Etiket: Sel Yayıncılık

Yabancılaşmaya Karşı Özgürlük – Nejdet Evren

Arzu etmek/istemek çeşitli nedenlere dayalı olabilir. Biyolojik nedenler ile sosyolojik nedenler arasında kapanmaz bir fark vardır. Her ikisinin de ortak noktası ise, varlığına ihtiyaç duyulan bir eksikliğin hissiyatıdır. Bu nedenle arzu edilen/istenen şey her daim eksikliği duyumsanan/hissedilen varlıktır. Eksikliğin kendine dair hissin bağlandığı arzu ise her ikisinden farklı olarak yoksunluk/doyamama

okumak için tıklayınız

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

“Ferit Edgü ilk basımı 1977 yılında yapılan Hakkâri’de Bir Mevsim’de, bir hata sonucu dünyadan koparılmışların dünyasına gelen birinin, dilini, kültürünü bilmediği bu insanlarla iletişime geçmesini ve yeni yaşam yolları denemesini anlatır. Yılların içinden geçtikçe kişi, yalınlaşmak dünyanın bütün karmaşıklığına sırtını dönüp, daha basite, en basite varmak ister. Kişi karmaşık olandan

okumak için tıklayınız

Acı Deneyimler üzerine

Acı Deneyimleri Acı hiç kuşkusuz insanın ölümle birlikte en güçlü biçimde paylaştığı deneyimdir: Hiçbir ayrıcalıklı onu bilmezlikten gelemez ya da herhangi birinden daha iyi bilmekle övünemez. İnsanın içinde doğmuş bir şiddettir acı, insanı bitirir, bunaltır, içinde açtığı uçurumda yok eder, hiçbir amacı olmayan bir dolaysız duygular içinde ezer. İnsanın kendisi

okumak için tıklayınız

Bok Yoluna Gitmek – Erich Kästner

“Çöküş ve ahlaki çürümeye karşı, devlet ve ailede namus ve disiplin için; Heinrich Mann, Ernst Glaeser ve Erich Kästner´in yazdıklarını ateşe veriyorum.” 10 Mayıs 1933’de Berlin Opera Meydanı bu sözlerle yankılanırken, Kästner kenarda, kitaplarının genç Naziler tarafından yakılışını izliyordu. Kästner‘i faşist histerinin hedef tahtasına oturtan eserlerinin arasında Bok Yoluna Gitmek

okumak için tıklayınız

Aydınlanma ve Psikoloji: Şeytanın Yeni Marifetleri

“Hikâyenin ana fikri şudur: Kötülük, bir oyun karakterinden başka bir şey olmayan Şeytan’ın maskesinin ardında saklanmaktadır. Kötülüğün asıl temsilcisi ise, Şeytan’ı icat etmiş olan insandır; çünkü böylece içinde uyuklayan kötülüğü kendinden ayırabilmiş ve kurmaca bir karakterde toplayabilmiştir.”

okumak için tıklayınız

Bülbülü Öldürmek: İyinin ve kötünün ötesinde

Eylül ayında Harper Lee’nin ünlü romanı Bülbülü Öldürmek’in Sel Yayıncılık tarafından Ülker İnce çevirisiyle yeniden yayımlandığını gördüğüm an, bu yazıyı yazacağımı biliyordum. Aradan geçen yirmi yıla rağmen unutamadığım ve her sene öğrencilerime tavsiye ettiğim bir romandı söz konusu olan. Çocuk edebiyatıymış, gençlik edebiyatıymış, böyle kavramların olmadığı bir zamanda, bulunan her

okumak için tıklayınız

Âdem ve Havva zenci miydi? – Eduarda Galeano

Renk cümbüşüne doğru yolculuk Âdem ve Havva zenci miydi? İnsanın, dünyanın dört bir yanına doğru çıktığı yolculuk Afrika’dan başladı. Büyükbabalarımız gezegenin fethini oradan başlattılar. Farklı yollar beraberinde farklı kaderleri getirdi ve güneş de renk ayrımı işini üstlendi. Bugün, dünyanın gökkuşağını oluşturan kadınlar ve erkekler olarak bizlerin gerçek gökkuşağından fazla rengimiz

okumak için tıklayınız

“Kısa Süren Saltanat”: John Steinbeck’in yegâne siyasi hicvi

John Steinbeck’in “Kısa Süren Saltanat” adlı romanı, Belkıs Dişbudak’ın çevirisiyle Sel Yayınlarınca yayımlandı. John Steinbeck, bu yegâne siyasi hicvinde Fransız Devrimi’ni adeta ters yüz ediyor. Cumhuriyetin sürekli olarak krize girmesinden bıkan Fransızlar, çözümü kadim kralların soyundan gelen amatör astronom Pippin Héristal’i kral ilan etmekte bulurlar. Yeni kral ve ailesi bir

okumak için tıklayınız

Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler – Marguerite Duras

Fransız edebiyatının tartışmasız en başarılı ve üretken yazarlarından Marguerite Duras’nın zaman zaman romanlarında da yansıttığı iç dünyasına dolaysız bir dokunuş. Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler, Duras’nın Hindiçin’de geçen çocukluğundan Nazi işgali sırasında sonsuzmuş gibi gelen bekleyişlerine, Paris’in gündelik hayatı ve sıradan sakinleri hakkında yaptığı etkileyici gözlemlerden politik görüşlerine acıyla,

okumak için tıklayınız

‘İşlenmemiş suç ertelenemez’

Sel Yayıncılık, Beat Kuşağı’nın önemli temsilcilerinden William S. Burroughs’un “Yumuşak Makine” adlı kitabı hakkındaki “müstehcenlik” davasında, “kovuşturmanın ertelenmesi” kararına karşılık, Yargıtay’ın temyiz taleplerini reddetmesinin ardından, davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacaklarını açıkladı.

okumak için tıklayınız

Susan Sontag’la “Bilincin Kapısını Aralamak” – Şule Tüzül

“Kimileri kitap okumayı sadece bir kaçış olarak görür: ‘Gerçek’ dünyadan hayali bir dünyaya, kitapların dünyasına bir kaçış. Oysa kitaplar çok daha fazlasıdır. Onlar, tamamıyla insan olmamızın bir yoludur.” 1996 yılında yazdığı “Boges’e Mektup” başlıklı kısa metninde böyle demiş Susan Sontag. Aklınıza gelebilecek her konu ve her kavram üzerine yazıları, denemeleri,

okumak için tıklayınız

Susan Sontag: Derinlikli ve sade

Sontag’ın ölümünün üzerinden on yıl geçti. Ama söyleyip yazdıkları hiç eskimedi; Cott’un yaptığı röportaj da bunu gösteriyor. Susan Sontag, bilmem ne dergisinin düzenlediği ankette “dünyanın en etkili bilmem kaçıncı kadını” gibisinden bir nitelemeye hiçbir zaman sahip olmadı. Kitaplar yazdı, eylemlere katıldı, dünyanın dört bir yanında konferanslar verdi. Bu melankolik, ciddi,

okumak için tıklayınız

Bugünün işini yarına, hatta bir ay sonraya bırakanlara

John Perry oldukça başarılı ve iyi bir felsefeci olarak asıl ününü ilk yazdığı ve kitabının ilk bölümüne aldığı ‘Sistematik Erteleme’ makalesi ile kazandı. Perry’ye göre sistematik erteleyiciler aslında çok fazla iş kotaran kimselerdir, yeter ki bu işler “daha önemli şeyleri yapmamanın bir bahanesi olsun.” Felsefede, kökeni Antik Yunan’a dayanan çok

okumak için tıklayınız

“Yazmak Üzerine Notlar” ve iki farklı bakış…

“Yazmak Üzerine Notlar”, Jules Renard’ın günlüğü, yazıya dair kaleme aldıklarının derlemesi ve yaşama bakışının yansıması. Kitabı, Ali Bulunmaz ve Eray Ak’ın değerlendirmeleriyle tanıyoruz… ‘Yaşamı git gide daha az anlıyorum’ – Ali BULUNMAZ Yazmaya girişen ve sonradan yazar mertebesine erişenlerin ettiği laflar ve kenara köşeye çiziktirdiği notlar, yıllandıkça değerlenip anlamını bulur.

okumak için tıklayınız

Derin “Bir Gemide” – Sacide Alkar Doster

Bazen bir kitap okursunuz, içine alır sarmalar sizi. Bazen üveylik koyar kendiyle arasına bir diğer kitap. Onları bize kardeş yapan içindekilerin yaratıcısına olan bağlılığımız, yazarın kalemine duyulan yakınlıktır çoğunlukla. Minimalist akımın en iyi örneklerini veren Edgü, gerçekçilik üzerine düşünmeye çağırıyor okuru. Öykülerindeki düş ve gerçek tanımlamasını ise şöyle yapıyor: ?Ben

okumak için tıklayınız

Ecco il mare, maria – Onur Köybaşı

Gözlerimi kapatıp bir deniz hayal ediyorum; ucu bucağı olmayan… Bana huzur veren, denizin ucu bucağı olmaması değil aralıklarla kulağıma gelen dalga sesleri… İşte tam da burda başlıyor hissettiklerim. Ferit Edgü?nün kısa ve çok çok kısa öykülerinin yer aldığı ?İşte deniz,Maria?sındaki gibi. Büyüklüğü yahut kapladığı alan değil ;dalga sesi kısalığında gidip

okumak için tıklayınız

Êdouard Levê’nin “intihar” üçlükleri – Onur Köybaşı

?Seni tanıyanlar yaşadıkça sen de yaşayacaksın. Ancak hiçbiri kalmayınca öleceksin? Belki de sadece bu sebeple Êdouard Levê, hiç ölmemiş gibi aramızda dolaşacak. Gerek yaşamı, gerek hayata bakışı ve bunların yanında tasarladığı ?intihar?metnini yayınevine verdikten on gün sonra kitapta bahsettiği gibi kendi hayatına son verişi? İntihar, kişiye özgü bir meseledir; dünyada

okumak için tıklayınız

Paris’ten Cava’ya Yolculuk – Honoré de Balzac

Bu Cava yolculuğu, bir düş-ülkeye yapılmış bir düş-gezidir. “Çok okuyan değil, çok gezen bilir” demişler ya, Balzac’ta, asıl bilen duymasını bilendir. Yazar bu ustalığını göstere göstere konuşturup, her duyuyu tıka basa doyurur. O denli canlıdır ki anlatısı,ölü döneriz oradan. Cava’ya gitmiş mi, gitmemiş mi? Kaç yazar? “Geçmişi böyle düşlerken, adına

okumak için tıklayınız

Hayatta kalma savaşı – Yekta Kopan

Eric Faye’nin yaşanmış bir olaydan esinlenerek kaleme aldığı ve Fransız Akademisi Büyük Roman Ödülü’nü kazanan romanı “Nagazaki”, üzerine Japonya tarihinin gölgesinin düştüğü ve suçluluk, utanç, yalnızlık, pişmanlık temalarının harmandığı bir kitap. Hayat sanatı taklit ediyor. Okuduğu her eserden sonra ?Bunun ne kadarı gerçek?? diye soran zihinlerin unutmaması gereken bir gerçek

okumak için tıklayınız

Mithars’ın Cennetine “Adınla Çağır Beni” – Onur Köybaşı

Bana aşkın tanımı nedir diye sorsalar; hiç tereddütsüz Andre Aciman?ın ?adınla çağır beni? kitabı derim. Aslında sadece aşk değil, tutku ve hayranlık. Diğer bir bedenden kendine varma duygusu, tamamlanma ve eksilme hissi… Hepsi aşk değil midir zaten? On yedi yaşındaki (Elio) bir genci muazzam bir ustalıkla konuşturan Aciman?ın kitabından

okumak için tıklayınız

Kelliğe Övgü – Kyreneli Synesios

Eski çağ yazın dünyasının dikkate değer ürünlerinden biri de ?övgü? kitaplarıdır. ?Övgü? kitaplarında bugün biz ?yeniler?in yadırgayabileceği pek çok şeye methiyeler düzülmüştür. Övülen şey, çok kere, çoğumuzun övülmeye değer bulmayacağı, dahası, değil erdem ?zaaf? sayacağı insanlık halleridir. Kyreneli Synesios ?kellik? gibi, çoğu erkeğin korkulu rüyası olabilecek bir ?nasipsizliği? bir erdem

okumak için tıklayınız

Hayvanların olmadığı çocukluk neye yarar ki? – Semih Gümüş

Elias Canetti yazarlarımdandır. Körleşme romanı ve yazılarının derlendiği Sözcüklerin Bilinci, Türkçede ilk yayımlandıkları günlerde kitaplarım arasında yer aldı. Canetti çağımızın önemli aydınlarından, Nazizm illetine karşı durmuş, aynı zamanda ağırlığı olan bir kimliğin de sahibi. Onun Hayvanlar Üzerine kitabını bilmiyordum, Türkçede yayımlanır yayımlanmaz okudum, benim için gerçek bir sürpriz oldu. Canetti?nin

okumak için tıklayınız

Canetti?nin hayvanları – Ömer Erdem

Bir yazarın hayvanlarına da bakarım ben. Hayvandan geçmek, hayvandan yazmak, hayvandan süzülmek diye bir şey var sonuçta. Bir yandan hayvandan çıka çıka insana varmak, bir yandan da insandan döne döne hayvana çıkmak var. Hayvansız kalmışsa bir şair, bir öykücü, bir romancı bir tiyatro yazarı sadece soyutlama kuraklığına sıkışmaz, yaratıcılığının imkânlarını

okumak için tıklayınız

Köpeğim Charley ile Amerika Yollarında – John Steinbeck

John Steinbeck, gençliğinden beri bir gezi tutkunuydu. Daha 20 yaşlarındayken Pasifik Okyanusu’na açılma hayalleri kuruyordu. Henüz yazarlık serüveninin başındayken dahi ülkesini ve insanlarını gezip görerek tanımayı şiar edinmişti. Ona Nobel Ödülü’nü kazandıran da ülkenin ‘ruhunu’ bu denli anlayabilmiş olmasıydı. Ne var ki 1960 yılına gelindiğinde bir yazar olarak rüştünü ispat

okumak için tıklayınız

Hayvanlar Üzerine – Elias Canetti

Politik, oyunbaz, alet yapan, konuşan, bilen insan tanımlamalarının ortak endişesi, insanı diğer hayvanlardan ayıran özelliği bulmaktır. Peki insanın içindeki hayvan(lar) ve hayvanın içindeki insan(lar)dan bahsetmek bu kadar imkansız mıdır? Uzun yıllarını iktidar ilişkileri ve kitlelerin davranış biçimleri üzerine düşünerek geçiren Elias Canetti için insanlarla hayvanların ilişkileri ve bunların geçirgenliği

okumak için tıklayınız

Konstantinopolis Hipodromu (Oyunlar, Halk ve Politika) – Gilbert Dagron

Gilbert Dagron, yaşayan en önemli Bizans uygarlığı tarihçisi. 1974’te yayımladığı “Bir Başkentin Doğuşu: Konstantinopolis”ten başlayarak, Doğu Roma’nın gizlerini sökme uğraşı verdi, halk hikâyeleri ve rivayet kültüründen ikona portre geleneğine, “büyük tablo”yu temel kaynaklardan hareketle dokudu. Konstantinopolis Hipodromu – Oyun, Halk ve Politika ise Dagron’un son kitabı. Bizans İstanbulu’nun

okumak için tıklayınız

Dünya adil değil ya da bu dünyayı değiştirmeliyiz* – Efe Gönenç

Nasıl bir evde oturmak istediğimizi veya nasıl bir yerde çalışmak istediğimizi kendimize sorduğumuzda eğer imdadımıza her türlü mecrayı büyük bir cüretle kullanan reklamlar yetişiyorsa, önce ?yaşam alanlarının? parlak resimleri ve bu resimlerde yaşayan mutlu insanlardan biri olmanın maddi bedeli gözümüze çarpar. İlk bakışta seçenek çok gibi görünüyor, İstanbul?da bir Venedik?te

okumak için tıklayınız

Paha Biçilemez – A. Şule Süzük Toker

?Altın mı? Sarı, parlak, değerli altın mı? Hayır, Tanrılar, Kendimi aylaklığa adamadım ben! Onun şuncası karayı ak, çirkini güzel, yanlışı doğru, Alçağı soylu, yaşlıyı genç, korkağı yiğit eder. ?. Neden bu?? (Atinalı Timon, Shakespeare) Bir sanat yapıtını değerli kılan nedir? Bir resmin, bir heykelin, bir müzik parçasının ya da bir

okumak için tıklayınız

Son tapınak AVM – Ali Bulunmaz

Türkçeye Süha Sertabiboğlu tarafından çevrilen ?Öteki Dünya?da J.G. Ballard tüketim çılgınlığının ve şiddetin kol gezdiği bir kasabadaki gariplikleri kovalıyor. Günümüzün alışveriş fetişizmine göndermeler yapan Ballard, aklını yitiren insanın nasıl sadece heyecanıyla baş başa kaldığını bu distopyada anlatıyor. 2009?da ölen bilimkurgu edebiyatının farklı ismi J.G. Ballard, bu türün yirminci yüzyılda yan

okumak için tıklayınız

Rönesans?a “Türkçe” Yolculuk Zamanı – Merve Tokgöz

Bir kitap düşünün ki Rönesans sanatçılarının hayat hikâyelerini konu edinsin ve bu kitap sanat tarihine kaynaklık etsin. Üstelik yüzlerce yıllık yaşına rağmen önemini yitirmeyen ve sanat tarihçileri için elzem olan bu kitap Türkiyeli okurun raflarında yer bulamasın. Durum böyleyken Sel Yayıncılık?ın kısa süre önce yayımladığı, ?sanat dizisi? kitapları arasındaki yerini

okumak için tıklayınız

Gazete Yazıları (New York Tribune İçin Gönderilmiş Yazılardan Seçmeler) – Karl Marx

Karl Marx, Kapital üzerine çalışmalarını sürdürebilmek amacıyla 1852’den itibaren dokuz yıl boyunca New York Tribune için dış muhabirlik yaptı. Bu süre boyunca Çin ile Britanya arasındaki afyon savaşları, Hindistan’daki sömürgecilik, ayaklanmalar, İngiltere’de sözde demokrasinin ardındaki sahtekârlıklar, sömürü ve açlık, Yunan ayaklanması ve Osmanlı İmparatorluğu, İspanya İç Savaşı, köle ticareti, Amerikan

okumak için tıklayınız

Sel Yayıncılık: ‘Evet, kızlı erkekli çalışıyoruz ve ayakkaplarımızla giriyoruz yayınevine’

Guillaume Apollinaire?in “Genç Bir Don Juan?ın Maceraları” adlı kitabını yayımladığı ve çevirdiği için “müstehcenlik suçundan” hakkında dava açılan Sel Yayıncılık, konuya Twitter’dan tepki gösterdi. Sel Yayıncılık?ın sahibi İrfan Sancı ve çevirmen İsmail Yerguz hakkında, Guillaume Apollinaire?nin ?Genç Bir Don Juan?ın Maceraları? adlı kitabını yayımladığı ve çevirdiği için ?müstehcenlik? suçundan dava

okumak için tıklayınız

Kendini bilen insan – İsmail Gezgin

?Mutluluk, güzellik ve esenlik elde etmek için kişinin sadece reklamı yapılan ürünlerde cisimleşen doğal mükemmelliği satın alması gerekir. Bu mit etrafında yeni pazarlar geliştirilip; yeni yaşam ve tüketim biçimleri yaratılıyor.? A. Melucci Deriyle çevrelenmiş bir bedenin içinde başlayan biyolojik yolculuk, doğumla yasanın ruhsal dünyasına taşınır. Ruhunun sınırlarını çizen bedeninin üst üste

okumak için tıklayınız

Bir Kin Romanı: JAR – Müslüm Üzülmez

?Bir insan bir birey olarak sadece kendi kişisel hayatını yaşamaz. Aynı zamanda, bilinçli ya da bilinçsiz, kendi dönemini ve çağdaşlarının hayatını da yaşar.? ?Thomas Mann Roman okumayı severim. Çocukluğumdan beri okurum. İlk okuduğum roman Yaşar Kemal?in İnce Memed romanıdır. Okuduğumda beni müthiş etkilemişti. Roman okumayı sevmemin nedeni belki de İnce

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Eleştirisi 2 (Gündelik Hayat Sosyolojisinin Temelleri ) – Henri Lefebvre

Henri Lefebvre iktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın her gün yeniden üretildiği, buna rağmen değişimin ve devrimlerin gerçek temeli olmaya devam eden gündelik hayatın eleştirisine odaklandığı üç ciltlik çalışmasının Giriş niteliğindeki ilk cildinin ardından, Gündelik Hayat Sosyolojisinin Temelleri isimli bu ikinci ciltte, konuyu incelemek için gereken yöntem ve teorik kategorileri

okumak için tıklayınız

Çağın Ruhunu Yakalamak için Lefebvre – Cihan Özpınar

Evvela bir manzara çizmeye çalışalım: Türkçe yayın dünyasının bilhassa ?teori? ile ilgili alanındaki büyük gediklerinden bir tanesinin, bir yazarın düşünce dünyasını belirli bir kontekste oturtamama olduğunu söyleyebiliriz. Her dönemde bir takım düşünürlerin yükselişlerine ve düşüşlerine şahit olunur. Bu biraz yazarın ortaya koyduğu eserle ilgili olmakla birlikte, daha ziyade o eserin,

okumak için tıklayınız

Bir yabancılaşma yazarının portresi – Gökçe Gündoğdu

Reiner Stach?ın kaleminden çıkan ve Türkçeye Sezer Duru tarafından kazandırılan iki ciltlik Kafka biyografisi, yabancılaşmanın yazarının hayatına duyduğumuz ?yabancılığı? kökten değiştirecek bir çalışma. Modernist yazını derinden etkileyen yazarlardan biri olan Franz Kafka için söylenebilecek en kesin ifadelerden biri onun yabancılaşmanın yazarı olduğudur. Edebi takvimler yazarın 130. doğum yılını gösterirken Reiner

okumak için tıklayınız

12 Eylül?ün Savurduğu Hayatlar – Birgül Can

Emrah Polat?ın yeni romanı Yüzler, İlk bölümden itibaren ironik ve politik bir anlatı olacağını fısıldıyor bize. Peki bu anlatının olay örgüsü ne? Aslında klasik bir dille yazılmasına rağmen romanda klasik bir olay örgüsü bulunmuyor. Sıkça başvurulan geri dönüşlerle 12 Eylül?ün karakterler üzerindeki etkisi işlense de asıl olarak olay bir gün

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’ya kapsamlı bir bakış

Reiner Stach?ın uzun ve titiz çalışmalar sonucu hazırladığı Franz Kafka?nın iki ciltlik biyografisi Sel Yayıncılık?tan çıktı. Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından olan ve çalkantılı bir dönemde yaşayan Praglı sigorta memuru Franz Kafka, yapıtlarıyla dünyanın her köşesinde günümüze kadar süren kültürel bir şok dalgası nasıl yaratabildi? Sorunun yanıtını vermek için titizlikle

okumak için tıklayınız

Kapital’i Sahnelemek’e ilişkin – Kansu Yıldırım

Fredric Jameson?ın Kapital?i Sahnelemek kitabını, Kapital?i inceleyen, betimleyen, Kapital?e ilişkin birincil ve ikincil tartışmaları yürüten diğer kitaplardan ayıran en önemli iki özelliği şöyle izah edebiliriz: Birincisi, Jameson?ın ekonomik düzeye gömülü kalmadan, Marx?ın siyasal iktisada dair kavramsallaştırmalarını felsefi düzeyde ele alması; ikincisi, Jameson?ın nevi şahsına münhasır dili ve yorumları. İlaveten belirtmek

okumak için tıklayınız

Kentsel Devrim – Henri Lefebvre

Kent ve kentleşme konusu bugün toplumsal, politik ve ekonomik yönleriyle giderek daha fazla tartışılan bir gündem haline geldi; Henri Lefebvre’in eserlerine daha fazla referans verilmesinin, öneminin artmasının nedeni de bu. Kentsel Devrim, Lefebvre’in Mekan’ı toplumsal analizin merkezine alan ilk eseri. Bu bakımdan mekan ve kent konusundaki çalışmalar kadar, sosyoloji, Marksist

okumak için tıklayınız

Kapital’i Sahnelemek – Fredric Jameson

Her kriz, küresel kapitalizmin yapısının, ona yön verdiğini iddia edenlerin de kavrayışlarını aştığını gösterirken, Marx?ın Kapital?ini yeniden gündeme getiriyor. Kendi çelişkilerini ve krizlerini, ancak bunları genişletme yoluyla ?aşan? bu karmaşık varlığı resmetmeye girişen Marx, eserini inşa ederken incelediği yapıya ayak uydurur: Sermayenin her öğesinin kendi içinde bir problem olarak ele

okumak için tıklayınız

Paralı Asker – Georges Perec

Perec’in 1957-1960 yılları arasında yazdığı ilk roman olan Paralı Asker yazarın ölümünden otuz yıl sonra bulunur. Farklılığı ve yenilikçiliğiyle öne çıkan Perec dünyasını işte bu roman başlatmıştır. Antonella de Messine’in 1475’te yaptığı Paralı Asker tablosunun sahtesini yapma işini üstlenen Gaspard Winckler’i heyecan ve gerilim dolu, hayat kadar gerçek, sanat kadar

okumak için tıklayınız

Ahraz – Deniz Gezgin

İnsan, başlı başına bir mitolojidir… “Ahraz” olan da, bu mitolojinin kaotik kahramanıdır. Tozlu hayalleriyle balıklara dokunur, onları sever, onlardan nefret eder ya da kaldırımda bir sonraki günün erzağını toplamaya çalışırken, kederin hasadını yapmaya zorlarken bulur kendisini. Su Mitosları’nda tarihi bir yolculuğa çıkaran Deniz Gezgin, bu kez de “Su”dan taşarak gelen

okumak için tıklayınız

Osmanlı Sosyalist Fırkası ve İştirakçi Hilmi – Hamit Erdem

Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in hemen öncesinde kurulan ilk sosyalist partiler, Osmanlı Sosyalist Fırkası ve ardından aynı çevrenin kurduğu Türkiye Sosyalist Fırkası’dır. Söz konusu partiler, 1910 – 1922 yılları arasında İstanbul’da faaliyet göstermiş; dönemin bütün ideolojik ve siyasi rüzgârlarından etkilenmiş, hem İttihatçı diktatörlüğüne direnmiş hem de işgal ordularının denetimindeki İstanbul’da

okumak için tıklayınız

Pantolonun Politik Tarihi – Christine Bard

Nedir pantolon? Belimizden ayaklarımıza kadar olan bölümünü örten ve iki bacağımızı kaplayan bir giysi. Ancak giysi, toplumsal düzeni yansıtır ve onu yeniden üretir. Dolayısıyla pantolonun öyküsünün ardında koca bir anlam yatar, ne de olsa ?kişisel olan politiktir?. Carl Flügel, erkeğin pantolon giymesini ?güzellik iddiasını bırakıp, biricik amacının yararlılık olmasına? yorar.

okumak için tıklayınız

Protestodan Direnişe – Ulrike M. Meinhof

RAF’ın kurucularından Ulrike M. Meinhof, bugün hâlâ Avrupa solunun en çok tanınan ve en tartışmalı figürlerinden biri: 1970 yılında, sadece söz söylemenin bir hükmünün olmadığına kanaat getirerek, kalemle başladığı politik mücadele hayatını silahla sürdürmeye karar vermesi, Meinhof’u vicdanlara seslenmek yerine, kapitalizme karşı doğrudan eyleme girişmenin sembolü haline getirdi. Yazarın 1959-1969

okumak için tıklayınız