Beyaz Zenciler – İngvar Ambjörnsen ‘imkansızın kıyısında öfkeli ve eğri bir hayat’

1986 yılında yayınlanan Beyaz Zenciler ile yazın hayatının en büyük başarısını yaratan İngvar Ambjörnsen bu romanında, egemen sistemin nosyonlarına isyan edenlerin, hayatın kıyısında yaşayıp bir türlü içine giremeyenlere nanik yaparak uçuruma ramak kalanların, özgürleşenlerin hüzünlü öykülerini anlatıyor.
Beyaz Zenciler uyku tulumları, sırt çantaları ve bira kasalarıyla Çingene hayatı yaşayan dumancılar, beyazcılar, asitçilerdir… Beyaz Zenciler şairdir, çılgındır, düş kurmayı ve küfretmeyi severler: Onları en iyi polisler tanır!… Beyaz Zenciler mahkum edildiğimiz rezil, yoz televizyon dizilerine benzeyen hayatlardan, eğitim, kariyer, başarı ve benzeri cüce düşüncelerden nefret ederler… Beyaz Zenciler sevgi edebiyatı yapmazlar, severler: Bütün enerjilerini kendilerini garantiye almak için harcayanların hiçbir zaman anlayamayacağı kadar çok severler… Beyaz Zenciler gerçekten “düzen karşıtı”dırlar, tüm ideallere ve

Devamını oku

Yalnız Taşlar Ağlamıyor Burda – Nikolay Alekseyeviç Nekrasov

Lirik şiirleriyle ilgi çeken Nikolay Alekseyeviç Nekrasov, 19. yüzyıl Rusya?sının önemli şairlerinden. Kitapta yer alan ?Savaş Anneleri?nden bir alıntı: ?Baktıkça savaşın korkunçluğuna/ Her yeni kurban alışında bir çarpışmanın/ Ne dostlardır acıdığım, ne asker dulları,/ Ne de kendisi ölen kahramanın…/ Ah, kadın
bulur bir avuntu gönlüne,/ Ve en iyi dost unutur dostunu;/ Yapayalnız bir yürek var ki bir yerde ama,/ Unutmaz girinceye dek mezara!/ Biz ikiyüzlülerin günlük işleri/ Ve onca bayağı, sıradan şeyler arasında/ Baktım göz ucuyla şu dünyada birilerinin/ Yürekten süzülen kutsal gözyaşlarına/ Gözyaşlarına yoksul
annelerin! (…)?
“N.A. Nekrasov XIX. yy. Rus şiirinin dingin atmosferine taze bir soluk, diri bir kan getiren ve gerçek anlamda putları ve tabuları yıkan şair olarak ortaya çıkmıştır. Puşkin ve Lermontov geleneğine bağlı kalmakla birlikte,

Devamını oku

Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır? – Ahmet Say

Ahmet Say kapsamlı çalışması ?Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır??da, müzik sanatının temel bilgilerini rahat okunan bir dille anlatıyor. Yazarının ?Halk kitabı? olarak tanımladığı çalışma, müzik bilgisini geliştirmek isteyen okurlar için rehber bir eser olmayı amaçlıyor. Kitapta, müziğin ne olduğundan müziğin malzemelerine; müziğin rönesans, barok, klasik, romantik ve modern dönemlerinden Türkiye?de çoksesli müziğe; caz müziğinden halk müziğine kadar birçok konu bulunuyor. Kitap, Müzik bilgisini geliştirmek isteyenlere ziyadesiyle hitap edebilecek nitelikte.
Müzik eğitimcisi ve müzik yazarı Ahmet Say, çeşitli ödüller kazanan beş edebiyat eserinin ve konservatuarlar ile üniversitelerin müzik bölümlerinde temel eser olarak okutulan müzik kitaplarının yazarıdır. Ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say?ın babasıdır.

