Ateşi Çalmak (5. Cilt) İkinci Keman – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “İkinci Keman” alt başlığını taşıyan beşinci cildinde, Engels’in Marx’ın ölümünden sonraki hayatı ekseninde dönemin toplumsal atmosferi canlandırılıyor ve güçlenen Alman sosyal demokratlarına kadar belli başlı olaylara yer veriliyor. Ve devrimci hareketin önde gelen simaları: Lafargue, Liebnecht, Kautsky, Clara Zetkin, Vera Zesuliç, Plehanov ve ötekiler… Bu son ciltle, büyük buluşların, köklü dönüşümlerin, ışığı bize ulaşan büyük beyinlerin çağı olan XIX. yüzyılın canlı tablosu tamamlanmış oluyor.
Ateşi Çalmak, Karl Marx ve dönemin belgesel romanıdır. Tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan bu büyük eser, biyografik bir romanın alışılmış sınırlarını aşan bir konu ve ayrıntı zenginliğine sahiptir. Sovyet araştırmacı ve yazar Galina Serebryakova, XIX. yüzyılın büyük işçi mücadelelerini, bu mücadelenin ortaya çıkardığı sınıf önderlerini, teorisyenleri ve örgütçüleri, tümüyle belgelere dayanan bir roman

Devamını oku

Ateşi Çalmak (4. Cilt) Yaşamın Doruğu – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Yaşamın Doruğu” alt başlığını taşıyan dördüncü cildinde, Uluslararası İşçi Birliği-Enternasyonal’in kuruluşundan Marx’ın ölümüne kadar uzanan dönemin belli başlı olayları ile Marx ve Engels’in bu dönemdeki etkinlikleri anlatılıyor. Ve en başta da işçi sınıfının görkemli kalkışması Paris Komünü ile Marx’ın temel eseri olan Kapital’in yazılış süreci ve yankıları…
Ateşi Çalmak, Karl Marx ve dönemin belgesel romanıdır. Tamamı dört cilt halinde yayına hazırlanan bu büyük eser, biyografik bir romanın alışılmış sınırlarını aşan bir konu ve ayrıntı zenginliğine sahiptir. Sovyet araştırmacı ve yazar Galina Serebryakova, XIX. yüzyılın büyük işçi mücadelelerini, bu mücadelenin ortaya çıkardığı sınıf önderlerini, teorisyenleri ve örgütçüleri, tümüyle belgelere dayanan bir roman kurgusu içinde anlatmaktadır. Serebryakova, araştırmalarını, yalnızca Sovyetler Birliği

Devamını oku

Ateşi Çalmak (3. Cilt) Sınamalar – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Sınamalar” alt başlığını taşıyan üçüncü cildinde, 1848 devrimlerinin yenilgisinden I. Enternasyonal’in kurulduğu 1864 yılına kadar uzanan Avrupa çapında koyu bir gericilik ve işçi hareketinde durgunluğun egemen olduğu dönem, belli başlıu özellikleri ve olaylarıyla canlandırılıyor. Bu yıllar, Marx’ın temel eseri Kapital’in yazılış sürecini de kapsıyor.
Ateşi Çalmak, Karl Marx ve dönemin belgesel romanıdır. Tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan bu büyük eser, biyografik bir romanın alışılmış sınırlarını aşan bir konu ve ayrıntı zenginliğine sahiptir. Sovyet araştırmacı ve yazar Galina Serebryakova, XIX. yüzyılın büyük işçi mücadelelerini, bu mücadelenin ortaya çıkardığı sınıf önderlerini, teorisyenleri ve örgütçüleri, tümüyle belgelere dayanan bir roman kurgusu içinde anlatmaktadır. Serebryakova, araştırmalarını, yalnızca

