Ahmed Arif: “Tükür yüzüne celladın, fırsatçının, fesatçının, hayının…”
ANADOLU Beşikler vermişim Nuh’a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak… Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah
okumak için tıklayınızAhmed Arif: “Benimki de çaresizlik, hay gebereydim!”
Leylâ, Sevmeyi, neleri nice ya da nasıl sevmeyi, (nedenli ya zırva da olsa) sana öğretmek, kabul ettirmek gibi bir çabam olamaz elbet. Bu her şeyden önce sana saygısızlık, seni önemsemezlik olur. Gelgelelim -bu benim kara bahtımdır- sana kul, sana divâne olmanın “aşırılığını” sevmediğini söylüyorsun. Bir doz, bir ayar meselesinden çok, bir çeşit acımaklı tersleme! Bu
okumak için tıklayınızHasretinden Prangalar Eskittim – Ahmed Arif (seslendiren: Çetin Tekindor)
Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni Namussuza, halden bilmeze, kahpe yalana. Art arda kaç zemheri Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya… Bir ben uyumadım. Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım Bir o yana, bir bu yana… Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, akan
okumak için tıklayınızDona Flor ve İki Kocası – Jorge Amado
Dona Flor ve İki Kocası, Latin Amerika edebiyatının usta ismi Jorge Amado’nun fantastik romana yeni bir soluk ve açılım getiren başyapıtı. Çapkın, kumarbaz ve sorumsuz kocası Vadinho’nun bir karnaval eğlencesi sırasında ansızın ölmesiyle dul kalan Dona Flor merhum kocasına karşı karmaşık duygularla geçirdiği günlerin ardından kendini aşçılık okuluna ve öğrencilerine verir. Bir süre sonra, çevresindekilerin
okumak için tıklayınızTereza Batista – Savaş Yorgunu – Jorge Amado
Brezilya sözlü kültürünü çağdaş romanın anlatım olanaklarıyla buluşturan Tereza Batista modernist romanın en etkileyici örneklerinden biri. Henüz 12 yaşında cinsel istismara uğrayan Tereza Batista, önce kendini savunmak zorunda kaldığı bir kavganın sonucunda hapse girer, ardından genelevde çalışmaya başlar. Genelevden ayrıldıktan sonra talihsizliklerden yakasını kurtaramayan Tereza, her şeye rağmen hayattan zevk almaya ve etrafındaki insanlarda hayranlık
okumak için tıklayınızİkili Devlet – Diktatörlük Teorisine Bir Katkı – Ernst Fraenkel
“Goethe’nin şiirindeki ‘Ceza da verse, onları sakınsa da, İnsanca bakmak zorunda insanlara’ sözlerinin, nasyonal sosyalist Almanya’da bulacağı bir yankı yoktur.” Ernst Fraenkel Bir yandan, kendi koyduğu yasa ve kurallara uyan, -en azından “kitabına uyduran”- norm devleti. Diğer yandan, siyasi icaplara göre verdiği keyfî kararlarla yöneten ve herhangi bir normla kendini bağlı saymayan önlem devleti. İkili
okumak için tıklayınızHayvan Çiftliği – George Orwell (sesli kitap)
Hayvan Çiftliği, George Orwell’in mecazi bir dille yazılmış, fabl tarzındaki siyasi hiciv romanı. İlk Yayınlanma Tarihi: 17 Ağustos 1945 Ödüller: Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü, Retro Hugo En İyi Kısa Roman Ödülü George Orwell Hayvan Çiftliği kitabı, yıllardır olduğu gibi bugün de pek çok okulda okutulmaktadır. Kitap, sürükleyici ve mizahi diliyle okurları büyülemeye devam etmektedir. Romanın
okumak için tıklayınızOsmanlı’yı savaşa sokan Yavuz zırhlısı ve Nazım Hikmet
Bu Gemi Nâzım’a Gitmez!.. Nâzım Paşa, edebiyata ilgi duymasını istese de, annesinin etkisinde kalan torunu suluboya resimler yapmaktadır. Küçük Nâzım, Yavuz zırhlısının resmini yapar bir gün. Nâzım Paşa, Yavuz’un griye boyalı gövdesinden ve düşmana ateş eden topların ucundaki sarı patlamalardan öylesine memnun kalır ki, denizci olmasına karar verir torununun. Böylelikle, Osmanlı’ya Birinci Dünya Savaşı’nın kapılarını
okumak için tıklayınızNazım Hikmet’in Süreyya Paşa’ya öfkesi
Süreyya Sineması’nın ilk müdürü, Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’di. Nazım Hikmet’in ‘Romantik Komünist’ adlı son biyografisinde yazarlar Şaime Göksu ve Edward Timms şunları anlatıyor: Hikmet Bey, 1932’de bir köpek tarafından ısırılıp kuduz aşısı yaptırmıştı. Ama birkaç gün önce bir yaralanma dolayısıyla tetanos aşısı da yaptırdığından, iki aşının uyuşmaması nedeniyle ağır hastalandı ve kısa süre sonra
okumak için tıklayınızHasan Hüseyin Korkmazgil: Öyle bir yerdeyim ki, Bir yanım çığlık çığlığa (seslendiren: Ahmet Kaya)
Öyle Bir Yerdeyim Ki Öyle bir yerdeyim ki ne karanfil ne kurbağa Bir yanım mavi yosun Dalgalanır sularda Dostum dostum Güzel dostum Bu ne beter çizgidir bu Bu ne çıldırtan denge Yaprak döker bir yanımız Bir yanımız bahar bahçe Öyle bir yerdeyim ki Bir yanım çığlık çığlığa Öyle bir yerdeyim ki Anam gider Allah Allah
okumak için tıklayınızCorona İçin Aykırı Varsayımlar – Dr. Suat Kamil Aksoy
Türkiye bir aydır yayılma hızındaki azalmanın durduğu bir evreden geçiyor. Alınmış önlemlerin ya da bireyler tarafından takınılmış tutum ve alışkanlıkların etkisiyle hız düşmüş oldu. Bu hız konusundaki ortalama tahmin rakamım yüzde 3,5 civarında. Yani taşıyan her kişi ortalama 28 günde bir kişiye bulaştırıyor. Hastalığın iyileşme süresi bundan kısa olduğu için zaman içerisinde hem vakıalar hem
okumak için tıklayınızTaş ve parşömenden süper bilgisayara: Veriler nasıl korunur?
