Kategori: Bilge Karasu

Gece’nin Sessiz Çığlığı: Totaliter Rejimin Gölgesinde Arendt’in Kötülüğün Sıradanlığı ile Buluşma

Bilge Karasu’nun Gece romanı, totaliter rejimlerin insan ruhu ve toplumu üzerindeki yıkıcı etkilerini incelerken, Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramıyla derin bir diyalog kurar. Roman, bireyin ve toplumun baskıcı bir düzen altında nasıl bir dönüşüm geçirdiğini, korku ve itaatin sıradanlaşarak nasıl bir kötülüğe dönüştüğünü sorgular. Arendt’in, Eichmann’ın yargılanması üzerinden ortaya koyduğu

okumak için tıklayınız

Bilge Karasu’nun Kahramanlarında Bastırılmış Arzuların ve Korkuların Psikanalitik İzleri

Bilge Karasu’nun Gece ve Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı adlı eserleri, Türk edebiyatında bireyin iç dünyasına derinlemesine bir yolculuk sunar. Bu eserlerdeki kahramanlar, psikanalitik bir perspektiften incelendiğinde, bastırılmış arzuların ve korkuların karmaşık bir yumağına işaret eder. Karasu’nun anlatısı, insan bilincinin karanlık köşelerinde gezinen, kimlik, özgürlük, aidiyet ve varoluşsal kaygılarla mücadele

okumak için tıklayınız

Gece’nin Adsız Kahramanları: Foucault’nun Özneleşme Kavramı ve Modern Bireyin Kimliksizlik Krizi

Bilge Karasu’nun Gece adlı eseri, modern insanın otorite karşısında örselenen varoluşunu, kimliksizlik ve özneleşme süreçleri üzerinden derin bir felsefi sorgulamaya açar. Eserdeki adsız kahramanlar, Michel Foucault’nun özneleşme kavramıyla ilişkilendirildiğinde, bireyin toplumsal ve politik mekanizmalar tarafından nasıl inşa edildiği, aynı zamanda bu inşaya direnme çabalarının çaresizliği ortaya çıkar. Karasu’nun anlatısı, bireyin

okumak için tıklayınız

Bilge Karasu’nun Gece’si Karanlık Bir Çağ, Bir Distopya mı?

Bilge Karasu’nun ‘Gece’ romanı, “güvenlik” ve “tehdit” kavramlarını birey-toplum ilişkisinin karmaşık dinamiklerini ele almak için güçlü birer metafor olarak kullanır. Bu kavramlar, romanın distopik atmosferiyle iç içe geçerek, bireyin hem içsel hem de dışsal dünyasında yaşadığı gerilimleri yansıtır. Güvenlik ve Tehdit: Güvenlik, bireyin bilinçaltındaki sığınma arzusunu, ‘tehdit’ ise bastırılmış korkular

okumak için tıklayınız

Mektupları üzerinden Bilge Karasu’nun yaşam örgüsü

“Bilge Karasu’nun ‘Bütün Mektuplar’ı ayrıca, kronolojik düzene oturtularak birkaç ciltte toplanmalı; kimlere yazmışsa, az ya da çok, her mektubu sıraya koyularak: Bu çabanın ortaya ciddi bir yaşamöyküsel anadamar çıkaracağına inanıyorum.” Gönderen: Enis Batur’dan “Gönderilen: EB” dizisine, araya İlhan Berk/Ece Ayhan/Bilge Karasu üçlüsünden bağımsız kitaplar girerek bir başına özerk bir mektup

okumak için tıklayınız

“Çağdaş Türk Romanı” Üzerine Düşünceler – BİLGE KARASU

Sunu Bir süredir, Bilge Karasu’nun Türkçeye çevirdiği metinlerin izini sürmekteyim. Bu çerçevede 1950’li yıllarda yayımlanmış süreli yayınlar da ister istemez ilgi alanıma girdiler. Bunlardan biri de Vatan gazetesinin, 26 Temmuz 1953’ten başlayarak Pazar günleri “Pazar İlavesi” içinde yayımlamaya başladığı Vatan Sanat Yaprağı oldu. Aslında bu cümlenin arka planında –Vatan Sanat

okumak için tıklayınız

“Gece”nin karanlığı aydınlatsın bizleri…

Aydınlık, karanlık, gece, gündüz, işçi, insan kelimeleri kendi anlamlarına gelmez artık bu dilde. Tıpkı bugün demokrasi, barış, savaş, olağanüstü hâl, seçim, millet, irade, sokak ve gazetecinin asıl anlamlarına gelmediği gibi… Bilge Karasu’nun 1975-1976 yılları arasında yazdığı, ilk basımı 1985 yılında gerçekleştirilen ve 1991 yılında “Pegasus Edebiyat Ödülü”nü kazanan Gece romanı

okumak için tıklayınız

Bilge Karasu ile tanışma anlarından – Tomris Uyar

Önce, dergide geçen ay yayımlanan öyküme dönmeliyim.* O öyküyü yazarak genç yaşta onulmaz bir hastalık sonucu ölen eski öğrencime gönül borcumu ödemiştim – geç de olsa; adımı vermem gerekmiyordu ama onun ölüm haberini bana telefonda ileten “dostum”un adını da vermemiştim. Bilge Karasu’nun adı bile öyküye taşıyamayacağı bir ikinci dramatik ağırlık

okumak için tıklayınız

Postmodern Anlatıların Üstkurmaca Dünyasında Yazar ve Okur – Emrullah Çelik

Üstkurmaca, postmodern edebiyatın ana özelliklerinden biridir. Üstkurmaca kendi içinde bir kurmacadır. Kendi içinde başka bir romanı/öyküyü ya da metnin içinde başka bir metni okuyan, yazan bir karakteri anlatan; anlatım devam ederken yazarın araya girip fikirlerini belirttiği, okurla şakalaştığı ve ona kurmaca bir oyunun içinde olduklarını devamlı hatırlattığı; yazarın metnin şahıs

okumak için tıklayınız

Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı / Andronikos Neden Kaçtı? – Elif Şahin Hamidi

“Andronikos için bir tek yol kalmıştı; kaçmak. Gitmek… Kendini de başkalarını da aldatmayacağı, aldatmak zorunda kalmayacağı bir yere kaçmak, bir yere gitmek. Öyle bir yer ki kendisinden yalnız inancını değiştirmesi değil, eski inancına göre hareket etmesi, davranması da istenmesin. Öyle bir yer ki bugüne dek topluluk içinde Andronikos neyi simgelemişse,

okumak için tıklayınız

12 Eylül ve Darbe Anlatısı Olarak İki Roman: Mine Söğüt ?Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979″ ve Bilge Karasu ?Gece? – Erinç Büyükaşık

Türk edebiyatında darbe kavramsal olarak politik sonuçları kadar politik olanın bireyin iç dünyasında yarattığı gel gitlerle karşımıza çıkagelmiştir. Yazımızın belirleyeni olarak gösterebileceğimiz iki metin (Mine Söğüt’ün Şahbaz’ın Harikulade Yılı 1979 ve Bilge Karasu’nun Gece’si) her ne kadar darbe öncesi ve sonrasının toplumsal şiddet olgusunu yansıtıyor olmakla birlikte ne derece darbe

okumak için tıklayınız

Minör edebiyatın ustası: Bilge Karasu – Cansu Karagül

Bazı yazarlar vardır ki, onları okuyabilmek, onların dünyasına girebilmek, dilinden anlayabilmek, okurken yazdıklarında kendini kaybedebilmek, kısacası o yazarın okuru olabilmek için belli bir birikim ve hatta daha da ötesinde özel bir ?eğitim? gerekir. Bu dikenli yolda o yazarlar ve eserleri hakkında tezler yazılır, sempozyumlar, atölyeler düzenlenir, kitaplar derlenir. Bilge Karasu?yu

okumak için tıklayınız

Bilge Karasu Üzerine – Erinç Büyükaşık

BİLGE KARASU?NUN METİNLERİ VE METİNLERDEKİ ?BEN? Türk edebiyatında farklı bir izlek ve söylem olarak Bilge Karasu metinlerinin çoğunlukla post-yapısalcı bir irdelemeyle çözümlendiği görülmektedir. Metinlerin elbette alt-metin ilişkidi üzerinden bakıldığında felsefece bir edebiyat yaratma savının somutlukları Bilge Karasu?nun edebi evreninde fazlasıyla gözümüze çarpar. Yaşam ve edebiyat bağlamını metinler aracığıyla ve bireyin

okumak için tıklayınız

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3 / Sevgi Soysal’dan Bilge Karasu’ya – Berna Moran

Üçüncü ve son cildini elinizde tuttuğunuz “Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış”, Türkçe edebiyat eleştirisi geleneğinin en önemli eserlerinden biridir. Berna Moran; eserini, hayatını kaybettiği 1993 yılından kısa süre önce tamamlamayı başardı. Üçüncü ciltte Moran, 12 Mart ve 12 Eylül romanlarını yine toplumsal bir sorunsal çerçevesinde inceledikten sonra, 1980 sonrası Türk

okumak için tıklayınız