Etiket: Faust

İki Hakikat Arayışçısı: Faust ve Siddhartha (VİDEO)

Bu video, dünya edebiyatının iki dev eseri olan Goethe’nin Faust’u ile Hermann Hesse’nin Siddhartha’sını bilgi arayışıteması üzerinden karşılaştırmalı bir analize tabi tutmaktadır. Her iki kahramanın da mevcut teorik bilgilerden duydukları varoluşsal tatminsizlik, onları yaşamın içine doğrudan karışarak hakikati deneyimlemeye sevk eder. Ancak Faust’un bilgiyi ele geçirme arzusu sınırsız bir güç hırsına ve trajik bir yabancılaşmaya dönüşürken, Siddhartha’nın yolculuğu

okumak için tıklayınız

Bilgi Arzusunun İki Yüzü: Siddhartha ve Faust Arasında Benzerlikler ve Ayrışmalar

Batı edebiyatında bilgi arayışı, insanın sınırlarını aşma isteğinin en güçlü anlatı motiflerinden biridir. Goethe’nin Faust’u (1808/1832) ile Hermann Hesse’nin Siddhartha’sı (1922), bu motifin iki farklı tarihsel ve felsefi yorumunu temsil eder. Faust, Aydınlanma sonrası Batı aklının doyumsuz bilgi hırsını simgelerken; Siddhartha, modern bireyin deneyim ve bilgelik yoluyla hakikate ulaşma arzusunu

okumak için tıklayınız

Trajik Kahraman ile Anti-Kahraman Arasında: Victor Frankenstein, Faust, Hamlet, Raskolnikov

Edebiyat tarihinde trajik kahraman figürü, Aristoteles’ten itibaren etik hata (hamartia), ölçüsüzlük (hybris), talih dönüşü (peripeteia) ve geç gelen farkındalık (anagnorisis) kavramlarıyla tanımlanmıştır (Poetika). Modern edebiyatla birlikte bu figür, giderek anti-kahraman özellikleri kazanmaya başlamış; ahlaki belirsizlik, içsel bölünme ve toplumsal yabancılaşma trajedinin merkezine yerleşmiştir (Williams, 1966). Bu bağlamda Victor Frankenstein, Faust,

okumak için tıklayınız

Faust’un Bilgi Arayışı ve Aydınlanma Epistemolojisi

Bilginin Peşinde Bir Ruhun Portresi Goethe’nin Faust’unda, baş karakter Faust, insanın evrensel hakikatleri kavrama arzusunun somut bir yansımasıdır. Faust’un bilgiye olan açlığı, Aydınlanma dönemi epistemolojisinin temel ilkesi olan akıl ve deney yoluyla evreni anlama çabasıyla doğrudan ilişkilidir. Aydınlanma düşünürleri, Descartes’in “Cogito, ergo sum”undan Bacon’ın deneysel bilim anlayışına kadar, bilgiyi sistematik

okumak için tıklayınız

Hüsn ü Aşk ile Faust: Bilgi ve Aşk Arayışında İnsanlık Yolculuğu

Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk’ı ile Goethe’nin Faust’u, insanlığın evrensel arayışlarını—bilgi, aşk ve anlam peşinde koşmayı—farklı kültürel ve tarihsel bağlamlarda ele alan iki başyapıttır. Bu eserler, bireyin kendini gerçekleştirme çabası, ilahi olanla ilişkisi ve varoluşsal sınırları zorlama isteği etrafında dönen bir diyalog kurar. Her iki metin de insanın içsel ve

okumak için tıklayınız

Goethe’nin Faust eserinde Mephisto’ya göre ACI; insan varoluşunun kaçınılmaz bir parçası, manipülasyonun bir aracı ve hazla diyalektik bir ilişki içinde olan bir gerçeklik mi?

Mephisto, Goethe’nin Faust eserinde, şeytani bir figür olarak insan doğasının karanlık yönlerini, arzularını ve sınırlarını sorgulayan bir karakterdir. 1. Acı, İnsan Doğasının Kaçınılmaz Bir Yansımasıdır Mephisto için acı, insan varoluşunun temel bir bileşenidir; ne kutsal bir imtihan ne de ilahi bir lütuf, yalnızca insanın arzularının, sınırlarının ve çelişkilerinin doğal bir

okumak için tıklayınız

According to Mephisto in Goethe’s Faust, is PAIN an inevitable part of human existence, a tool of manipulation, and a reality that has a dialectical relationship with pleasure?

In Goethe’s Faust, Mephisto is a character who questions the dark aspects, desires and limits of human nature as a demonic figure. For Mephisto, pain is a fundamental component of human existence; it is neither a sacred test nor a divine blessing, but merely a natural result of human desires,

okumak için tıklayınız

Faust’un şeytanla anlaşma yapması, insanın anlam arayışında her yolu mübah sayabileceğini mi gösteriyor?

Goethe’nin Faust eseri, insanın anlam arayışının felsefi boyutlarını derinlemesine irdelerken, insanın varoluşsal boşluk ve tatminsizlik içerisinde yaptığı tercihler, bu tercihlerle yüzleşmesi ve nihayetinde anlamı bulma çabası üzerine bir meditasyondur. Faust’un şeytanla yaptığı anlaşma, tam da bu noktada önemli bir soru gündeme getirir: İnsan, anlam arayışında her yolu mübah sayabilir mi?

okumak için tıklayınız

Does Faust’s deal with the devil show that man can consider all means permissible in his search for meaning?

Goethe’s Faust, while deeply examining the philosophical dimensions of man’s search for meaning, is a meditation on the choices he makes in existential emptiness and dissatisfaction, his confrontation with these choices, and ultimately his effort to find meaning. Faust’s deal with the devil raises an important question at this point:

okumak için tıklayınız

Zeigt Fausts Pakt mit dem Teufel, dass der Mensch bei seiner Sinnsuche alle zulässigen Mittel in Betracht ziehen kann?

Während Goethes Faust die philosophischen Dimensionen der menschlichen Suche nach Sinn eingehend untersucht, handelt es sich dabei um eine Meditation über die Entscheidungen, die der Mensch in existentieller Leere und Unzufriedenheit trifft, seine Konfrontation mit diesen Entscheidungen und letztlich seine Bemühungen, einen Sinn zu finden. Fausts Pakt mit dem Teufel

okumak için tıklayınız

Le pacte de Faust avec le diable montre-t-il que l’homme peut considérer tous les moyens permis dans sa quête de sens ?

Alors que le Faust de Goethe examine en profondeur les dimensions philosophiques de la quête de sens de l’homme, il s’agit d’une méditation sur les choix que l’homme fait dans le vide existentiel et l’insatisfaction, sa confrontation avec ces choix et, finalement, son effort pour trouver un sens. Le pacte

okumak için tıklayınız

Mephisto, insanın içindeki karanlık yönleri nasıl temsil eder?

Mephisto, Goethe’nin Faust eserinde insanın içindeki karanlık yönleri simgeleyen, derin ve çok boyutlu bir figürdür. İnsan doğasının karanlık taraflarını temsil ederken, felsefi akımların ışığında onun karakterinin çeşitli yönlerini incelemek, bu karanlık yönlerin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir. Aşağıda, Mephisto’nun insanın içindeki karanlık yönlerini birkaç önemli felsefe akımı bağlamında açıklamaya çalışacağım.

okumak için tıklayınız

Mephisto’nun Faust’a yaptığı “kötülük” Faust’un gelişimini nasıl etkiler?

Mephisto’nun Faust’a yaptığı “kötülük,” Goethe’nin Faust eserinde, sadece bir düşüş ve kötülük aktı değil, aynı zamanda Faust’un ruhsal, felsefi ve ahlaki gelişimini derinden etkileyen bir süreçtir. Mephisto’nun kötülüğü, Faust’un içsel arayışlarını, karşılaştığı ikilemleri ve nihayetinde olgunlaşma sürecini şekillendirir. Aşağıda, bu “kötülüğün” Faust’un gelişimine nasıl etki ettiğini ayrıntılı örneklerle açıklayacağım: 1.

okumak için tıklayınız

‘Faust’, nasıl okunabilir?

‘Bir yazınsal izlek, bir tarihsel-toplumsal görüngüyü nasıl kalıcılaştırabilir?’ sorusunu, Johann Wolfgang von Goethe’nin, ‘Faust’ ile yanıtladığı söylenebilir. Bir yazınsal yapıtın yazımı ve alımlanımı bakımından önem taşıyan bu soru, Goethe’nin yazınsallaştırdığı Faust izleğinde açıklanabilir. Her yazınsal yapıt, her ülkede farklı okunabilir, yazınsallaştırılan izleğin o ülkeyle ilişkisi bakımından yorumlanabilir. Bu bağlamda ‘Faust’,

okumak için tıklayınız

Faust, Don Quijote ve Don Juan: Üç Benzer Birey mi?

Faust, Don Quijote ve Don Juan açıkçası çok ayrı kişiliklerdir; fakat hepsinde de Oxford İngilizce Sözlük’teki bireyciliğe ilişkin ilk anlamı adeta somutlaşmıştır: “İlke olarak, benmerkezci hissiyat ya da tutum… Özgür ve ba­ğımsız, bireysel edim ya da düşünce; bencillik.” Üçünün de egosu aşırı şişmiş haldedir; üçünün de kalkıştıkları işler, daha önce hiç kimsenin yapmadığı işlerdir; bunu tamamen

okumak için tıklayınız

Nikola Tesla’nın en sevdiği şiir

Her bir işareti yazan Tanrı mıydı? Yatışmakta olan iç karmaşalarım, Ve büyük sevinçle dolan bu zavallı kalbim, Yüce bir güçle bana açıklıyor Doğa’nın enerjileri etrafıma ve bana heyecan veriyor. Ben bir Tanrı mıyım? Enerjinin parlaklığı giderek artıyor. Gözümün gördüğü her bir karakter Ruhumun önünde Doğa tarafından hareket halinde gösteriliyor

okumak için tıklayınız

Hiç kimsenin yüzleşmek istemediği bir trajedi: Faust

Kendi kendini anlamak isteyen modern insanlar, Faust da ilk gelişme trajedisini sunan Goethe ile başlayabilirler. Hiç kimsenin yüzleşmek istemediği bir trajedidir bu- gelişmişlerin de, geri ülkelerin de, kapitalist ideologların da, sosyalistlerin de… Ama herkes tekrar tekrar canlandırıp durmakta bunu. Goethe’nin perspektif ye tasavvurları, modernliğin en eksiksiz ye en derin onun

okumak için tıklayınız

Modern Bireyciliğin Mitleri (Faust, Dan Quijote, Don Juan, Robinson Crusoe) – Ian Watt

Özgün hikâyelere bakıldığında, Faust, Don Quijote ve Don Juan karakterlerinin nihai kaderleri, kendi dönemlerinin bireycilik karşıtlığını yansıtmaktadır: Faust ve Don Juan, cehennem ateşinde kavrulmakla cezalandırılırken, Don Quijote elaleme maskara olacaktır. Bu üçü, bireyciliğin ilerici dürtüsünü temsil etmektedir; ki bu dürtü, toplumun onaylamayışı yüzünden, bireyciliği baskı altına sokmuştu. Aradan geçen yüzyılın

okumak için tıklayınız

Şeytan – Tahir Ürper

Güneş yeni batmıştı. Dağın doruklarından hayatımın kederli çizgilerini seyre dalmıştım. Kan Çizgisi: Bir çocuk masumuyetinde kendimi dünyanın kurtuluşuna vermiştim. Her şey benim düşündüğüm gibi olmalıydı. Yaşam, benim yüzdüğüm nehirlerde akmalıydı. Bahar, benim sevdiğim, kokladığım çiçeklerde yaşanmalıydı. Sevdalar, benim yüreğimden geçen sözcüklerin anlamında yaşanmalıydı. Ve bütün bunlar adına kan akıttım; başka

okumak için tıklayınız