*”Ahmet Say ?Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır? ?adlı kitabında

Devamını oku

Tarihte Bilim 2 cilt – J. D. Bernal

J. D. Bernal?in uzun ve özverili çalışması ?Tarihte Bilim?de, ilk insan topluluklarından 20. yüzyılın ortalarına kadar bilim-teknik ve toplumsal yaşam arasındaki ilişkiyi tarihsel olarak inceliyor. Kitap, bilimin bugünkü durumunu anlamamız açısından öğretici bir çalışma. Aynı zamanda geleceğe dair de hayal kurabilmemizin önünü açıyor.
Bilim ve teknikteki gelişmeler baş döndürücü. Onlarca yayın ve makale her gün yeni gelişmelerle dolu. Gazete köşeleri, bilim dergileri ve televizyondan bu gelişmeleri takip etmek mümkün. İnternet ise bu alanda sınırsız imkânlar sunuyor. Ancak bu cephede her şeyin sorunsuz ilerlediğini söylemek fazla iyimserlik olur… 20. yüzyıl, bilim ve teknikteki ilerlemelerin hiç olmadığı kadar hızlı geliştiği bir çağ olarak diğer dönemlerden ayrılır. Bilimin sayısız kola ayrılması ve bu durumun kaçınılmaz olarak uzmanlaşma alanları

Devamını oku

Kusma Kulübü – Mehmet Eroğlu

Mehmet Eroğlu’nun medya ve popüler kültürü sert bir biçimde eleştirdiği sekizinci romanı Kusma Kulübü Şubat 2004’de yayımlandı. Eroğlu, tabiri caizse, magazin kültürünün, medyanın ve ??bu gezegenin üstündeki en tehlikeli hastalık” olarak tanımladığı zenginliğin üzerine kusuyor. Kusma Kulübü; ??Hayat mutlu olmak içinmiş! Benimki mutsuzluğuma alışmaktan ibaret” cümleleriyle başlıyor. Kitabın kahramanı Umut, İstanbul’u terk etmeye karar verdiği gece, matematik olimpiyatlarına katılmış, garip bir gizli örgütün başkanlığını yürüten ve hayatını tümüyle değiştirecek olan Nihan ile tanışıyor. Sonrası günümüzün tüketim ve Televole kültürü ortamında bir başkaldırış ve ??varkalış”tan ziyade ??varoluş” öyküsü.
*?Hayat mutlu olmak içinmiş! Benimki mutsuzluğuma alışmaktan ibaret. Eğer hayat ölümümüze doğru akan uzunluğu belirsiz bir ırmaksa bana ait olana hiç bir kolun bağlanmadığını da söylemeliyim: Dar kanyonların

Devamını oku

Sevgi Soysal’ın Hayatı

Bu yazı, Sevgi Soysal’ın edebiyatını, edebi formlar açısından yepyeni bir bakışla ışıtmak ya da bilinen pırıltılarını temize çekmek amacıyla yazılmadı. Cemre çoktan düştü çünkü. Soysal’ı beraberinde getirdiği bahar, yaza evrilmeden kaybettik. Geriye kitapları kaldı, 40 yıllık ömrünü paylaştığı, yazdığı, yaşadığı kadınlar… Kendisinin çok özel ve farklı kadınlığı… Sanki lise bittikten yıllar sonra sınıf arkadaşlarıyla bir kır kahvesinde buluşur gibi yazdım, eksiklerle, eskilerle, ‘kadın ve yazar’ Sevgi Soysal’ı, Sevgi Soysal kadınlarını… Böyle ve hepsi bu işte. Yüklü anlamları sırtlayan satırlar yok. Üfürükten teyyare edebi aforizmalar… Eleştirinin haddimi aşacak bileyli bıçağı da… Sevgi Soysal’ın kadınları buluştuk, o kadar.
İtiraf etmeli; hiç kolay değildi. Yazı konusu olan, daha ’60’lı yıllarda hem ideolojik hem cins bilinci gelişmiş, var oluşunun hayatla – düzenle değil – oryantasyonu için bireysel ve toplumsal kaygılar taşımış

Devamını oku

Yenişehir’de Bir Öğle Vakti – Sevgi Soysal

Sevgi Soysal, 1974 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazanan Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’nde, çok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hiç zorlanmadan edebiyata aktarmış gibidir.
Gözlemlediği alabildiğine gerçek insan portrelerini, birbirinden kopukmuş gibi duran hayatlarından alıp, zekice bir kurguyla buluşturur. Bu çerçevenin içine de, Ali, Doğan ve Olcay’dan oluşan bir üçgen kurar; o dönemin sorularını, abi-kardeş, arkadaş ve sevgililik ilişkileri üzerinden yansıtır. Ve ortaya, insanın “sol” tarafını sağlam kılan bir roman çıkar.

