Etiket: Cengiz Gündoğdu

Romanda Estetik Kalkışma – Cengiz Gündoğdu

“Türkiye’de roman dendikte, kimi kişiler bu romanları özetlemişler… bu özete romandan bir parça eklemişler… Özet, bir romanı var kılan öğe değildir. Türkiye’de özneler, roman denilen varolanla karşı karşıya gelmişler, ama romanı gerçekten var kılamamışlardır. Türkiye’de yazın için bir yıkımdır bu. Ben, bunu söyledim hep. Yazılarımla… söyleşilerimle bilgi verdim insanlara… Özetçiler

okumak için tıklayınız

Cengiz Gündoğdu: ?1980?den sonra roman ve öykü iyice öznelleşti? ? Söyleşi: Volkan Alıcı

Edebiyat yapıtının estetik nesne değil pazardaki bir meta sayıldığı, niteliğinden çok, satış rakamları ve yayıncıyla yazara kazandırdığı para kadar konuşulduğu bir dönemde ?yazarlık?, ülkenin ve dünyanın toplumsal, politik ve ekonomik durumundan bağımsız değerlendirilebilecek bir uğraş değil. Her toplumsal-ekonomik düzen, kendi değerlerini, ilişki biçimlerini yaratıyor ve dayatıyor. Örneğin, edebiyatta ödül lobileri,

okumak için tıklayınız

Estetik Kalkışma (Roman – Öykü Nasıl Yazılmalı, Nasıl Okunmalı) – Cengiz Gündoğdu

Bu yapıtta iki amaç güttüm. İlki, gerçeki bir roman gerçekçi bir öyküyü estetik konuma getiren öğeleri örneklerle göstermek. Ama şu bilinmeli. Gerçekçi öykü, gerçekçi roman yazmak için bunlar yeterli değildir. Yazarda gerçekliği derinden kavrama gücü, sağlıklı tür bilinci, bir de düş gücü olmalıdır. İkinci amaç okurlar için. Türkiye’de okur, bir

okumak için tıklayınız

İnsancıl Atölyesi Felsefe ve Sanat?ta Adnan Özyalçıner ile Söyleşi – Yayına Hazırlayanlar: A.kadir Şahin / Nazlıhan Özgül

İnsancıl Atölyesi Felsefe ve Sanat?ta insan seminerlerinin 12.02.2012 Pazar günü konuğu yazar Adnan Özyalçıner?di. İnsancıl Dergisi yazı işleri müdürü yazar, eleştirmen Cengiz Gündoğdu?nun kısa sunumunun ardından Adnan Özyalçıner?in konuşma metninin tamamını sunuyoruz.

okumak için tıklayınız

Şiir Geleceğe Bir Gülümsemedir – Mustafa Özmen

??bir sanat eserinin meziyetini nihai ve kesin olarak belirleyen şey, onun içeriğinin değeridir.? (1) İnsanın yazılı tarihi insanın son beş bin yılını kapsıyor. Oysa yazılı olmayan tarih milyonlarca yıl önce başlıyor. İnsanın öbür türlere göre daha gelişkin olmasını Gordon Childe şöyle açıklıyor? ??eller ve beyin. Bedenlerimizi taşımak yükünden kurtulduktan sonra

okumak için tıklayınız

Nermi Uygur?a Bölük Pörçük Bakış – Cengiz Gündoğdu

Mehmet Akkaya Nermi Uygur?la ilgili çalışmasının sonunda şöyle der, ?? bugün veya gelecekte ?Türk Felsefesi? diye dünya düzeyinde bir felsefeden söz edilecekse kuşkusuz ki adı öncelikle anılacak kişilerden biri düşünmeyi eylemden ayırmadığı için bir eylem kişisi de olan Nermi Uygur olacaktır.? Bu saptama doğrudur. Gerçekten de Nermi Uygur, Türk dilinin

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiiri 4 – Mustafa Özmen

Platon’un bilindik adalet tanımı şuydu; ?Adalet, güçlünün işine gelendir.? Günümüz adaletinin de uyguladığı budur. Bu adalet kavramı; soğuk mahkeme duvarlarını, yasaları, düzmece tutanakları, gözaltıları, hukuksuz dava süreçlerini çağrıştırır. Bu dava süreçleri ancak ?güçlünün? adalet anlayışıdır. Bu süreçler gelip geçicidir. Bir de insanlığın adalet süreçleri, adalet tanımları vardır. Bu sürecin en

okumak için tıklayınız

Berrin Taş Şiiri 5 – Mustafa Özmen

12 Eylül 1980 Türkiye tarihinin karanlık günlerinden biri. 12 Eylül toplumda büyük yaralar açtı. Bu yaraların bir kısmı kapandı. Bir kısmı kapanmadı. Zamana bırakıldı bu yaralar. Devrimci bir çok genç katledildi. İşkencelerden geçti. Aileler büyük acılar yaşadı. Yalnızlaştırıldı. Devrimcileri hedef alan bu darbe, hem devrimcileri hem de toplumu sindirdi. Toplumun

okumak için tıklayınız

Bilge Düşünür Orhan İyiler – Cengiz Gündoğdu

Gerçeklerin Öğretmeni Orhan İyiler denildikte ilk aklıma düşenler? Orhan İyiler?in bir düşünür olmasıdır. Peki ama nasıl bir düşünürdür İyiler. Düşünür dendi mi, sözgelimi, kadınları, erkekleri daha genç gösterecek diye kremlerle, kokulu sıvılarla nasıl aldatacağını düşünenler de var bu dünyada.

okumak için tıklayınız

Danilov Manastırı’nın Çanları – Orhan İyiler

‘Lenin’in Ülkesinde Neler Oluyor?’u yazmaya başlamadan önce 1989-1993 yılları arasında çeşitli sol dergilerde yayınlanan yazılarımı yeniden özenle gözden geçirme gereğini duydum. Birden şunu gördüm; Yalnızca bugün Lenin ülkesinde neler olup bittiğini anlamak için değil, ama 21.Yüzyıldaki büyük değişimin nasıl gerçekleştiğini ya da gerçekleştirildiğini kavramak için de Danilov Manastırı’nın Çanları’nın okunması

okumak için tıklayınız