney romanları arasında kuşkusuz en başarılısıdır. Toplumsal sorunları, özellikle kırsal kesim insanlarının dramlarını anlatma eğiliminin roman yazımına egemen olduğu, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Kemal gibi yazarların ustalık ürünlerini verdikleri, sosyalist düşüncelerin edebi alana yayıldığı bu yıllarda yazılan “Boynu Bükük Öldüler”, Halil

okumak için tıklayınız

Selimiye Mektupları – Yılmaz Güney

Sinema yönetmeni, oyuncusu, senarist ve öykü yazarı Yılmaz Güney’in Selimiye Mektupları, cezaevine girdiği 1972’den 1974?e kadar ki yazışmaları kapsamaktadır. Kitaptan Bölümler Ulaş Bardakçı 19 Şubat 1972’de öldürüldü. 17 Mart’ta ben yakalandım. Ulaş’ın ölümüyle yoğunlaşan baskılar,baskınlar,tutuklamalar, sonunda bana da ulaşacaktı; biliyordum. Yurtdışına çıkmayı hiç düşünmedim. “Kaçtı” desinler istemiyordum; yakalanmalıydım; gazeteler en açık biçimiyle, neler yaptığımı yazmalıydılar;

okumak için tıklayınız

Salpa – Yılmaz Güney ‘Arayışını inatla sürdüren bir delikanlı’

Yılmaz Güney’in ?Selimiye Üçlüsü? olarak adlandırılan “Sanık” ve “Hücrem” romanlarıyla birlikte “Salpa” da 1971-1973 tarihleri arasında yazılıp 1975’te art arda yayımlanmıştır. Yılmaz Güney’in deyişiyle; Salpa’nın kahramanı Mehmet Salpa, hayatın daraldığını hissedip taşradan İstanbul’a kaçan, umduğunu bulamayan, yoksulluğunu anlamlandıramayan; ama arayışını inatla sürdüren bir delikanlı.” Feridun Andaç, ?Salpa? için şu değerlendirmeyi yapar: ?Yılmaz Güney, bu ürünleriyle,

okumak için tıklayınız

Şolohov, Durgun Don ve Gelenek – İ. Leşnev

Sovyetler Birliği yazarları arasında Mihail Aleksandroviç Şolohov, yeteneğinin gücü ve parlaklığıyla, Rus ulusal karakterinin derin bilgisiyle ilk sırayı alır. Adı, 1945?te yaşamını yitiren Aleksey Tolstoy?un yanı sıra, Gorki ve Mayakovski?nin hemen ardından anılır. Bu arada Aleksey Tolstoy?un eski Rus yazarları neslinden olduğu ve bir sanatçı olarak geliştiği yılların devrim öncesine rastladığını belirtmeliyiz. 1917 yılı, onunla

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Hapishanelerinde Ödünç Hayatlar ? Yüksel Akkaya

“Mülklerinden edilen insanlar hiç bilmedikleri yeni mekanlara (kentler) koşarken, aynı zamanda yeni bir yaşama koşuyorlardı. Yani işçileştiriliyorlardı. Sahip oldukları tek şey kendi enerjileri (emek gücü) idi. Nesneleri dönüştüren, onlara biçim veren enerji (emek gücü) aynı zamanda işçileşmelerinin temel nedeni haline gelmişti. Çünkü birilerinin (kapitalistlerin) bu enerjilere ihtiyacı vardı. Karl Marx’ın emek gücü dediği bu enerji,

okumak için tıklayınız

?Marx?ın Kriz Teorisi? adlı kitaba dair ? Suat Kamil Aksoy

Simon Clarke gerçekten özenli bir çalışma yapmış. Ekonomi politik üzerine yazılan kitapların önemli çoğunuğunda yazarın kavrayışsızlığı göze çarpar. Bir emek harcanmıştır, ama yararsızdır ve dolayısı ile değersizdir. Bir de gereksiz düşünce dizileriyle okuyanın da zamanını boşa harcar. Simon Clarke hem ilgilendiği konuyu kısa sunmakla, hem de konuya ilişkin çok geniş bir yazın toplamını muhtemelen hiçbirşeyi

okumak için tıklayınız

“Yayla Çiçeği Kokuşlu Erdem’ime” – M. Şehmus Güzel

Bin çeşit renkle nakış işlemek / Yiğitliğin alıyla kederin karasıyla / acının sarısıyla, umudun mavisiyle /  şarkı söylemek….” İşte böyle: Şarkı söylemek “gönül haykırması” madem ki. Annesi Çerkes, anneannesi Çerkes ve maalesef tutucu; Tülay önce ana-babasına, aileye baş kaldıracak. Sonra bütün verili düzene, kurallar silsilesine. Annesiyle hesaplaşması ilginç. “O’nun hayalleri varsa, benim de var (*)…

okumak için tıklayınız

Bosman Kararlarının Futbola Getirdikleri ? Osman Bulugil

Futbolun belki de dönüm noktası olarak kabul edebileceğimiz Bosman Kuralları, 1990 yılında Belçika 1. Ligi?nde FC Liege takımında forma giyen M. Bosman?ın Fransız takımı Dunkirke?ye transfer olmak istemesiyle başladı. FC Liege Bosman için yüksek bir bonservis bedeli talep etti. Bosman, AB vatandaşlarının sahip olduğu iş aramak için serbest dolaşım hakkını engellediğini ileri sürerek Belçika Futbol

okumak için tıklayınız

Underground ya da Çağımızın Bir Kahramanı ? Vladimir Makanin

Çağdaş Rus edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Vladimir Makanin, yeraltı kültürünü temsil eden anti-kahramanı Petroviç’in realist portresi ile günümüz insan ve toplumunun psikolojik düzensizlik ve dengesizliklerini ortaya çıkartıyor. Yazarın en önemli eseri sayılabilecek “Underground ya da Çağımızın Bir Kahramanı”, varoluş, öz saygı ve özgürlük temalarını nükteli bir biçimde işlerken kendinden önce gelen klasik Rus

okumak için tıklayınız

Edebiyat Yarışmaları ve Dionisos Şölenleri? ? Hikmet Temel Akarsu

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizinden geçerken, kendisini içine düştüğü bataklıktan çıkarmak için ön şart ileri süren uluslararası para kuruluşları IMF ve Dünya Bankası her fırsatta içine düşülen krizin ekonomik değil, siyasi olduğunu hissettirmekteydi. Sadece söz konusu kuruluşlar değil, aynı zamanda gelişmiş Batı ülkelerinin Türkiye?ye destek vaadeden yöneticileri de siyasi partiler yasasında yapılacak değişikliklerle,

okumak için tıklayınız

Düşmemiş Bir Uçağın Karakutusu – Tülay German “Karanlık dünyaya ışık salan kız”

“Benim için şarkı söylemek: Sevincimi, kederimi, öfkemi, sevgimi, tüm duygularımı dinleyicinin önüne sermek… Bin çeşit renkle nakış işlemek… Yiğitliğin alıyla, kederin karasıyla, acının sarısıyla, umudun mavisiyle… Bir çeşit haykırış, ağlatı, özgürlük, coşkunluk… Sonu, sınırı olmayan bir zevk. Sesim ise, beni güzel’e, mut’a götüren bir araç, bir armağan.” Tülay German “Hem toplum, hem de birey olarak

okumak için tıklayınız

Dede Korkut’un Poetik Modernizasyonu – Yücel Kayıran

Enver Gökçe, 40 Kuşağı?nın kuyuya atılmış Yusuf?udur. Türk şiiri ortamında, Enver Gökçe?den bahsedilirken, sanki eğitimsiz bir köylüden bahseder gibi bahseden bir söylem yaygındır. Oysa 1940 Kuşağı?nın üniversite mezunu olan iki şairinden biridir Enver Gökçe. DTCF?nin Türkoloji bölümünü 1948?de bitirir. Bitirme tezi, kırk yıl sonra da değerini yitirmemiştir ve Eğin Türküleri adıyla, ölümünden sonra yayımlanır. Enver

okumak için tıklayınız

Charles Darwin / Türlerin Kökeni (Manga) – East Press

Yordam Kitap, Marx?ın temel eseri Kapital?in manga (çizgi roman) uyarlamasından sonra bir başka çığır açıcı klasik olan Türlerin Kökeni?nin mangasını yayınlıyor. Charles Darwin?in büyük eseri Türlerin Kökeni, bilimde devrim yaratmış, binlerce yıllık tabuları yıkarak evrim biliminin temelini atmıştır. Aradan geçen 150 yılda, Darwin?in teorisi, yeni bulgu ve kanıtlarla güçlendi. Ama yaratılışçılık da, bilimin kanıt ve

okumak için tıklayınız