“Ama Sevgi´yi, Sevgi Soysal yapan, ne yazık ki 12 Mart dönemi oldu. 12 Mart dönemini her bakımdan en yoğun biçimde yaşayan Sevgi Soysal, 12 Mart sonrasında yayımladığı “Yenişehir´de Bir Öğle Vakti” romanıyla edebiyatımızın vazgeçilmez, başarılı imzalarından biri oluverdi.”
Erdal Öz – Cumhuriyet, 27 Kasım 1976
“Sevgi Soysal, Türk edebiyatına, hikayeleri ve romanlarıyla alışılmamış yepyeni

Devamını oku

Blonski ve Eğitim ? Emrah Motuğan

Sovyet pedagoji ve psikolojisinin çok yönlü ve etkin temsilcilerinden biri olarak Pavel Petroviç Blonski 14 mayıs 1884?te doğdu. Kiev üniversitesinde psikoloji felsefe ve tarih dersleri aldı. Blonski?nin insanları tanıma ve anlama merakı onun psikoloji ile uğraşmasına ve bu alanda eğitim almasına neden olur. Ancak umduğunu bulamaz. Otobiyografisinde ??psikolojinin beni insanların karakterini ve davranışlarını anlayabilecek duruma getireceğini ummuştum. Fakat o zamanlar hiçbir sömürücü toplumun böyle bir psikolojiye tahammül edebileceğini bilmiyordum. Çünkü sömürücünün ve yandaşlarının ve karakterlerinin herkesçe bilinmesi asla onların yararına değildi Beklediğimin aksine ruhun özü psişik nedensellik v.b gibi daha az ilginç olan sorunlarla karşılaştım.?? diyen Blonski psikoloji ile olan bağlarını koparır. Felsefe ile özellikle de felsefe tarihi ile uğraşmaya başlar. 20.yy felsefesini anlamada G.Berkley ve Kant?ın özellikle de Platin’in potansiyel madde anlayışından etkilenir ancak idealist felsefenin etkisinden kurtulamaz.
Pedagoji eğitimi dediği yıllarda (1908-1914) pedagoji alanına ilişkin

Devamını oku

Anılarım – Andrey Andreyeviç Gromıko

Andrey Gromıko, Sovyetler Birliği?nin en uzun süre görev yapan Dışişleri Bakanı. Bizzat kendisinin Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği?ne önerdiği Mihayil Garbaçov tarafından bu görevden alınıp sembolik değer taşıyan Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanlığı?na getirildikten bir süre sonra emekliliğini istedi. 1989?daki ölümü, onu, yaşamı boyunca uluslararası alanda temsil ettiği ve uğruna nice zorlu diplomatik hesaplaşmadan başarıyla çıktığı ülkesinin yıkımını görmekten kurtardı.

Emekliliğinde kaleme aldığı Anılarım, geride bıraktığımız yüzyılın kritik evrelerine ilişkin önemli ipuçları sunuyor. İkinci Dünya Savaşı, Soğuk Savaş ve Detant (yumuşama) dönemlerinde SSCB?nin başta ABD olmak üzere, diğer ülkelerle ilişkisine birinci elden tanıklık eden Gromıko, Stalin ve diğer Sovyet liderleri hakkındaki değerlendirmelerinin yanı sıra, aralarında Türkiye?nin de olduğu birçok ülkeye ilişkin gözlemlerini de

Devamını oku

Emrah Motuğan

Yazarın Yazıları Blonski ve Eğitim Oblomovluk nedir? Zülfü Livaneli’nin ‘3G?li 4 Köşeci Özgürlük’ Anlayışı Taksim Anıtı?nın Bilinmeyen Yönü Yazarın İletişim Adresi emotugan@hotmail.com