Devamını oku

Ateşi Çalmak (2. Cilt) Fırtınanın Ortasında – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Fırtınanın Ortasında” alt başlığını taşıyan ikinci cildinde, Marx ve Engels’in birlikte mücadeleye karar verdikleri andan başlayarak, 1848 devrimleri sonrasına kadar uzanan çalkantılı dönem anlatılmaktadır. O tarihsel anda, boydan boya bir “devrim kıtası” görünümü kazanan Avrupa’nın tüm devrimci karakteristikleri, 1848 Devrimi’nin ekseninde anlatılmaktadır.
Ateşi Çalmak, Karl Marx ve dönemin belgesel romanıdır. Tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan bu büyük eser, biyografik bir romanın alışılmış sınırlarını aşan bir konu ve ayrıntı zenginliğine sahiptir. Sovyet araştırmacı ve yazar Galina Serebryakova, XIX. yüzyılın büyük işçi mücadelelerini, bu mücadelenin ortaya çıkardığı sınıf önderlerini, teorisyenleri ve örgütçüleri, tümüyle belgelere dayanan bir roman kurgusu içinde anlatmaktadır. Serebryakova, araştırmalarını, yalnızca Sovyetler Birliği

Devamını oku

Ateşi Çalmak (1. Cilt) Karl Marx’ın Gençliği – Galina Serebryakova

Galina Serebryakova’ nın tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan Ateşi Çalmak eserinin “Karl Marx’ın Gençliği” alt başlığını taşıyan ilk cildinde, Karl Marx’ın çocukluk ve gençlik yılları anlatılmaktadır. Ve aynı dönemin, büyük mücadeleleri; “Çalışarak yaşamak ya da savaşarak ölmek” sloganıyla barikatlar kuran işçilerin ve zanaatçıların, proletaryanın bağımsız bir sınıf olarak ortaya çıkışını temsil eden, 1831 Lyon Ayaklanması…
İngiltere’de, görkemli bir ayaklanma havası içinde, milyonlarca işçi ve emekçiye “Halk Fermanı’nı imzalatan Chartistler…
Almanya’da Hessen Prensliği’nde, “Kulübelere Barış, Saraylara Savaş!” şiarıyla eyleme geçen proleterler ve köylüler…

Ateşi Çalmak, Karl Marx ve dönemin belgesel romanıdır. Tamamı beş cilt halinde yayına hazırlanan bu büyük eser, biyografik bir romanın alışılmış sınırlarını aşan bir konu ve ayrıntı zenginliğine sahiptir. Sovyet araştırmacı ve yazar Galina Serebryakova, XIX. yüzyılın büyük işçi mücadelelerini, bu mücadelenin ortaya çıkardığı sınıf önderlerini, teorisyenleri ve örgütçüleri, tümüyle belgelere dayanan bir roman kurgusu içinde

Devamını oku

Pugaçev İsyanının Tarihi, Alexsandr Sergeyeviç Puşkin

Alexsandr Sergeyeviç Puşkin’in 1834 yılında yazdığı Pugaçev İsyanının Tarihi adlı romanı, Romanof hanedanlığının çöküş sürecini anlatan en önemli çalışmalardan biridir.
Kazak köylü lideri Pugaçevin çarlık yönetimine başkaldırısının destanı olan elinizdeki roman, bir yanıyla da bugünün isyancılarına seslenmektedir. Bugün Kolombiya’da FARCı, Meksika’da Zapatistleri, Brezilya’da Topraksız Köylüler Hareketini anlamak; buradaki Pugaçevleri görmek ve kavramak, dünü bilmekten geçiyor.
Dünün çarları ?Bir cani olan Pugaçevin tarihi olmaz? derken aslında yoksulların ve ezilenlerin tarihi olmaz demekteydi. Bugünün çağdaş çarları da aynı şeyleri söylemektedir.
Ama Pugaçevler Meksika’da Marcos, Kolombiya’da Marulando, Fransa’da Jose Bove olarak yeniden doğmaktadır. Çünkü tarihi yapanlar iktidar olanlar değil, muktedir olanlardır.
19. Yüzyıl’a gelindiğinde Kazak toplulukları 11 gruptan oluşuyordu. Doğu’ya doğru yayılan Kazaklar, Sibirya’ya ilk yerleşen topluluklardan birisi olmuştu. Zaporog Kazakları, bugünkü Ukraynalıların atalarıdır. 18. Yüzyıl başlarından itibaren tamamıyla Rus idaresine giren Kazaklar, bu devlete karşı bazı askeri yükümlülükler karşılığında özerkliklerini bir süre korudular. Ancak 34 yıl iktidar olan Çariçe

