Kategori: Öykü Kitapları

İpek Halıya Ters Binen Kedi – Ahmet Say. Piyasa, ticaret ve rekabeti sorgulayan bir öykü kitabı.

Ahmet Say, edebiyatımızda ilk “epik hikaye” olan bu uzun öyküsünde, masallarımızın geleneksel başlangıç tekerlemesinin diliyle bir dolandırıcı tüccarın öyküsünü anlatıyor. Günümüzün olayları kadar gerçek, masal kadar inanılmaz bu anlatının inanılmaz yanlarından biri öykünün kahramanının bir kedi oluşu. Ticaretin kurallarına uyarak hırsızlık yapabilmesi ve bu yüzden yasaların çaresiz kalması da masalsı ikinci yan. Bu buruk gülmece

okumak için tıklayınız

Düello & Pusu – Hikmet Temel Akarsu

Neo-liberal zamanların pompalanan, parlayan yazarlarının sözün şehvetine kapılarak, büyük bilge edalarına girerek sürekli coşkuyla dile getirdikleri bir görüş vardı. Daha doğrusu yerleşmiş bir kavram. ?Batı?da düello vardır, bizde ise pusu…? Bu ?seçilmiş?(!?) yazarların bu kavramları beyaz camlardan her gün her gece yüzlerimize tükürürcesine dile getirdikleri yıllar boyunca, hüzün ve kederle bunların üzerinde düşündüm. Düşünmekle kalmadım

okumak için tıklayınız

Golyan Devrimi – Tahsin Yücel

Bir ülkenin kuruluşundan bu yana tarihi yeniden yazmak, o ülkeyi günümüze getiren aktörleri zaaflarıyla başarılarıyla yorumlamak ve tüm bunları alışılagelen resmi tarih söylemini bir yana bırakarak hatta o söylemi alaşağı ederek kaleme almak hem cesaret hem de maharet isteyen bir iş. Ama bu işi yapan edebiyatın usta kalemlerinden Tahsin Yücel olunca karşınıza ironi dozu yüksek

okumak için tıklayınız

Gece Lambalarının Işığında / Toplu Öyküler – Kamuran Şipal

Kâmuran Şipal, Çağdaş Alman edebiyatından ve Franz Kafka?dan yaptığı özenli çevirileriyle bilinir. ?Gece Lambalarının Işığında? ise, bir öykücü olarak da bilinen Şipal?in toplu öykülerini bir araya getiriyor. Toplu öykülerde, Şipal?in ?Beyhan?, Elbiseciler Çarşısı?, ?Büyük Yolculuk?, ?Buhûrumeryem? ve ?Köpek İstasyonu? başlıklı beş kitabı yer alıyor. Orta sınıf insanlarının iç ve dış yaşamları arasındaki ilişkileri ve çatışmalarının,

okumak için tıklayınız

Yaratıcılığın getirdiği bir öykü Maça Kızı. Okumanız, yüzünüzde, anlatımdan ve konudan kaynaklanan sevimli bir gülümseme bırakacaktır.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, çarlık yönetiminin zulümlerine karşı yazdığı şiirlerle ünlendi. Daha sonra yazdığı eserlerle Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edildi. Edebi kültüründe Rus halk sanatı epeyce yer tutar. Şiirde lirik, romantik Batı şairlerinin yolunu izleyen Puşkin, öykü ve romanda Gerçeklik akımına yönelmiştir. Edebi konuları gündelik hayat oluşturur. * “Puşkin, Rus Edebiyat’ında her zaman için el

okumak için tıklayınız

Palomar – İtalo Calvino ?Bir adam, adım adım bilgeliğe ulaşmak için yürüyüşe çıkıyor. Hâlâ varamadı…?

İtalyan edebiyatının ünlü kalemlerinden Italo Calvino?nun ölümünden üç sene önce yayımladığı Palomar adlı bu kitabı, yazarın daha önce Corriere della Sera ve Repubblica adlı gazetelerde yayımladığı yazıları üzerinden şekillenmiş. Adını Kaliforniya?daki ünlü bir gözlemevinden alan suskun karakter Bay Palomar, yaşamdaki yanlış anlamalar, kararsızlıklar, uzlaşmalar ve yarım kalmış işler kargaşasında ne yapacağını şaşırıyor. Sonunda tek bir

okumak için tıklayınız

Canlarına Değsin – Mehmet Saraç

Bilen bilir, her yazının başlangıcı sancılıdır, acıtır insanı. Mesele işin hakkını veremeyeceğini düşünmekten ölesiye korkmaktır. Hele ortada gerçek hayatlar, yozlaşmaya direnen Kültürler, hâlâ unutulmayan ´vefa´ gibi kavramlar, 40 yıl önce ölen anneye duyulan iç sızlatıcı hayranlık varsa, korku elle tutulacak kadar gerçektir. Gazeteci Mehmet Saraç, Everest Yayınları´ndan çıkan Canlarına Değsin kitabını bundan 40 yıl önce

okumak için tıklayınız

Bozkır Çiçekleri – Selçuk Baran ‘Herkesin bir şarkısı vardır.’

?Herkesin bir şarkısı vardır. Şarkısını duymak için kimse sabırsızlık göstermez. Çünkü o nasıl olsa gelecektir. Ya çığlık çığlığa, başınızın tam üzerindeki yükselticiden yayılacak ya da ışıklarla ağarmış gökyüzüne doğru tırmanan çınarların, atkestanelerinin üzerinden inecektir. O zaman çay kaşıklarının şangırtılarını, çocuğunu azarlayan kadınların bağırtılarını, öteki şarkıları, tren düdüklerini, klakson seslerini unutup açık havaya yayılmakta olan kendi

okumak için tıklayınız

Türk Sokağındaki Ev – Dashiel Hammett

Türk Sokağındaki Ev’deki yedi öykü Dashiel Hammett’ı (1894-1961) çağdaş dedektif romanının babası olmaktan da öte, 20. yüzyıl Amerikan yazınında büyük etkiler bırakan, çağının Amerika’sının bir kesiminin özenli bir tanığı olan büyük bir yazar olarak çıkarıyor önümüze. Hammett’in Can Yayınları’ndan çıkan Sırça Anahtar’ı, içki yasağının getirdiği yozlaşmayla birlikte adi suçluların örgütlenip mafyalaştıkları 1920’ler ABD’sini betimleyen önemli

okumak için tıklayınız

Dekadans Geceleri – Hikmet Temel Akarsu ‘Kırılgan ruhların gri şarkısı’

“İkinci öykü kitabı Dekedans Geceleri ile Hikmet Temel Akarsu, yaşadığımız kaotik zamanların marjinal yaşam alanlarından edinilmiş duyarlılıklardan yola çıkarak evrensel karşı duruşla duygudaş noktalara ulaşıyor. Dekedans Geceleri, ucunda ışık gözükmeyen bir tünelde yol alan, çığırından çıkmış insanlığın, içinde bulunduğu felaketler treninin her kompartımanından apayrı bir hikaye anlatıyor bize. Yazarın eserlerinde hep gördüğümüz ruhsal derinlik, karanlık

okumak için tıklayınız

Babil’den Sonra Yaşayacağız – Ara Güler

“Gökyüzünün pusulası kış günlerini göstermekte. Güneş ışığını Süleymaniye camisinin iki minaresi arasına asmış, akşama doğru yol almakta. Ara Güler, fotoğraf makinesi omzunda Galata Köprüsü’nde yürümekte. Köprü’nün Karaköy ayağında bir kestaneci, hem kestaneden kebap yapmakta, hem kış güneşinin solmakta olan alevini körüklemekte. İşte onu fotoğrafın ölümsüzlüğüne taşıyan olaylardan biri. “Fotoğraf’ diyor. “durumu yansıtır. Edebiyat ise çözümler.

okumak için tıklayınız

Armıdan Fırat?ın Öte Yanı ? Hagop Mintzuri Demirciyan

Hagop Mintzuri Demirciyan; memleketini önce içine, sonra kalemine döktü. “Bütün istediğim, anı doğru vermek, canlandırmaktır. Fotoğraf değildir bunlar. Ben varım içlerinde. Öykülerimde gene köy ve köylü geniş yer tutar. Yalnızca Ermeni köylüsü yoktur bu öykülerde çok iyi bildiğim Türk, Kürt, Kızılbaş köylü de vardır…” Mıntzuri bu kitapta Erzincan yöresinden, çoktan tarih olmuş şölenleri ve capcanlı

okumak için tıklayınız

Tutkulu Perçem – Sevgi Soysal ?Şeylerden şeyler işte / sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni?

Sevgi Soysal’ın 1962’de yayımlanan ilk öykü kitabı “Tutkulu Perçem”, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz ?dil? çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, düşecekken yazıya tutunup yürüyen ve çaktırmadan giden Sevgi Soysal?ın yola çıkış öyküsüdür…. “Tutkulu Perçem”, “Şeylerden şeyler işte – sokaklardaki insanlar görmüyorlar beni. Oysa günlerdir tutkularım

okumak için tıklayınız

Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler – İtalo Calvino

İtalo Calvino’nun 1963’te yayımlanan ‘Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler’ adlı yapıtında tuhaf ve çocuksu özellikler taşıyan bir kahramanla çıkıyor karşımıza. Kahramanını anlatımındaki sadelikle sarmalayarak büyülü bir dünya yaratıyor ve bu dünyanın eksenine bir insanlık durumunu yerleştiriyor. İnsanın insanla ve doğayla kurduğu ilişki, okuyucunun dünyasında görünmeyen pek çok ayrıntıyı görünür kılmayı hedefliyor. Dilde sadeliği özellikle tercih

okumak için tıklayınız

Hayvanlar Ve Çocuklar – Türkan Saylan

Çocuklar için yazılmış bir öykü kitabı var masamda; arka kapakta, yazar bir itirafla başlamış söze: Çocuk öyküleri yazmam istendiğinde hem şaşırdım, hem duraksadım. Çocuk yazını ayrı bir uzmanlıktı, bense yazmayı, özellikle yaşadıklarımı anlatmayı, yorumlamayı seviyordum. Dünyanın sayılı otoritelerinden olmuş bir bilim kadını, bağımsız üniversite modeli için önerilerini yüksek sesle dile getiren yürekli bir eğitimci, özverili

okumak için tıklayınız

Kapandı Kirve Kapıları ? Hagop Mintzuri Demirciyan. Yerelden evrensele, el emeği göz nuru öyküler?

Kapandı Kirve Kapıları adlı kitap, Hagop Mıntzuri?nin 1966 yılında yayımlanan “Gabuyd Luys – Mavi Işık” isimli Ermenice ilk öykü kitabındaki 50 öykünün 18?inin çevirisini içeriyor. “Kapandı Kirve Kapıları”nda, doğanın oluşturduğu ışıltılı perdeye cıvıl cıvıl, renkli tablolar yansıyor, insanlar en olmadık yoksunluk içerisinde hiç şikayet etmeden çile çekiyor, alışıldık vesileler ve tekrarlanan tesadüflerle seviniyor, çalışma, üretim,

okumak için tıklayınız

Gölgesi Bedenim – Esra Odman ‘Karanlığın acı bir mürekkep gibi bastığı gecelerden ve kalemlerimi hep bu mürekkeple doldurup, yazdığım öykülerimden korktum.’

?Gölgesi Bedenim?, şu ana kadar muhtelif yayınlarda okuruyla buluşmuş, ayrıca birçok ödül almış Esra Odman?ın ilk öykü kitabı. Odman?ın öykülerinin belirleyici özelliği, olabildiğince duyarlı ve içten olmalarıdır diyebiliriz. Öykülerinde bilinç akışı yönteminden yararlanan Odman, şimdi yaşanmakta olanı, karakterlerinin geçmişlerine yaptıkları yolculuklarla zenginleştiriyor. Bu yöntem, metinlerin yoğun olmasını ve dolayısıyla yazarın kaleminin özgünlüğünü de sağlayan etkenlerin

okumak için tıklayınız

İstanbul Öyküleri Antolojisi – Hazırlayan: Jale Sancak

Yok düş kuracak vakit bile Her şeyi bir yana bırakıyoruz söylene söylene. “Düş Suda” / Edip Cansever İstanbul? Rüzgârı, yağmuru, güneşi, denizi ve toprağıyla her bahar karşı konulamaz sesleriyle sirenler şarkılarını okur, sarhoş olur onların elinden şarap içenler, şarkısını duyanlar? Kimi geçim derdinde, çocuğunu okutmakta, borç ödemekte. Kimileri de ölmekte yavaş yavaş? Cızırtılı bir eski

okumak için tıklayınız

Ayna İçinde Ayna – Michael Ende ‘Görüntüsü aynaya yansıyan bir ayna ne gösterir?’

Görüntüsü aynaya yansıyan bir ayna ne gösterir? İki okur aynı kitabı okuduklarını düşünürken, okudukları kitap aslında aynı değildir; çünkü bu her okur okuduğu kitaplara kendi çağrışımlarını, tecrübelerini, hayallerini katar; yani her kitap, okurunun yansıdığı bir aynadır … Peki, bunun tersi de mümkün değil mi? Bir okur farklı kitapları okursa, aynı nedenlerle bunlar birbirinden çok farklı

okumak için tıklayınız

Hangi Dildedir Aşk – Menekşe Toprak

Menekşe Toprak, ikinci öykü kitabı Hangi Dildedir Aşk?ta coğrafyalar, kimlikler, kültürler arasında gidip gelen kahramanların bulunduğu sekiz öykü anlatıyor. Takıntılı aşk, yalnızlık, içedönüklük, cinnet, sanrılar, pişmanlıklar, arayışlar arasında yol alan öykülerde, çocuk kahramanlar da yetişkinler kadar paylarını alıyorlar hayattan… *”Menekşe Toprak öykülerinde, mekânları, şehirleri vatan yapan anıların, hikâyelerin peşinden giderek, her bir yaşanmışlığın izinin kaldığı

okumak için tıklayınız