Kategori: Nazım Hikmet

Nazım Hikmet’in Türkçe’de ilk defa yayımlanan yazısı: Hayal ediyorum

Doğumunun 113. yıldönümü vesilesiyle mimarlar Nazım Hikmet için özel bir kitap hazırladı. Kitapta Nazım Hikmet’in Sovyet Mimarlığı dergisine yazdığı ve Türkçe’de ilk defa yayımlanan bir yazısı da bulunuyor. Yazıda Nazım Hikmet, “Sosyalist mimari her şeyden önce insanın içinde bir sevinç duygusu uyandırmalıdır demek istiyorum” diyor.

okumak için tıklayınız

Bilmediğiniz Nâzım Hikmet (I): Seni sevdiğimden beri ölümden korkar oldum. Ölüm senden ayrılmak demek

Nâzım Hikmet’in eserleri arasında saydığı ‘İki İnatçı’ ve ‘Prag Saatleri’ adlı oyunlarından bölümleri Türkiye’de ilk kez yayımlıyoruz. Başlarken… Nâzım Hikmet, Türkiye’de hakkında en fazla yazılan şairlerden. Bugüne dek onunla ilgili yüzlerce kitap basıldı, bini aşkın makale kaleme alındı. Ne var ki Rusya’daki yıllarına ilişkin yayınlar azınlıktadır. Yaşamıyla birlikte, orada ürettiği

okumak için tıklayınız

“Yaşamak güzel şey be kardeşim” – Nazım Hikmet “Baskıya, acıya, sefalete rağmen inandıkları düşünceler adına boyun eğmeden savaşan insanların öyküsü.

“Nazım Hikmet, Türkçe’de yazılmış en güzel şiirlerin yazarı… Bu coğrafyada yaşayan insanların büyük bir kısmı ondan hiç değilse bir kaç dize okumuştur. Ama Nazım’ın romanlarını pek azımız biliriz. Ölümünden sonra basılan “Kan Konuşmaz”(1965) ve “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” (1967) romanları, -o dönemde- şiirlerinin yanında göze çarpmamış, bugünlerde ise bütünüyle

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in tanıklığıyla Ermeni katliamları

Ünlü şair, “romantik komünist” Nazım Hikmet 113. doğum yılında anılıyor. 15 Ocak 1902’de doğan Nazım Hikmet, şiirlerinde Heybeliada Bahriye Mektebi öğrencisi olduğu yıl, 1915’teki Ermeni Soykırımı’na da, öncesindeki katliamlara da yer verdi. Bu şiirlerden en bilineni, soykırımı konu aldığı için sansürlenen, 1950’de yazdığı “Hapisten Çıktıktan Sonra” şiirinin “Akşam Gezintisi” bölümüydü.

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in TSK’dan ayrılışı: Çürük değil devamsızlık

Nazım Hikmet Ran, bilinenin aksine Harbiye’den ‘çürük’ olduğu için ayrılmamış. Deniz Kuvvetleri’nde gün yüzüne çıkan belgelere göre Nazım, sağlık raporu almış sonra da okula dönmemiş. Harbiye kayıtlarında Nazım’ın adı ‘Sınıfımızdan subay olmadan ayrılanlar’ başlığı altında geçiyor. Ama mezun olmayan tek öğrenci Nazım değil. 4 kişi daha var. Ancak onların isimlerinin

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal, “Burdan çıkarken önce beni çiğne, öyle git.” Nazım Hikmet

Kitaplarında yer almayan başka bir anıyı da anlatmak isterim: Babam, hapishane dışına çalışmaya çıktığı bir gün ne olmuşsa olmuş bir olaya kafası bozulmuş. Bu ruh haliyle çalıştığı mıntıkada ne kadar meyhane varsa hepsine girmiş, körkütük sarhoş oluncaya kadar içmiş. Bu içme faslı akşama kadar sürmüş. Artık ayakta duracak halde değil.

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in bilinmeyen gizli İstanbul ziyareti

Şair Nazım Hikmet, 87 yıl önce bugünlerde gizlice bir vapurla İstanbul’a gelmiş ve geri dönmek zorunda kalmıştı. Karaya çıkıp çıkmadığı hala bilinmiyor. Nâzım Hikmet 1931’de çıkarıldığı mahkemede şöyle demiş: “Evet, ben bir komünistim, bu muhakkaktır. Komünist şairim ve daha esaslı komünist olmaya çalışıyorum.” (Nâzım Hikmet, Memet Fuat, Adam yay. 2000,

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet ‘in Tavşan Hikayesi

Zaman zaman zararsız mahkûmlar hapisten jandarma eşliğinde çıkarılarak devletin inşaat, yol, temizlik gibi işlerinde çalıştırılır. Babam da, Nâzım Hikmet de bu şekilde dışarı çıkar, hem çalışır hem de hapishane ortamından uzaklaşmış olurlardı. Böyle günlerden bir gün babam küçük bir çocuğun elinde tavşan yavrusu tuttuğunu görmüş. Çocuk satmak istiyor fakat diğer

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Salkımsöğüt şiiri animasyon oldu.

İllüstratör Ethem Onur Bilgiç, Nâzım Hikmet Ran’ın “Salkımsöğüt” isimli şiiri için serbest uyarlama kısa bir canlandırma film hazırladı. Ses tasarımını Deniz Tarsus’un, yapımcılığını Berat İlk’in, müziklerini ise James Hakan Dedeoğlu’nun üstlendiği film, 15. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde ve 21. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Animasyon ödülünü kazandı.

okumak için tıklayınız

Vera Tulyakova neden Nazım Hikmet’in mirasından vazgeçti?

Dünyaca ünlü Türk şairi Nazım Hikmet’in eşinin Vera Tulyakova’nın Nazım’ın mirasından neden vazgeçtiği ortaya çıktı. Vera’nın ilk eşinden olan kızı Anna Stepanova internette sosyal ağ sayfasında Nazım’ın ölümünden sonra miras konusuyla ilgili önemli hatıralarını paylaştı. Anna dul kalan annesinin kimseyle konuşmak istemediğini ifade etti. Çok güzel olduğu için erkeklerin Vera’nın

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in gözünde Nâzım Hikmet

(…)”Hapishanede çehrelerini sık sık görmeye mecbur olduğumuz bir topluluk var, kravatlı, bey ıskartası, muhasip, kasadar “hakaret olsun diye veznedar demiyorum- kâtip, tahsildar, maliye memuru, ne bileyim ben, bu çeşit “Küçük burjuva”lar. Bunların karakterleri malum: Hem kel, hem fodul. Bütün hareketlerinden, sözlerinden kendini beğenmişlikleri akar. Mesela Nâzım Hikmet’e bunlardan birisi der

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:

Nâzım Hikmet, Sabahattin Ali ile tanışmasını şöyle anlatmaktadır:  “Bir gün dergi redaksiyonuna kısa boylu, gözlüklü bir genç geldi. Almanca bildiğini, hikâyeler yazdığını ve adının ?Sabahattin Ali? olduğunu söyledi, hikâyelerinden birini bıraktı, çıktı. Bu hikâye, orman işçilerinin yaşamı üzerineydi. Alman romantizminin etkisi altında yazılmış olmasına karşın, konu ve içerik bakımından Türk

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in “Severmişim Meğer” şiiri son 50 yılın en büyük aşk şiirleri listesinde

Londra?da bulunan sanat merkezi Southbank Center, son 50 yılın en büyük aşk şiirlerini seçti. Listede Nâzım Hikmet?in ?Severmişim Meğer? şiiri de var. İngiltere?nin başkenti Londra?da bulunan sanat merkezi Southbank Center, son 50 yılın en büyük aşk şiirlerini seçti. Listede Nâzım Hikmet Ran?ın ?Severmişim Meğer? şiiri de var. Liste üzerinde çalışan

okumak için tıklayınız

Benerci Kendini Niçin Öldürdü? – Nazım Hikmet

“Boş gecelerini değil,/boydan boya ömrünü ver inkılaba…” diye perçinler Nâzım Hikmet, ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’de, ‘güneşli günler göreceğine’ dair olan inancını. Şairin, İngiliz sömürgesi altındaki Hindistan’da ‘tam bağımsızlık’ uğruna, tüm yaşamını özgürlük mücadelesine adayan Benerci adlı bir Hintli kahramanın öyküsünün eşliğinde, ‘ihanet’, ‘sadakat’ ve ‘inanç’ kavramlarını kurcaladığı Nâzım Hikmet’in Benerci

okumak için tıklayınız

“Sevdalı Bulut Masalı” – Mehmet Özçataloğlu

Çocuk ölümlerini olağanlaştırdığımız bir coğrafyaya döndü ülkemiz farkında mısınız? Hemen her gün haber bültenleri kayıp çocuklar ya da kayıpların ölüsünün bulunduğu haberleriyle başlıyor. ?Son dakika? haberlerine de sık sık konu oluyorlar doğal olarak. Çocuk gerçekliğinin ölümle anıldığı bu coğrafyada sihirli diyarlara yelken açmaya başladım sık sık. İyilerin kazandığı kötülerin yenildiği

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet ve Mimar Sinan

Yeryüzünde az verim bulunur ki, Sinan’ın Süleymaniye’si kadar, kendini yaptırtanların iç dileklerinin taban tabana tersini vermiş, göstermiş olsun. Nâzım Hikmet 22.5.1935, Tan Gazetesi Milliyet Sanat Dergisi’nin 15 Şubat 1988 tarihli 186. sayısında Nâzım Hikmet tarafından kaleme alınan ‘Mimar Sinan ve Süleymaniye Camii’ üzerine (çoğu 1935 tarihli ve Orhan Selim mahlaslı) bir

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet?ten Sabahattin Ali?ye mektup

(tarihsiz) Kardeşim, (?) Romanını nasıl sabırsızlıkla ve ne büyük güvençle beklediğimi tasavvur edemezsin. Bak konkre konuşmuyorum: Hikâye ve romanda bugün sen varsın, senden sonra Kemal Tahir var, sonra Orhan Kemal var, Suat Derviş var. Kemal Tahir?le Orhan Kemal biri daha ilerde, biri henüz civciv, fakat dehşetli vaatlerle dolu biri civciv,

okumak için tıklayınız

Oyunlarım Üstüne – Nazım Hikmet

“Çok az bilinen ve birkaç kitap sayfası arasında saklı kalan bu metin, ustanın Tiyatroya olan ilgisini, nasıl başladığını, dostluklarını, oyun yazım ve sahnelenme süreçlerini ve etkilendiği çalışmaların kökenlerini bulacaksınız. Nisan 1962 de, yani ölümünden bir yıl önce, Moskova da kaleme alınan ve belge niteliği olan bu çalışmayı, sizlerle sevgiyle paylaşıyoruz.”

okumak için tıklayınız

Howard Fast’tan Nâzım Hikmet ‘e bir şiir…

Kendi duvarların nasıl tutamadıysa kelimelerini, bizim duvarlarımız da tutamadı, kardeşim, kelimelerin buldu bizi. O gün cezaevinde geldi yanıma pek iyi bildiğin cezaevi fısıltısıyla o ince yazar, Albert Maltz… Hayatı anlatan şeyler söylemekti onun suçu da, barışı, umudu, özlenen şeyleri… Özgür olduğunu söyledi bana.

okumak için tıklayınız

‘Nazım çağırdı, gidiyorum’

Yukarıdaki cümle 1953?ten 60?a kadar Nazım Hikmet?e ?ilham? veren, 7 yılını ona adayan bu zaman diliminde büyük ustayı 4 kez ölümden kurtaran Doktor Galina Grigoryevna Kolesnikov?a ait. Galina bu yıllar içerisinde onun yalnızca sevgilisi değil doktoruydu da. Ancak Nazım tüm yaşamınına sığdırdığı kadınlar arasında bir tek ona şiir yazmamıştı. Nazım?ın

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in yeni görüntüleri

1952 yılında Kırım’da çekilen Nazım Hikmet görüntülerinde usta şair Rus çocuklarla Rusça konuşuyor… Görüntüler Sovyet arşivinde çıktı. Tam 62 yıl öncesine ait. Şair Nazım Hikmet’in Sovyetler’de çocuklarla sohbet ederken çekilmiş görüntüleri diğer az sayıdaki görüntülerinden çok farklı. O anlar renkli olarak kaydedilmiş. Nazım Hikmet, Sovyet iktidarı döneminde İlkokul ve lise

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in bilinmeyen iki şiiri yayınlandı…

Hakan Aksay’ın T24 sitesi için kaleme aldığı yazısında Nazım Hikmet’in biri ‘unutulmuş’ biri de Fransız komünist Henri Martin için yazılmış ve bilinmeyen iki şiirine yer verdi. Unutulmuş şiirin öyküsü Hakan Aksay’ın yazısında yer alan bilgilere göre, Melih Güneş, Nâzım Hikmet?in 1921-1961 yılları arasını kapsayan şiirlerinden seçerek oluşturduğu, 1961 yılında Rusça

okumak için tıklayınız

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni – Zafer Köse

Fabrikanın bakım teknisyeni, elini genel müdürün omzuna koyup ?Sen de çok önemli bir iş yapıyorsun,? diyor, ?stratejik kararlar veriyorsun.? Olabilir mi böyle bir şey? Hiyerarşik sistemde aşağıdaki kişi üsttekine alçak gönüllü davranabilir mi? Alçak gönüllü her davranış, yukarıdan aşağıya iletişim durumu yaratır; dikkat çekecek ölçüde öyle davrananlar, üstte bulunma konumlarını

okumak için tıklayınız

Öteki Defterler – Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet’in 1938’de İstanbul Tevkifhanesi’ndeyken kullandığı defterler, Piraye’ye yazılmış mektupların olduğu sandıkta bulundu. Nazım’ın yeni defterlerinde bulunan dört anlatı parçası ‘Öteki Defterler’ adıyla 2008 yılının Eylül ayında okurlarla buluştu. Memet Fuat arşivi düzenlenirken, Piraye’ye yazılmış mektupların bulunduğu sandıktan çıkan, yarım kalmış ve bugüne kadar hiçbir yerde yayımlanmamış roman ve hikâye

okumak için tıklayınız

Şiir Üstüne Düşünceler, Nazım Hikmet

Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acısıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır… Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. (Babayef, Nâzım Hikmet, ss. 140-141) * Yeni şair, şiir lisanı, vezin lisanı, konuşma

okumak için tıklayınız

Nâzım yazmış bu çizgi filmleri! – Levent Cantek

İki DVD ekli kitapta, senaryosunu Nâzım Hikmet?in yazdığı, 1959 ve 1962 yıllarında hazırlanan Sevdalı Bulut ve Hanene Huzur Dolsun adlı çizgi filmler ve filmlerin hazırlanış süreci aktarılıyor. Nâzım Hikmet?in çok yönlü bir sanatçı olduğunu hepimiz kabul etmekle birlikte, yazıp çizdiklerini iyi kötü bilen herkes teslim edecektir ki şairliği kıyas götürmeyecek

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet?in senaryosunu yazdığı 2 çizgi film gün ışığına çıktı.

SSCB çizgi film stüdyosu Soyuzmultfilm?de redaktör olarak çalışan Vera Tulyakova?nın başka bir çizgi film hakkında danışmanlık almak için ziyaret ettiği Nâzım Hikmet ?Neden benden de bir senaryo istemiyorsunuz?? diye sorar ve ertesi gün akşama doğru elinde ?Sevdalı Bulut? çizgi filminin senaryosuyla stüdyoya gelir. Vera ile Nâzım?ın büyük aşkı da işte

okumak için tıklayınız

Edebiyat parçalayan nutuklar 2 – Türey Köse

Nâzım Hikmet, afla cezaevinden çıktıktan sonra 49 yaşında askere çağrıldı. Sağlık sorunları, baskı ve tehditler üzerine, Refik Erduran 17 Haziran 1951?de Nâzım Hikmet?i bir motorla kaçırdı. 19 Kasım 1951 tarihinde Türk Ceza Kanunu?nun bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin tasarı görüşülürken gizli oturumda askeri yargıç Şevki Mutlugil ?hükümet adına memleketteki komünizm cereyanları

okumak için tıklayınız

Edebiyat parçalayan nutuklar 1 – Türey Köse

1929-1938 yılları arasında sık sık cezaevine giren Nâzım Hikmet, 1938 yılında askeri öğrencileri isyana teşvik ettiği savıyla açılan Donanma davaları nedeniyle 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edilmiştir. 17 Ocak 1938?den beri tutukludur. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa?da ?Dört Hapishaneden? şiirler yazmaktadır. 29 Ocak 1947?de CHP Giresun Milletvekili Ahmet Ulus,

okumak için tıklayınız

Vera Tulyakova Nazım Hikmet’i anlatıyor.

Nâzım son eşi Vera Tulyakova Nazım’ı anlatıyor  Nâzım’ın bir özdileği vardı. İnsanlar nasıl iyi şeylere çabuk alışıyorsa kötü şeylere daha çabuk alışıyorlar diyordu. Kuyruklara alışıyorlar, eksiklere alışıyorlar. Bürokratlar siyah arabalarla dolaşırken halktan insanlar saatlerce otobüs bekleyip soğuk kış günlerinde üşüyor. İşte Nâzım bunlara hiç alışamıyordu. Bütün bunları sanki ilk kez

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’ten Ceyhun Atuf Kansu’nun annesine ağıt – Işık Kansu

“Nâzım Hikmet’in ölümü üzerine ağıt yazdığı Müfdale Hanım’ın büyük olasılıkla 1920 yılında çekilmiş bir fotoğrafı. Müfdale Hanım’ın kucağındaki bebek, şair Ceyhun Atuf Kansu’dur. Nâzım Hikmet’in, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Yöneticisi Ömer Türkoğlu tarafından yapılan araştırma sonucu gün ışığına yeni çıkarılan iki şiirinden biri olan “Vehbi ve Nafi Kardeşlerimin Acılarına:

okumak için tıklayınız

Bir Nâzım düşmanlığının ‘tahlili’ (yahut Mehmet Kaplan’ın hisleri) – Onur Bayrakçeken

Mehmet Kaplan?ın Şiir Tahlilleri I-II?sini, sevgili Ali Baydar ve Burak Berkan hocalarımdan temin edip okudum. Kendisinin değerli bir akademisyen olduğunu tartışmam. Fikren bana çok zıt olsa da, önemli çalışmalar yapmış bir isim. Ancak, tartışmayacağım bir gerçek daha var ki o da Mehmet Kaplan?daki solcu şairleri safsatalarla dışlama tavrı… Hoş, bu

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Açlık Grevi Günleri – Abidin Dino

Nâzım, açlık grevinin başlangıcını ve sonrasını bize Caddebostan’da, benim evimde, daha doğrusu Anadolu yakasında Adalar?a karşı, yazlık olarak kiraladığımız küçük evde anlatmıştı. Bahçe denize kadar uzanıyordu. Ahşap bir saray yavrusu olan Tosun Bey’in malikânesi en dipte, neredeyse suyun içinde bembeyaz yükseliyordu. Kullanılmayan eski bir müştemilat olan bizim küçük evimizse, mülkü

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Açlık Grevi “Millete Verdiğim Açık İstidaya Canımı Pul Yerine Kullanıyorum” – Editör: Yeşim Bilge Bengü

Nâzım Hikmet, 28 Aralık 1938’de Askeri Yargıtay’ın onaylamasıyla hiçbir suçu olmadan toplam 28 yıl 4 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Şaire isnat edilen suç “orduyu isyana teşvik etmek”ti. 1949 yılına gelindiğinde Nâzım toplam 12 yılını hapishanede geçirmişti. Ve kendince artık dayanma sınırına gelmiş ve farklı “mücadele yollarını” denemeye hazırlanıyordu. Sonunda

okumak için tıklayınız

Denizde – Anton Çehov (Çeviren: Nazım Hikmet)

Göze görünen, yalnız, gerideki limanın ürperen ışıklarıyla katran gibi kara bir gökyüzüydü. Soğuk, ıslak bir yel esmekte. Üstümüzde ağır bulutları, onların yağmur olup boşanmak dilekle­rini duyuyor ve soğuğa, yele bakmaksızın sıcaktan boğuluyorduk sanki. Biz, gemiciler, baş altında toplanmış zar atıyorduk. Bizimkile­rin gürültülü, sarhoş kahkahaları yükseliyor, içimizden birisi, alay olsun diye,

okumak için tıklayınız

Piraye’ye Mektuplar – Nazım Hikmet Ran

Yapı Kredi Yayınları?ndan çıkan Nâzım Hikmet?ten Piraye?ye Mektuplar kitabı, Nazım Hikmet?in eşi Piraye Hanım?a gönderdiği 581 mektuptan oluşuyor. Bu kitabın yanında ayrıca hepsi tıpkıbasım olan ve kitapla birlikte sadece 1000 adet basılan 26 mektubun bulunduğu bir kutu da bulunuyor. Mehmet Fuat?ın hazırladığı Nazım Hikmet?ten Piraye?ye Mektuplar, Yapı Kredi Yayınları tarafından

okumak için tıklayınız

Hayatımın ve Şiirimin Hesabatı – Nazım Hikmet Ran

“Birkaç gündür kafamın içinde bir soru kımıldanıp duruyor. 60 yıllık ömrümün 40 şu kadar yılında şiir yazdım durup dinlenmeden. Evimde, sokakta, hapiste, trende, uçakta. Bu şiirlerin içinde ne kadarı, insanları barış için savaşa, emperyalist savaşlara karşı savaşa, millî bağımsızlık için savaşa çağırdı. Kırk şu kadar yıllık şairliğimi masamın üstüne koydum.

okumak için tıklayınız