Devamını oku

Trieste?ye Bir Komün – Serdar Koçak

*Trieste?ye Gidecek, Bir Koy Satın Alacaktık?
Şair değilim, hiç yazmadım demiyorum, ama işte o kadar. Şiirden pek anladığım da söylenemez. Yıllar boyunca zaman zaman Nazım Hikmet?i okuduğum, birçok boyutuyla tekrar tekrar takdir ettiğim olur; Edip Cansever?i ayrı yere koyarım, Atilla İlhan?ı sevdiğimi söyleyebilirim. Belki başka birkaç tane daha şair ismi sayabilirim. Hiç birinin dizelerini ezbere bilmem. Lise birdeyken Salkımsöğüt şiirini ezberlemiştim, hocam o olmaz dedi, ben de onun yerine Adiloş Bebe?yi yutturdum. O zamanlar öyleydi, kendiliğinden bu şiirlerle buluşmak mümkündü. Şimdi daha zor. Hem yazılanı bulmak, yazılanla buluşmak, hem de kendiliğinden ezberleyecek lise öğrencisi bulmak.

Dün Serdar Koçak, ki eski, eski arkadaşımdır, o zamanların tüm garipliğine karşın eski günlerimizi hatırlamak bana zevk verir, yeni kitabını verdi, Trieste?ye Bir Komün. Bir şair ve bir şiir kitabı hakkında yazmak

Devamını oku

Felsefe İncelemeleri – Karl Marx, Friedrich Engels (Çeviri: Cem Eroğul)

Bu kitap, tarihsel maddecilik görüşünü, özgün metinlere dayanarak görece küçük oylumlu bir kitap içinde, olabildiğince varsıl bir biçimde sunmayı amaçlıyor. Bundan yaklaşık yarım yüzyıl önce Fransız Marksist Emile Bottigelli tarafından gerçekleştirilen bu derleme, Karl Marx ile Friedrich Engels’in bu konuda kaleme aldıkları en ünlü metinlerinden yapılmış bir seçme niteliğinde. Metinlerin bir bölümü, zamanında kitap ya da makale olarak yayınlanmış, bir bölümü el yazması olarak kalmış, bir bölümü ise mektup parçaları.
Okurun burada yanıtını bulacağı önemli soruların birkaçı şöyle sıralanabilir: Marx ile Engels, Hegel’in diyalektiğini nasıl anlamışlar ve nasıl kullanmışlardır? Feuerbach düşüncesinde en çarpıcı örneğini bulan metafizik maddeciliğin, toplumsal bir varlık olarak insanı kavrayışındaki temel eksiklik nedir? Diyalektik maddeciliğin doğa bilimleri ile tarih bilimleri anlayışı nedir? Toplum bilimlerinde

Devamını oku

Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim – Richard Gott. El pueblo unido jamas sera vencido: Birlik olmuş bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.

*?Hugo Chavez, ilginç ve önemli bir kişilik, yüreği halkının çıkarları için atan namuslu bir adam, ülkesinin tarihini daha iyi yönde değiştirmeyi uman bir kişi olduğunu açıkça gösterdi? diyor Gott. Fakat geçen yarım yüzyılda ABD bu kıtada ve tüm dünyada öyle yöntemler denedi ki Bolivarcı Devrimin büyük bir risk ve tehdit altında olduğunu düşünmemek elde değil.

Her şey on dokuz yıl önce Karakas?ın bir kenar mahallesinde, o sabah otobüsle işlerine gidecek olanların bilet ücretlerinin iki katına çıkarıldığını öğrenmeleriyle başladı. Protestolar kısa sürede alevlenerek Venezüella?nın öteki kentlerine sıçradı; otobüsler devrilerek yakıldı; dükkânlar ve süpermarketler yoksul ve kızgın gençlik çetelerince yağmalandıktan sonra bu başıboş şiddet ve yağma, askerlerin hareket eden her şeyi vurmalarıyla bastırıldı. Yalnızca Karakas?ta öldürülenlerin resmi sayısı 372 olarak geçti kayıtlara; fakat doğruya yakın sayı iki binin üzerinde tahmin ediliyor.
1989 yılının Şubat ayında meydana gelen ve Caracazo adı verilen bu kendiliğinden patlama, IMF güdümlü hükümeti gafil avladığı kadar

Devamını oku

Mizahın dünyaca ünlü ustası Nasreddin Hoca – Barış Yıldırım

800. doğum yıldönümü nedeniyle Nasreddin Hoca?nın yaşamına, fıkralarının ardındaki halk kültürü ve fikriyatına doğru bir yolculuğa çıkalım; Hoca?yı farklı görüşler ekseninde inceleyelim istedik… Görünen o ki, toplumsal adaletsizlikler bitmedikçe, bunun ötesinde insanın, yaşamı ve ölümü, gündelik bilgilerin ötesine geçerek anlama kaygısı sürdükçe Nasreddin Hoca da fıkraları da hep var olacak.
İncelikli zekasıyla gülmece türünün öncülerinden kabul edilen Türk halk bilgesi Nasreddin Hoca, 800 yaşında. Hoca, gerek halk arasında dünden bugüne anlatılagelen fıkralarla gerekse de fıkralarından türetilmiş ?Parayı veren düdüğü çalar?, ?Dostlar alışverişte görsün?, ?Yorgan gitti kavga bitti? gibi deyişlerle gündelik yaşamımızda var olmaya devam ediyor.
Yaşadığı 13. yüzyılda insanlara iyimserlik ve yaşama sevgisi aşılayan, bireysel ve toplumsal sorunları irdeleyen Nasreddin Hoca?nın isminin altında kanlı canlı bir ?halk bilgesi?nin yanı sıra, Ön Asya, Doğu Avrupa, hatta Kuzey Afrika folkloründe de yaygın olan, mizah figürlerini kapsayan oldukça geniş bir hikaye külliyatı yer alıyor.
800. doğum yıldönümü nedeniyle Nasreddin Hoca?nın yaşamına, fıkralarının ardındaki halk kültürü ve fikriyatına doğru bir yolculuğa çıkalım;

Devamını oku

Nâr Defterleri – Metin Kaygalak

Metin Kaygalak’ın 2006 yılında yayınlanan Nâr Defterleri adlı şiir kitabı, içe dönük yaşantıların şiirsel deneyimleri olarak nitelendirilebilir.

Metin Kaygalak, Nar Defterleri adlı şiir kitabını, diğer kitaplarına yakın ve biraz daha lirik diyebileceğimiz türden olduğunu belirtmektedir.

Nar Defterleri kitabının içinde Siyah Beyaz, Fena, Sonradan Renklendirilmiş, Hezeyan, Sahip, Tül, Sabbah ve Makas adlı şiirler yeralmaktadır.

‘İşte buymuş nihayet/ beni pörsüyen mazî /sefil ruhum../ zira sancılı bir güz sonu heyecanlanan / hayalinin seyrek hissiymiş / o kof ve çekingen boşlukta / sonsuzluk işaretiymiş gibi duran / ihtişam…’
Makas
I.
tecrübeye çıkan çocuklar bilir
karanlığa karışan nefsin

Devamını oku

1950-1960 Demirkırat – Kibar Aktin

7 Ocak 1946?da kurulan Demokrat Parti dört yıl sonra yapılan seçimlerle 14 Mayıs 1950 tarihinde tek parti dönemini sona erdiren, Türkiye Cumhuriyeti?nde ilk defa serbest seçimle iktidara gelen partisidir. On yıl boyunca sırayla 1950, 1954 ve 1957 seçimlerini kazanarak iktidar partisi olmuştur. Demokrat Parti, adını telaffuz etmede zorlanan halk arasında ?Demirkırat? olarak tanınmıştır. Büyük umutlarla gelen iktidar olan Demokrat Parti 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan askeri bir müdahale ile kapatılmıştır.

Demokrat Partinin kurulduğu süreç içerisinde İkinci Dünya Savaşı?ndan sonra dünyada yeni bir güçler dengesi meydana gelmiştir. Sovyet Bloku ile Batılı ülkeler arasında soğuk savaş denen mücadelenin yaşandığı bu süreç zarfında Türkiye?de de dünyada gelişen siyasal gerçekliklere uyum sağlama çabasının bir sonucu olarak tek parti rejimi Milli Şef İsmet İnönü?nün başkanlığında, 1945 yılında siyasi partilerin kurulmasına izin verdi. Atılan bu adımla 1946 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Olağanüstü Kurultayı?nda parti tüzüğü değiştirilerek ?Değişmez Genel Başkanlık ve Şeflik Kurumu ve Unvanı? kaldırılmıştır (Kaplan, 2002, s.199). Bu şekilde parti içindeki

Devamını oku

Tütün 2 – Dimitır Dimov ‘insanın değişmesinin, dönüşmesinin, çürümenin ortasında canlı kalmayı başarmış erdemin öyküsü’

Tütün, Bulgaristan’da Nazilerle işbirliği yaparak büyük bir ekonomik ve siyasal odak haline gelen tütün tröstünün ve bu fabrikadaki direnişçi işçilerin birbirlerinden derin bir uçurumla ayrışan çıkarlarının çatıştığı noktada sergilenen bir ülke haritasıdır. Sosyalist Gerçekçi akımın ustalarından Dimitır Dimov, faşizmin ekonomik ve siyasal yayılmacılıkla başlayıp açık işgale dönüşen egemenliğine karşı, Bulgar işçi ve emekçilerinin verdiği partizan mücadelesinin bir destanını yazıyor. Elinizdeki cilt, birinci kitapta olgunlaşan çelişkilerin çözümlendiği, Bulgar işçi ve emekçilerinin partisinin, tröstün gelişimiyle simgelenen faşist yayılmacılığa karşı kesin zafer kazandığı sürecin romanıdır. Yurtseverlerle işbirlikçiler arasındaki kesin saflaşmanın tümüyle berraklaştığı bir ortamda insanın değişmesinin, dönüşmesinin, çürümenin ortasında canlı kalmayı başarmış erdemin ve derin bir sağduyunun, diyalektik bir kavrayışla açığa çıktığı bu kitap, içinde yaşamaya devam ettiğimiz çelişkilerin anlaşılmasını kolaylaştırıyor. Tütün;

Devamını oku

Unutulmayacak Şiirler Antolojisi Ya Da Özgürlük Şiirleri, Metin Cengiz

Metin Cengiz’in bu şiirleri kendini özgürlük ve eşitlik için feda etmiş devrimcilere adanmış şiirlerdir. Okuyucu bu şiirlerle yakın dönemde faşizme ve emperyalizme karşı mücadele ederken işkence sonucu hayatını kaybetmiş devrimciler ile; 1970’li yıllarda halkın yükselen bilinçlenmesinin engellenmesi ve devrimci mücadelenin ezilmesi amacıyla ülkenin kana boyandığı, gencecik insanların hukuk kuralları çiğnenerek haksız yere darağaçlarına gönderildiği bir dönemde başkaldırılarıyla simgeleşmiş Yusuf Arslan, Ulaş Bardakçı, Sinan Cemgıi, Hüseyin Cevahir, Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, İbrahim Kaypakkaya, Taylan Özgür ve ülkemizde devrimci mücadelenin unutulmaz ismi, büyük şair Nâzım Hikmet için yazılmış şiirlerdir. (Tanıtım Yazısından)
*”Metin Cengiz?in şiirinde hep varolagelen toplumsalcılık bu kez bir devrimci kurmacasına, düşüne dönüşüyor. Neruda?lar, Eluard?lar hatta Aragon?lara da bir Doğu şapkası çıkartıyor. Bazı şiirler yapı ve dilsel ahenk açısından

Devamını oku

Fotoğrafın Kısa Tarihçesi – Walter Benjamin

Fotoğraf makinesi, izleyicinin anlamlandırma mekanizmasını durduracak denli etkileyici gizli ve geçici resimleri giderek daha iyi yakalayabilmek üzere, küçülüyor da küçülüyor. Burada, yaşamsal ilişkilerin birebir karşılanmasını sağlayan ve onsuz fotoğrafik kurulmanın yalnızca yaklaşık bir yerlere saplanıp kalacağı bir gerekçe gündeme gelmelidir…
Ama, kentimizde her köşe bir suç mekanı değil midir? Yoldan geçen herkes mücrim birer oyuncu değil midir? Fotoğraflarında suçu ortaya çıkarmak ve suçluyu açıklamak her fotoğrafçının görevi değil midir? “Geleceğin cahilleri”, deniyor. “alfabeyi sökemeyenler değil, fotoğraf çekemeyenler olacak”. Ama kendi fotoğraflarını okuyamayan fotoğrafçıyı da cahil saymak gerekmez mi? Gerekçe, çekilen resmin en önemli unsuru olmayacak mı?
Edebiyat eleştirmeni, düşünür, kültür tarihçisi ve estetik kuramcısı Walter Bendix Schönflies Benjamin, 15 Temmuz 1892 yılında Berlin’de doğdu. “Der Begriff der Kunstkritik in der deustchen Romantik” (Alman Romantizminde

Devamını oku

Edebiyat Yazıları, Theodor W. Adorno

Edebiyat Yazıları, Frankurt Okulu’nun en önemli temsilcileriden kültür kuramcısı Theodor W. Adorno’nun yazılarından yapılmış bir derleme. Kitapta, on yazı yer alıyor, bunlar 1950’li-60’lı yılların ürünü. Daha önce ‘Defter’ dergisinde yayımlanan ‘Biçim Olarak Deneme’ hariç, kitaptaki yazılar ilk kez çevriliyor. Sunuş yazısında Koçak şöyle diyor:
“Fredric Jameson, Adorno’nun önemli bir bölümü elinizdeki kitapta toplanan edebiyat yazılarını, ‘Adorno külliyatının en erişilebilir kısmı’ olarak tanımlamıştı. Edebi metinlerin diyalektik bir çözümlemesini ortaya koyarken sanatın toplumsal, siyasal ve zihinsel işlevleri konusunda bazı çok temel yargılar da öne sürmekten geri durmayan bu denemeler, Adorno’nun felsefi metinlerine açılan koridorlar olarak da görülebilir.” (s. 10)
“Adorno’dan kültürel göndermelerini ve Türkçede okunabilirliğini gözeterek seçtiğimiz on edebiyat yazısı var kitapta… Kavramlaştırma Adorno’ya göre, farklı şeylerin ve olguların bir kalıba dökülmesi, tikelin genele indirgenmesidir -Kuşkusuz eleştirel metinlerin de yaptığı budur sonuçta. Kitap için yazdığı Sunuş’ta Orhan Koçak Adorno’nun

Devamını oku

Tütün 1, Dimitır Dimov ‘insanı hiçe sayan eski bir dünyanın çatlaklarından doğarak serpilen yeni ve insani bir dünyanın öyküsü’

Tütün, Bulgaristan’da Nazilerle işbirliği yaparak büyük bir ekonomik ve siyasal odak haline gelen tütün tröstünün ve bu fabrikadaki direnişçi işçilerin birbirlerinden derin bir uçurumla ayrışan çıkarlarının çatıştığı noktada sergilenen bir ülke haritasıdır. Sosyalist Gerçekçi akımın ustalarından Dimitır Dimov, faşizmin ekonomik ve siyasal yayılmacılıkla başlayıp açık işgale dönüşen egemenliğine karşı, Bulgar işçi ve emekçilerinin verdiği partizan mücadelesinin bir destanını yazıyor. Elinizdeki cilt, İkinci Dünya Savaşı öncesinde hızla yükselen ve dünya için ciddi bir tehdit haline gelmekte olan Nazizmin Bulgar işbirlikçileri aracılığıyla ülkeye hakim olma sürecinde kurduğu ikiyüzlü ilişkileri, öldürücü rekabeti, entrikaları ve dolapları gözler önüne seriyor. Bunun yanı sıra işçi hareketindeki tartışmalar, partizan mücadelesinin örgütlenmesi sırasında yaşananlar da bu ülkeyi bütün o dönem boyunca alt üst eden çalkantılarıyla anlatılıyor. Çelişkilerin bunca keskinleştiği bir zaman diliminde sınıf çatışmasında yer aldıkları konuma göre ayrı kamplara düşen kardeşlerin, aşıkların, kararsızlık içindeki orta sınıf aydınlarının düşünsel çalkantıları ustaca sergileniyor. Tütün; insanı hiçe sayan eski bir dünyanın

Devamını oku

Oktay Rifat Horozcu’nun Hayatı

Şair, oyun yazarı ve romancı Oktay Rifat Horozcu, Orhan Veli ve Melih Cevdet’le birlikte Garip Akımı’nın kurucularındandır. Yazar, 10 Haziran 1914 tarihinde Trabzon’da doğdu. Ankara Erkek Lisesi’ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1937). Devlet sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı hesabına Paris’e gönderildi. II. Dünya Savaşı nedeniyle, orada yaptığı doktora çalışmasını tamamlayamadan 1940 yılında Türkiye’ye döndü. Bir süre Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra Matbuat Umum Müdürlüğü (Basın Yayın Genel Müdürlüğü)’nde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. 1955 yılında İstanbul’a yerleşerek avukatlığını sürdürdü. Sonra Devlet Demir Yolları’na girdi ve emekli olana dek bu kurumda çalıştı.
Ankara Erkek Lisesi?ndeki öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlayan Oktay Rıfat, ilk şiirlerini 1936- 1944 yılları arasında Varlık Dergisi?nde yayımlamıştı. İlk şiirlerinde hece veznini kullanmaktaydı, daha sonra serbest vezne geçti. 1941 yılında Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını yayımlayarak Garip şiir akımının öncülerinden oldu. Garip dönemi şiirlerinde kentte yaşayan

Devamını oku

Erdemin Ardından Git, Konfüçyüs

?Erdemin Ardından Git?, düşünür ve siyaset kuramcısı Konfüçyüs?ün öğrencileriyle yaptığı konuşmalardan yapılan bir derlemeye dayanıyor. Konfüçyüs?ün tüm öğretisinin ahlak temeline dayanması ve insana sonsuz güveni düşünüldüğünde, kuşkusuz tüm dünyada kendisine yönelen ilginin de şifresi çözülmüş olur. İşte Konfüçyüs?ün öğrencileri tarafından derlenen bu kitaptaki aforizmalar da, başlıklar halinde, düşünürün öğrencileriyle yaptığı sohbetlerden bir demet sunuyor. Kitapta ayrıca, Konfüçyüs?ü tanıtan bir yazının bulunduğunu da belirtelim.

*”Konfüçyüs?ün ağzından ve kaleminden çıkanlar kendinden 2500 yıl sonrasının idealize edilen ahlaki değerleriyle çoğu noktada örtüşüyor. Entelektüel bir altyapı aranmaksızın ortalama bir birey ?ahlak? sözcüğünden ne anlıyorsa ?Erdemin Ardından Git?de karşılığını buluyor.

Göz önünde olanın en az bilinen olması kuvvetle muhtemel. Batı?nın Konfüçyüs ismiyle tanıdığı Üstat K?ung, yeterince uzağı yeteri kadar düşünmeyi önerse de

Devamını oku

Oktay Rifat: “Şair ister istemez bir düşünür olmak zorundadır” Mehmet Rifat

?Şair ister istemez bir düşünür olmak zorundadır, hem de ileriyi gören bir düşünür. Yoksa geri düşüncelerle yoğruluş kafa şiire fayda yerine zarar verir. Bu, şairin sadece bir düşünür olmasını istemek değildir. Elbette ki, bir şiir sanatı, bu şiir sanatının da kendine göre bir düzeni vardır. Ama bu düzen, kâinat anlayışımıza, dünya görüşümüze göre ayarlanacağı içindir ki her şeyden önce şairin bir düşünür olmasını gerektirir. Gelgelelim bu o kadar kolay bir iş değildir. Dil öğrenmek ister, meyhanelerden pılıyı pırtıyı toplayıp kitaplıklara geçmek ister, okuyup yazmak, durmadan okuyup yazmak ister. Ama canım, insan da ya şair olmak ister, ya istemez. İsterse, kim dedi şairliğin yağma Hasan?ın böreği olduğunu.?
(?Şiir Konuşması?, Yaprak, 15 Şubat 1949, s. 62)

Oktay Rifat?ın 1992?de yayımlanan Şiir Konuşması adlı kitabında yer alan yazılar toplamına, yukarıdaki saptama doğrultusunda yaklaşmaya ve şairin düşünsel kaynaklarına doğru yol almaya çalışacağız.

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme