Kategori: Nazım Hikmet

Karlı Kayın Ormanı – Nazım Hikmet (seslendiren: Zülfü Livaneli)

KARLI KAYIN ORMANINDA Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. Efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? Ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? Kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. Ben ordan geçerken biri : “Amca, dese, gir içeri.” Girip

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet: “Islıkla bir şeyler çalın, geberiyorum kederden” (seslendiren: Nükhet Duru)

GÜNLER Geçip gitmiş günler gelin rakı için sarhoş olun ıslıkla bir şeyler çalın geberiyorum kederden. İlerdeki güzel günler beni görmeyecek onlar bari selam yollasınlar geberiyorum kederden. Başladığım bugünkü gün yarıda kalabilirsin, geceye varmadan yahut çok büyük olabilirsin Nazım Hikmet

okumak için tıklayınız

“Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler”

GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de

okumak için tıklayınız

Salkımsöğüt – Nazım Hikmet (seslendiren: Grup Baran)

SALKIMSÖĞÜT Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ‘in ‘Bugün Pazar’ Şiirinin Öyküsü

Nâzım Hikmet’in şiirleri daha yazılmaktayken, son biçimlerini almadan cezaevi duvarlarından dışarı sızardı. Kendi de gerçi bir iki kişiye gönderirdi ‘ karısı Piraye’ye, çok güvendiği bir avukat arkadaşına ‘ ama şiirler son biçimini alınca… Oysa dostları, meraklılar, şiire düşkün cezaevi görevlileri, bitmiş bitmemiş, ellerine ne geçse kopya ederlerdi. Sonra da o

okumak için tıklayınız

Neyi bildirir sayılar – Nazım Hikmet

NEYİ BİLDİRİR SAYILAR sayılar bebelerin kundakları sayılar tabutları şehirlerin öldürülmüş öldürülebilecek olan sayılar yaklaşan bir şeyleri bildirir sayılar bildirir uzaklaşan bir şeyleri nedir yaklaşan bize bizden uzaklaşan nedir dünya savaşı: I dünya savaşı: II 14’ten 18’e 39’dan 45’e 10 yıl 54 milyon ölü 49 milyon sakat ölülerle sakatların memleketi 103

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet – Bir Cezaevinde Tecritteki Adamın Mektupları (seslendiren: Mümtaz Sevinç)

BİR CEZAEVİNDE, TECRİTTEKİ ADAMIN MEKTUPLARI 1 Senin adını kol saatımın kayışına tırnağımla kazıdım. Malum ya, bulunduğum yerde ne sapı sedefli bir çakı var, (bizlere âlâtı-katıa verilmez), ne de başı bulutlarda bir çınar. Belki avluda bir ağaç bulunur ama gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak… Burası benden başka kaç insanın evidir?

okumak için tıklayınız

Yürek-lerin kulak-ları sağır… Hava kurşun gibi ağır… Nazım Hikmet (seslendiren: Grup Munzur)

KEREM GİBİ Hava kurşun gibi ağır!! Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum… O diyor ki bana: — Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana… «Deeeert çok, hemdert yok» Yürek- -lerin kulak- -ları sağır… Hava kurşun gibi ağır… Ben diyorum ki ona: — Kül olayım

okumak için tıklayınız

Güzel Günler Göreceğiz – Nazım Hikmet (seslendiren: Ünol Büyükgönenç)

Güzel günler göreceğiz çocuklar Güneşli günler göreceğiz. Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar Işıklı maviliklere süreceğiz… Açtık mıydı hele bir son vitesi, adedi devir, motorun sesi. Uuuuuuuy! Çocuklar kim bilir ne harikûlâdedir 160 kilometre giderken öpüşmesi. Hani şimdi bize, Cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır. Yalnız cumaları, yalnız pazarları… Hani şimdi biz, Bir

okumak için tıklayınız

Komsomollar – Nazım Hikmet (seslendiren: Mehmet Celal)

Kızıl bir karanfil tutmak için Sıkılan binlerce yumruklar Sınıf kinini kusmak için Saflara dizilen yürekler Yepyeni bir dünya kurmak için Saflara dizilen yürekler Komsomollar Kavgada parti neferleri Komsomollar Devrimin tunç bilekleri Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını Salkım söğütler yıkıyordu suda saçlarını Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere Koşuyordu kızıl atlılar

okumak için tıklayınız

Bir Provokatör Üstünde Hiciv Denemeleri – Nazım Hikmet

BİR PROVOKATÖR ÜSTÜNDE HİCİV DENEMELERİ “Sen ölmedin, seni öldürdüler zavallı kadın.” T.F. Sen çıkmadın çıkardılar karşıma seni! Kıllı, kara elleriyle tutup enseni gövdeni yerden bir karış kaldırdılar, sonra birdenbire bırakıp yere seni pantolonumun paçasına saldırdılar. Bir düşün oğlum, bir düşün ey yetimi Safa bir düşün ki, son defa anlıyabilesin :

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet – Peyami Safa kavgası

Peyami Safa’nın Nazım Hikmet’in bir şiirini yayınlayıp, ardından da işinden olmasıyla başlar dostlukları. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu bu dostluk sayesinde yazılmıştır. Edebiyatın köşe başını tutmuş olanlara birlikte savaş açarlar. Sonrası, Nazım cephesinde “Sen bu kavgada / bir nokta bile değil / bir küçük, eğri virgül / bir zavallı vesilesin!..” Safa cephesinde

okumak için tıklayınız

Tuna – Nazım Hikmet (Müzik: Hasan Yükselir)

TUNA Gökte bulut yok, Söğütler yağmurlu, Tuna’ya rastladım, Akıyor çamurlu çamurlu… Hey Hikmet’in oğlu, Hikmet’in oğlu! Tuna’nın suyu olaydın, Karaorman’dan geleydin, Karadeniz’e döküleydin, Mavileşeydin, mavileşeydin, mavileşeydin… Geçeydin Boğaziçi’nden, Başında İstanbul havası, Çarpaydın Kadıköy İskelesi’ne, Çarpaydın, çırpınaydın, Vapura binerken Memet’le anası… Nazım HİKMET

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in şiiri “Jokond ile Si-Ya-U” – Zeliha Berksoy

“Nâzım Hikmet’in Jokond ile Si-Ya-U’su, adını Nâzım’ın koyduğu Zeliha Berksoy tarafından sahneleniyor. Sanatçı Berksoy, ‘1928’de yazılmış bu denli modern, epik, ekspresyonist, sağlam bir eser az bulunur’ diyor. Jokond’u tanır mısınız? Hani yüzünün bir tarafı gülerken diğerinin ağladığı söylenen, Leonardo da Vinci’nin başyapıtı ‘La Joconde’… Yani ‘Mona Lisa’… Ya Jokond, Louvre

okumak için tıklayınız

Memleketim – Nazım Hikmet (seslendiren: Fazıl Say – Serenad Bağcan)

Memleketim Memleketim, memleketim memleketim, Ne kasketim kaldı senin ora işi Ne yollarını taşımış ayakkabım, Son mintanım da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, İnfarktında yüreğimin, Alnımın çizgilerindesin memleketim, Memleketim, Memleketim… Nâzım Hikmet Müzik, Fazıl Say (birinci versiyon “İlk Şarkılar” opus 5, 1994 ikinci versiyon “Nâzım Oratoryosu”

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin tekrar tekrar okuduğu 5 kitap

Sabahattin Ali, Yücel dergisinin Eylül 1935 tarihî 19. sayısında tekrar tekrar okuduğu kitapları şöyle sıralamıştır: Kaynak: A’dan Z’ye Sabahattin Ali, Hazırlayan: Sevengül Sönmez, Yapı Kredi yayınları, 1.baskı Temmuz 2009, sayfa 425

okumak için tıklayınız

Rıfat Ilgaz’ın Nazım Hikmet’in şiiriyle tanışması

– Nâzım Hikmetle ya da onun şiiriyle ne zaman, nerede, nasıl tanıştınız? – Nâzım Hikmet’in 835 Satır’ı 1929’larda gelmişti Kastamonu’ya. Gayret Kitabevi’nden almış okumuştum, hem de sınıfta, şiire meraklı arkadaşlarımla… Kimseden kuşkulu bir uyarı duymamıştım. Birkaç yıl sonra da Nâzım’ın Kafatası adlı oyunu İstanbul’da oynanmıştı. Onun solcu olması, yapıtlarının hemen

okumak için tıklayınız

Franko faşizmine karşı Nazım Hikmet’ten bir şiir: “Karanlıkta Kar Yağıyor”

Nazım Hikmet, 25 Aralık 1937 yılında yazdığı “Karanlıkta Kar Yağıyor” adlı şiiriyle 1936-1939 tarihleri arasında yaşanan İspanya İç Savaşı’nda Franko faşizmine karşı başarılı Madrid savunmasını aşağıdaki şiirle ifade etmiştir. Karanlıkta Kar Yağıyor Ne maveradan ses duymak, Ne satırların nescine koymak o “anlaşılmayan şeyi”, Ne bir kuyumcu merakıyla işlemek kafiyeyi, Ne

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in “şimdi, çarpıldığım en ağır ceza, basılan kitaplarıma önsöz yazmak” dediği metin

Nâzım Hikmet’in odası. Duvarda Abidin Dino’nun “Yürüyüş” tablosu, İstanbul’un renkli fotoğrafı, Avni’nin “Atlar”ı, Bulgar Piyonerlerinin hediyesi: nakışlı, dokuma bir halı, halıda Nâzım’ın çok güzel çok büyük ve kendisine en çok benzeyen bir portresi.

okumak için tıklayınız

‘Aman, Nazım Hikmet yoldaş, onca yıl hapiste yattığınızı okumuştum. Mahpusluktan bıkmadınız mı?’

Nikâh dairesine gidişimizi anımsıyorum. Taksiye binmiştik. Yanımızda dostumuz Tosya vardı. Nikâh dairesine vardığımızda Tosya ile ben binaya doğru ilerlerken sen taksinin parasını ödemek için kalmıştın. Arkamızdan yetiştiğinde kahkahalarla gülüyordun.

okumak için tıklayınız