Kategori: Makaleler

J.D. Salinger ile Charlie Chaplin’i karşı karşıya getiren aşk

• Salinger’ın duyguları karşılıksız kalmamış, kısa bir zaman sonra Oona’yla büyük bir aşkın ilk adımları atılmış. Ne ki Salinger, Oona’ya olan duygularından emin olsa da, onu hâlâ çok sığ buluyor, paylaşacağı çok az şey olduğunu biliyordu. • Salinger, Oona’nın Charlie Chaplin’le birlikte olmasını kaldıramamış. Hayatının en büyük aşk trajedisi olarak tanımladığı bu durumdan bir süre

okumak için tıklayınız

Var olan düzeni kabullenip onunla mutlu yaşayan herkes “sosyal böcek”tir. – Albert Caraco

Savaş, erkeklerin iklimi Yeri geldikçe “bilgelerin sesini duymayı bıraktığımızdan beri dünya bambaşka bir hal aldı; pek çok şey kötüye gitti” deyip duruyorum. Onların karamsarlığı veya iyimserliği fark etmez; önemli olan, hayatımızla ve dünyayla ilgili hangi teşhisleri koydukları ve bunda doğruluk payı bulunup bulunmadığı. Şayet bir şekilde doğruluk payı varsa orada izlenmesi gereken bir şeyler var

okumak için tıklayınız

Gül Ağrısı – Ali Ozanemre

“Bizde her iki kişiden üçü şair, ya da Şiire saygım olduğu için bıraktım şiir yazmayı … benzeri söylemleri sevmedim, sevmiyorum. Bu sözlerden birincisinde kıskanma, ben varım işte size ne oluyor, ikincisinde de ukalâca bir yaklaşım algılamışımdır hep. // Kendimi şair saymadım hiç; dostlardan biri, biraz da şiir yazmışlığımın altını çizercesine beni “şair” sıfatıyla andığı ya

okumak için tıklayınız

“Közlü Yürekler” – Halil Yılmaz Hıtmiye

Müslüm Kabadayı’nın son çıkardığı öyküler yapıtı “ KÖZLÜ YÜREKLER” bana, her nedense “Kerbela Yürekler” deyimini anımsatıyor. Çünkü, bu öykülerin yaşandığı topraklar kan kokuyor. Anadolu’nun; Bağdat’ın Dicle’si, Şam’ın Fırat’ı kan ağlıyor, hoyrat çağırıyor ve ağıt söylüyor kadim tarihi gibi.

okumak için tıklayınız

Lambadaki Cin – Hatice Balcı

Çoğu zaman üç-dört romanı peş peşe okuduktan sonra, belli bir zaman aralığı belirler, listemde yer verdiğim diğer kitaplara geçerim. Bunlar daha çok tarih, edebiyat-inceleme, sosyoloji-antropoloji çalışmaları olur. Yıllar önce Arnold Hauser’in ‘’Sanatın Toplumsal Tarihi’’nde, Tolstoy ve Dostoyevski’nin eserlerine dair incelikli değerlendirmelerini zevkle ve bir yandan da şaşalayarak okumuştum. Bu bereketli kaynağa ulaşma şansım olmasaydı, hem

okumak için tıklayınız

Hangimiz Özgürüz Ki – Sibel Özbudun

Adil Okay’ın yeni kitabı “Hapishanelere Esinti Yollayalım” için… “Mektuplarımız gelir Zarfında mapushane kokusu Tanımam çoğunuzu Oturup bir çay içmişliğimiz yoktur Ne de görmüşlüğümüz Bir sigara içimi Ama Nâzım’ın dediği gibi Bir gün ölebiliriz yan yana aynı siperde Aynı ekmek, aynı hasret, aynı hürriyet için” (Metin Demirtaş)

okumak için tıklayınız

Kırmızı Saçlı Kadın’da Rastlantılar ve Saplantılar

Orhan Pamuk, “Kafamda Bir Tuhaflık”ı 2015 yılında yayımlamıştı. Sadece bir yıllık bir aranın ardından yeni romanını da tamamladı. Okuyucuları açısından bir sürpriz olabilir ama sürenin kısalması -Orhan Pamuk’un kariyeri ve deneyimi göz önüne alındığında- şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan, okuyucusunun karşısına bu kariyere hiç yakışmayacak bir romanla çıkması…

okumak için tıklayınız

Aleksandr Puşkin “Dubrovskiy” – Emre Furkan Özdemir

600 yıllık soylu ve dönemine göre çağdaş bir ailenin biraz deli biraz hırçın ve fazlasıyla sivri zekâ çocuğu: Aleksandr Sergeyeviç Puşkin. Doğduğu dönemde ülkesinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan dili, kültürü kısacası her şeyi Fransız modasının hükmü altında… Bulaşıcı bir hastalığın yayılması gibi hızla bütün Rusya’ya yayılan Fransız kültüründen nasibini alan bir aile ve

okumak için tıklayınız

Kral Oidipus, Hamlet ve Satıcının Ölümü Oyunlarında Trajik Olan

Sıfırdan Yayınları, Ramazan Aksoy’un Tiyatro Kuram Dizisi içinde “Kral Oidipus, Hamlet ve Satıcının Ölümü Oyunlarında Trajik Olan” adlı çalışmasını okuyucularla buluşturdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Dramatik Yazarlık-Dramaturgi bölümü mezunu olan Aksoy, aynı üniversitede Sahne Sanatları Bölümü’nde yüksek lisans çalışmalarına devam ediyor. Bir süre Tiyatro Gazetesi İzmir bölge temsilciliğinide yürüten yazar aynı zamanda Kuşadası Belediyesi Erkan Yücel

okumak için tıklayınız

Kafka’nın Dönüşümü

“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu…” Kafka’nın 1912’de yazdığı Dönüşüm adlı anlatısının bu ilk cümlesi, tüm olağandışılığına, dahası şaşırtıcılığına, ürkünçlüğüne karşın, giderek daha da ürkütücü bir olağanlığa bürünecek bir öykünün habercisidir.

okumak için tıklayınız

Zincirli Zincirsiz Emekçiler – Zafer Köse

“FLAŞ”, “ŞOK!” Keşke yıllardır her konuda böyle ünlemler kullanılmasaydı. Bu flaş “düzelti” bilgisini gerçekten de öyle dikkat çekecek biçimde paylaşmak isterdim. Marx ve Engels’in, bir türlü aklıma tam yatmayan, hem de Manifesto’da geçen bir sözü var(dı). İşçilerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri olmadığını belirten o söz, meğer bir çeviri hatasıymış. Çok şaşırtıcı bir durum. Üstelik

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’dan Sadık Hidâyet’e – “Köy Hekimi”nden “Kör Baykuş”a

Kafka’yı okumayan yoktur. Yılları devirip gelmiş bir yazardır o. Romanlarını, öykülerini iflah olmaz bir acıdan beslenerek yazandır. Metinleri arasında, duygu yüklü satırlar bulamazsınız ama sayfalar kapanınca, puslu bir atmosferde yitik kahramanlar ya da kaybolmuşluk duygusudur size kalan. Her sırrına erişilemez, mantıklı bir bakışla birbirini bütünlemeyen bir anlatı ormanı kurmuştur ve onun ormanında gezinir, beklenmedik yollarda

okumak için tıklayınız

Mustafa Öztürk’den Gülmez Köy’ün Çocukları – Büşra Elmaskaya

Mustafa Öztürk’ün çocuk yazınına getirdiği farklı bir üslup ile dikkat çeken “Gülmez Köy’ün Çocukları” adlı öyküsü kitapçı raflarında yerini aldı. Diğer çocuk ve gençlik kitapları da Sıfırdan Yayınları tarafından baskıya hazırlanmakta. Öyküde iki komşu köyün, gülmeyi unutmuş insanlar yüzünden birbirleri ile kopan bağları ve bu bağların çocuklar ve tiyatro sayesinde tekrar kurulması anlatılıyor.

okumak için tıklayınız

Mülteciler – Göçmenler – Ganime Gülmez

Kobane’li Aylan Kurdi’nin haberiyle hepimiz sarsılmıştık. Ondan öncesinde ve sonrasında da Akdeniz’de gittikçe artan mezarlık sayılarıyla. Hem de bunların yeni ve bitmeyecek kötü haberler olmadığını bile bile. Yaşamının neredeyse yarısından fazlasını önce Fransa’da, daha sonra Almanya’da sürgünde geçirmek zorunda kalan Yazar Engin Erkiner; sık sık unuttuğumuz, yeterince öğrenmekte ısrar etmediğimiz “Mülteciler-Göçmenler” tarihini, 160 sayfalık bir

okumak için tıklayınız

Yüreğinde Közü Eksik Olmayan İnsanların Öyküleri – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın yeni öykü kitabı “Közlü Yürekler”, Phoenix Yayınevi tarafından 2016’da yayımlandı.142 sayfa. “Salkım Saçak Keldağ” adlı ilk öykü kitabıyla (Salkım Saçak Keldağ, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2013) öykü dünyasına merhaba diyen Müslüm Kabadayı, “Közlü Yürekler” kitabında da aynı tutumunu sürdürüyor ve günümüz dünyasının sorunlarını sorgulamaya devam ediyor. Tarih bilinciyle geçmiş ve günümüz arasında köprüler kuruyor.

okumak için tıklayınız

Hamlet Geri Dönüyor – Serkan Fırtına

Sıfırdan Yayınları, tiyatro oyunları ağırlıklı yayın çizgisini aralıksız bir şekilde sürdürüyor. “Türk tiyatrosunda yerli oyun yazarı yok” ya da “yetersiz” safsatalarını yerlere bir eden birbirinden farklı çalışmaları okuyucularla buluşturmaya devam ediyor. Oyuncu, yönetmen, yazar Hülya Karakaş’ın Sahekespeare’in Kerimeleri adlı oyunu da bunlardan biri. Politik yönelişi ağır basan başarılı bir hiciv örneği olan oyun, Komşuda Tiyatro

okumak için tıklayınız

Virgüle Övgü – Elif Şahin Hamidi

“Noktalama işaretlerinden yoksun bir metin yazabilir misin?” diye sordum kendime. Belki sadece nokta kullanarak ya da sadece ünlem işaretiyle. Yahut da sadece ağır başlı bir virgülle, uzunca bir metinin sonunu getirebilir miyim, diye düşündüm. Bu yazıyı noktalama işaretlerinden kendimi sakınarak yazmaya giriştim ilk etapta. Elbette biliyordum böyle bir metinde bunu deneyimlemenin sonuç vermeyeceğini. Zira bunun

okumak için tıklayınız

Ortak Belleğimizdir Dostlar – Yusuf Şaylan

ORTAK BELLEĞİMİZDİR DOSTLAR(*) “ Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metre karesi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi” (**)

okumak için tıklayınız

En Karanlık Işık: Knut Hamsun

Norveç ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından, 1920 Nobel ödülü sahibi Knut Hamsun, ikinci dünya savaşı yıllarında, henüz ülkesi işgal edilmeden evvel Nazi taraftarlığı ve propagandası yapıp ülkesinin işgaline zemin hazırlamaya çalışır. Ve sonunda Norveç işgal edilir. Acı dolu günler yaşanır. Savaş bitip işgal sona erdiğinde son derece kırgındır Norveçliler en büyük yazarlarına. Devlet tarafından

okumak için tıklayınız

Ufuk Açıcı Bir Sinema Kitabı: The Godfather Mitosu – Ceyhun Korkmaz

The Godfather Mitosu Hakkında Birkaç Söz Sinemayı sevmek için birçok neden var, hepiniz az çok bilirsiniz. Kimi bir filmi kült haline getirerek onu belirli zamanlarda yeniden izler, kimisi de bir yönetmenin bütün filmlerini aralıklarla bir daha izler. İlki Rüzgâr Gibi Geçti, Oz Büyücüsü, Şahane Hayat, Ucuz Roman ve bu yazının da konusu olan Baba gibi

okumak için tıklayınız