Bugünlerde hemen her şey dijital. Özel fotoğraflardan önemli araştırma belgelerine kadar. Peki tüm bu verileri geleceğe nasıl taşıyabilir, nasıl koruyabiliriz? Sorun şu ki veri taşıyıcıların ömrü sınırlı.
okumak için tıklayınızJohn Lennon’un katiliyle çekilen fotoğrafı ilk kez ortaya çıktı
The Beatles grubunun efsane ismi John Lennon’un katili Mark David Chapman tarafından öldürülmeden önce ikilinin çekilen son fotoğrafı ilk kez gün yüzüne çıktı. 8 Aralık 1980 yılında, John Lennon, Central Park West’teki evinden ayrılmak üzereyken, hiçbir sabıkası bulunmayan eski bir güvenlik görevlisi 25 yaşındaki Mark David Chapman tarafından durdurularak imza vermesi istenmişti. Bu sırada Lennon’un
okumak için tıklayınızPaul Auster’in “Kırmızı Defter” adlı öyküsünün basım macerası
Bu küçük kitabın küçük bir macerası var. Yazar, çevirmen, gezgin Münir Göle, bir dönem Cenevre’de yaşamış; doğal olarak, kentin kitapçılarıyla da haşır neşir olmuş. Bu kitapçılardan birinde, Gaziantep doğumlu yaşlı bir Ermeni kadın çalışıyormuş… Kadın, Paul Auster hayranıymış. Kitabevine her uğradığında söyleşiyormuş onunla Münir Göle, doğduğu yerlerin uzak dilini duymak iyi geliyormuş kadına. Bir gün
okumak için tıklayınızTarih Hırsızlığı – Jack Goody
Tarih Hırsızlığı, tarihyazımı aracılığıyla tarihin Batı tarafından ele geçirilişini anlatıyor. Bu “hırsızlık”, geçmişin çoğu zaman Batı Avrupa ölçeğinde yaşanmış süreçlere göre kavramsallaştırılıp sunulmasını, ardından da dünyanın geri kalanına dayatılmasını ifade ediyor. Bazı tarihçilere göre Rönesans’tan, bazılarına göre ise ancak 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte üstünlüğü ele geçiren Batı’nın bu öne geçişinin nedenlerinin araştırılması 19. ve
okumak için tıklayınızPolis Dedektifliğinin Tarihi 1750-1950
Bugün “dedektif” dendiğinde kurmaca yapıtlardan tanıdığımız; zaman zaman beyaz perdede ete kemiğe büründürülen, amatör ya da profesyonel, kadın ya da erkek, külyutmaz zehir hafiyeler üşüşür zihnimize. Onların kafaları başka türlü çalışır; başkalarının göremediklerini görürler. Zekâlarıyla bizde hayranlık uyandırırlar. Kolektif belleğimizdeki “dedektif” imgesini büyük ölçüde bu unutulmaz kurmaca karakterlere borçluyuzdur. Zira, üniformalı polisin tarihi bugüne dek
okumak için tıklayınızKüçülme – Yeni Bir Çağ İçin Kavram Dağarcığı
Toplumların esenliği ve gelişmişliği çoğu iktisatçı ve siyasetçi tarafından “büyüme” kavramıyla açıklanıyor. Farklı siyasi ve iktisadi görüşlerin “büyüme” konusunda anlaştığını görüyoruz. Günümüzdeki hızlı yoksullaşma, artan eşitsizlikler ve toplumsal-ekolojik felaketler de egemen söyleme göre büyüme eksikliğinin ya da azgelişmişliğin sonuçlarıdır: “Büyümeyen, yerinde sayan, ölür”. Küçülme ise bu sorunların nedeninin tam da büyüme olduğunu, büyümenin aşırı masraflı,
okumak için tıklayınızGogol’un “Ölü Canlar” Romanındaki Yemek ve Hamur İşi Adları, Açıklamaları
Yemek ve hamur işi adları Blin / blinı, blinki (çoğul): Süt ve yumurta katılmış cıvık hamurdan tavada pişirilen küçük, yuvarlak, yassı hamur işi, krep. Maslenitsa yortusunda her evde blinı pişer. Bulka: Kaliteli beyaz buğday unundan pişirilen ekmek, francala. Kalaç: Beyaz buğday unundan pişirilen asma kilit şeklindeki çörek (Tatar Türkçesinden geçme). Kaşa: Yulaf, karabuğday, darı ya
okumak için tıklayınızGünlük Yaşamın Bilimi – Marty Jopson
Besinlerin kalorisi nasıl hesaplanır, böcekler lambaların etrafında neden uçar ve ağaç gölgeleri neden daha serindir? Rüyalarımızı neden hatırlamayız? Herkes aynı gökkuşağını mı görür? Ter neden kötü kokar? En acı biber ne kadar acıdır? Artık merak etmeyin; çünkü bu kitabın tüm bunlara ve günlük yaşamımızın bir parçası olan şeylerle ilgili daha pek çok soruya verecek bir
okumak için tıklayınız