Kum Saatinde Kumkapı ? Jaklin Çelik

Jaklin Çelik’in ?Kum Saatinde Kumkapı? adlı öykü kitabında on bir öykü yer alıyor. Genellikle yazarın da mensubu bulunduğu Ermeni cemaatine dair öyküler bunlar. Basit, sıradan insan yaşamlarını, gündelik yaşantının tekdüzeliği içerisinde işlemiş Jaklin Çelik. Zaman zaman Türkler ve Kürtler de katılıyorlar öykülere, ama etnik kimliklere yönelik bir vurgu yapmıyor yazar. Aslında öykülerde yer alan karakterlerin isimleri Kayane, Azat, Arşaluys, Onnik veya Yerçenik olmasa, Anadolu?da yüzlerce yıldır yaşayan bu etnik gurubun gündelik yaşantılarını Ahmet?lerden, Hasanlar?dan, Ayşe?lerden, Fatma?lardan ayırmak da mümkün olmayacaktı.
Zaten nasıl mümkün olabilir ki koskoca İstanbul?un giderek yoksullaşan bir semtinde geçim sıkıntıları içerisinde ayakta kalma savaşı veren insanların farklılaşması? ?Deniz Mıgırdiç?in, Gökyüzü Sarkis?in? öyküsündeki Balıkçı Mıgırdiç ve Demirci Sarkis gibi, her yerde aynı şekilde yaşlanıp, geçmişi özlemle anmıyor mu insanlar? Veya ?Kadınlar Koğuşu?nda

Devamını oku

Mimoza’da Elli Gram – Cemil Kavukçu

Cemil Kavukçu’nun 2007 yılında yayımladığı Mimoza’da Elli Gram adlı öykü kitabı üç bölümden ve 15 öyküden oluşuyor.
“Mimozada Elli Gram”, taşrayı anlatan bir öykü kitabı. Evet, alkolikler ve tutunamayanlar ya da tutunmayanların, edebiyatçıların çokça ilgisini çeken dünyası var yine karşımızda.
Ama bu kitabı okudukça, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına, ne taşranın ne de orada yaşayanların aslında sadece taşra ya da taşralı sayılamayacağına tanıklık yapıyor insan. Tuhaf, büyülü bir dünyanın içine sokuyor bizi yazar, hüzünlü olduğu kadar eğlenceli olaylar ve birbirinden ilginç karakterlerle, edebiyatın olanaklarını sonuna kadar götürerek…
Zamanın yavaşladığı, çılgın kalabalıktan, karmaşadan ve gürültüden uzak, Apolyont Gölü’ne yakın bir yer midir sadece kitapta geçen İkizce Köyü? Kitap böyle bir betimlemeyle başlıyor, “İkizce” öyküsünde. Yazarımızın o köye gelişinin nedenini ve köyü betimlemesini okuyoruz önce. Köyün doğasını,

Devamını oku

?Kiralık Ev? adlı öykü ? Jaklin Çelik

Genç kadın, cumbalı ahşap evin önünde durdu. Dört katlı binayı aşağıdan yukarıya süzdü. Elini tuttuğu çocuk, iki kanatlı tahta kapının önünde ufacık kalıyordu. Kadın, “Herhalde burası.” diye düşündü. Kapının yanındaki ipi iki defa çekip bıraktı; çıngırak üç dört defa vurdu. Çocuk, gözlerini ipe dikti, bütün çabalarına rağmen sesi çıkaran çıngırağı göremedi.

Alelacele üstüne başına son bir çekidüzen verdi genç kadın. Çocuğun cebindeki mendilin yerinde durup durmadığını kontrol etti.

“Burnun akarsa sil kızım, olur mu?”

Çocuk; “olur” dercesine başını salladı. Elini cebine sokup mendilini sıkı sıkıya tuttu.

Çok geçmeden, geniş, kocaman tahta kapı önce “şlink” sonra “şlank” sesiyle

Devamını oku

Jaklin Çelik ‘in Hayatı

1968 yılında Diyarbakır’da doğan Jaklin Çelik, 1970 yılında ailesiyle İstanbul?a yerleşti. Gedikpaşa?daki Surp Mesropyan Ermeni İlkokulu?nda ve Çemberlitaş Kıs Lisesi?nin orta kısmında okudu. Daha sonra iş hayatına atıldı. 1996 yılından itibaren Türkiye?deki çeşitli dergi ve gazetelerde (Öküz, Fesat, Varlık, Haliç Edebiyat) öykü ve söyleşileri yayınlandı. 1997 yılında İstanbul?da Ermenice-Türkçe yayımlanan Agos Gazetesi?nde basın yayın sayfası editörlüğü ve köşe yazarlığı yaptı. 1997 yılında Varlık Yayınları tarafından düzenlenen Yaşar Nabi Nayır Öykü Yarışması?nda ilk dörde girerek ?dikkate değer? seçildi. 2000 yılında ilk öykü kitabı ? Kum Saatinde Kumkapı? Aras Yayınları tarafından yayımlandı.
2000 yılından itibaren Türkiye?de bir sivil toplum kuruluş olan Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı?nda dönem dönem Kurum tarihi projelerinde araştırma ve sözlü tarih çalışmalarında yer alıyor. 2002 yılında

Devamını oku

Belleğin Kış Uykusu – Mehmet Eroğlu

“Mehmet Eroğlu ‘Belleğin Kış Uykusu’nda, tartışmak istediği sorunsalı uzun diyaloglara döküyor ve zaman zaman edebiyatla felsefe arasındaki sınırı silikleştiriyor. Yazar ortaya sarsıcı bir roman çıkarmış.
Mehmet Eroğlu, yeni romanında alışılageldik hikâye yapısını değiştirmiş. Daha önce sürükleyici, hatta polisiyelerin alanına giren izlekler takip eden hikâyeleriyle tanıdığımız yazar, bu kez gerçeküstü bir dünyanın, bir rüyanın, felsefi bir tartışmanın içine sokuyor okuyucusunu. Zamanın ve mekânın silikleştiği, tuhaf insanlar ve ancak roman sonunda aydınlanacak tuhaf olaylarla dolu bir tren yolcuğuna çıkıyoruz…
Sabah uyandığında ismini, yüzünü, nerede olduğunu hatırlayamayan, “belleği onu hafifmeşrep bir sevgili gibi terk etmiş” bir adamın bakış açısından anlatılıyor hikâye. Gözlerini açtığında ilk gördükleri kucağındaki açık kitap, kimin tarafından, ne zaman hazırlandığını hatırlamadığı bir bavul, onun üstünde bir uyarı işareti gibi duran sarı bir zarf,

Devamını oku

Vedat Türkali Ansiklopedisi / Abdülkadir Pirhasan Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey – Emin Karaca

Emin Karaca’nın ‘Vedat Türkali Ansiklopedisi / Abdülkadir Pirhasan Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey’ başlığını taşıyan titizlikle hazırlanmış eseri, Vedat Türkali?nin hayatının bütün dönemlerini, Sivas?ın Kökçüoğlu Mahallesi?nden başlayarak ayrıntıyla sergiliyor. Ünlü yazarın siyasi dünyadaki konumunu belirlemesini; sinemayla paralel giden ‘Bu Ölü Kalkacak’, ‘141. Basamak’ gibi ses getiren eserlerle tiyatro yazarlığını ve Türk romancılığında ‘Bir Gün Tek Başına’, ‘Mavi Karanlık’, ‘Güven’ gibi klasikleşen eserlerinin oluşumunu ve şairliğini; ailesi, mücadele arkadaşları ve dostları vasıtasıyla öğrenerek A?dan Z?ye okurlara sunuyor. 87 yaşında olan Vedat Türkali?nin kendi anlatımları başta olmak üzere birçok yazılı, basılı, sözel kaynaktan faydalanan Emin Karaca?nın eserinde Vedat Türkali hakkında

Devamını oku

Geç Kalmış Ölü – Mehmet Eroğlu

Geç Kalmış Ölü, Mehmet Eroğlu’nun ilk romanı Issızlığın Ortası’nın kahramanı Ayhan’ın 1971 yılında kaybolan arkadaşı Zafer’i dört yıl sonra, 1. Milliyetçi Cephe Hükümetinin kuruluş arifesine rastlayan günlerdeki arayışının öyküsüdür ve bu özelliği nedeniyle ilk romanını bütünleyen bir kitaptır. Ankara’dan Gaziantep’e, oradan Suriye ve Antakya’ya uzanan -aslında Ayhan’ın yazgısını da belirleyecek- bu arayış İskenderun’da sona erer. Roman, Ayhan’ın 19 Nisan gecesinde, bir otel odasında, onu yurt dışına götürmek için limanda bekleyen bir şilebe binmemek için direnirken, geriye dönüşlerle hatırladığı İskenderun’daki 15 günün resmi geçididir. Geç Kalmış Ölü, bir anlamda romanın son satırlarıyla, -sabaha karşı- Ayhan’ın vereceği kararın hemen öncesinde başlar ve gergin bir kaç saatin ardından, tekrar aynı satırlarla buluşarak sona erer. Ancak Mehmet Eroğlu bu kısa süreye -ustaca kullandığı geriye dönüşlerle- Zafer’in gizemli kayboluşunun sırlarını araştırdığı Antakya ve İskenderun’daki 2 haftanın yanı sıra, Ayhan’ın kendi yazgısıyla ilgili karar sürecini de

Devamını oku

Düş Kırgınları – Mehmet Eroğlu

Mehmet Eroğlu’nun kitabı ‘Düş Kırgınları’nda, 12 Mart darbesi sonrasına odaklanıyor ve geçmişle ilişkisi acılı insanların hikâyesini anlatıyor. ‘Düş Kırgınları’, okuyucuyu kolayca etkisi altına alan başarılı bir roman.
Düş Kırgınları, Mehmet Eroğlu’nun dokuzuncu romanı. 1984-1994 yılları arasında yayımlanan ilk beş romanında ağırlıklı olarak 68 kuşağı devrimcilerinin savrulup giden hayatlarına ilişkin hikâyeler anlatmıştı. Ancak bu romanlar barındırdıkları gerilimli ve esrarlı atmosferleriyle politikadan çok polisiyeye yakın duruyorlardı. Son dört romanı 2000’li yıllarda yayımlandı. İlkini, Yüz: 1981’i bir geçiş romanı olarak görüyorum. İkinci dönem romanlarının, belki de kariyerinin en iyisi Zamanın Manzarası’nda ise, siyasi ve toplumsal tarihle bireylerin kaderleri arasındaki ilişkiyi çok iyi yakalamıştı Eroğlu. Toplumsal meselelere yönelik keskin bir gözlem ve şiddet dolu bir eleştiri barındıran Kusma Kulübü de, Fransız ‘kara roman’larını hatırlatan kurgu ve atmosferiyle

Devamını oku

Mehmet Eroğlu ‘nun Hayatı

2 Ağustos 1948 tarihinde İzmir’de doğan Mehmet Eroğlu, çocukluk yıllarını edebiyat öğretmeni olan babası Faik Eroğlu’nun görev yaptığı Osmaniye ve Aydın’da geçirdi. Babasının tayin olduğu şehirlerden Uşak’ta başlayan ilköğrenimini kısa bir süre Edremit’te sürdürdükten sonra, ilk okulu 1960 yılında İzmir Karşıyaka’daki Ankara İlk Okulunda tamamladı. Aynı yıl -şimdiki adı Bornova Anadolu Lisesi olan- İzmir Maarif Koleji sınavını kazanan Mehmet Eroğlu, 7 yıl süren bir yatılı öğrencilik döneminin ardından 1967 yılında bu liseden mezun oldu ve aynı yıl ODTÜ Müh. Fak. İnşaat Mühendisliği Bölümüne girdi. Öğrenci derneği başkanlığını yaptığı bu fakülteden de 1971 yılında, 12 Mart Darbesi ardından kurulan sıkıyönetim mahkemesinde yargılanmasına başlandığı sırada mezun oldu.
Mehmet Eroğlu, iki yıl süren

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme