Etiket: Sel Yayıncılık

Espas – Selma Sancı

Halen bir Cağaloğlu emektarı olan Selma Sancı, birbirini tamamlayan öykülerinde insani hemen yakalayan sıcak, yalın, anlatacağını içtenlikle anlatan bir dille, yok olup giden dönemlerin üretim tarzlarının kayda geçmelerini sağlıyor, rotatifleri, mücellitleri, mürettipleri, hurufatı hatırlatıyor. Aynı zamanda uzun bir ara (espas) vermeye hazırlandığımız dönemin, 1980 öncesinin bütün karmaşasını duyumsatırken, Kadıköy’e, Adalar’a

okumak için tıklayınız

Sermaye Muamması (Kapitalizmin Krizleri) – David Harvey

Beden için kan dolaşımı neyse, günümüz toplumunun “politik bedeni” için sermaye akışı da odur. Bu akış yavaşladığında, kesintiye uğradığında ya da durduğunda gündelik hayat da duruyor. Ancak kapitalizmde krizler yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda ‘gerekli’. Dolayısıyla her an patlak vermeye hazır olsalar da, ekonomi politikalarına yön verenler tarafından nedense asla

okumak için tıklayınız

Gündelik Hayatın Eleştirisi 1 – Henri Lefebvre

“Aşina olunan bilinmez,” diyor Hegel. 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Henri Lefebvre, ‘politik dramın’ gündelik temelinin unutulduğu, felsefecilerin hakikati başka yerde aradığı, edebiyatçıların mucize ve macera peşinde koştuğu bir dönemde aşina olunana bakıyor: “Asıl değişim nerede olup biter? Gündelik hayatın esrarsız derinliklerinde!” İktidar ilişkilerinin, meta fetişizminin ve yabancılaşmanın her gün yeniden

okumak için tıklayınız

Ten?deki Izdırap ve Söylemsel Başkaldırı – Bora Erdağı

David Le Breton?un Ten ve İz kitabı [çev. İsmail Yerguz, (İstanbul: Sel Yayıncılık, 2011)] ?İnsanın Kendini Yaralaması Üzerine? alt başlığını taşıyor. Breton beden ve riskli tavırlar üzerine odaklanan bir antropolog ve sosyolog. Yayınladığı bütün çalışmaları beden ve riskli tavırlar konusunun değişik temalarına odaklanıyor, bu da onun çalışmalarının birbirine eklemlenmesini sağlayarak

okumak için tıklayınız

Ütopyacılığın Hayal Kırıklığı – Bora Erdağı

9 Kasım 1989?da Berlin Duvarı yıkıldığında henüz dünya demir-perde ülkelerinin çözüleceğine fazlaca inanmıyordu. Aslında 1985?ten itibaren Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği?nin başında bulunan Mihail Gorbaçov, Glasnost ve Perestroyka aracılığıyla içeriye ve dışarıya reform sinyalleri verdi. Nitekim Gorbaçov?un 6 yıllık iktidarı sona erdiğinde SSCB?den geriye sonradan adı Bağımsız Devletler Topluluğu olacak bir

okumak için tıklayınız

Tamamlanmamış Bir Proje Olarak Paris – Bora Erdağı

Postmodernite tartışmalarının ?şafağı attığında?, Jurgen Habermas?ın da şafağı atmıştı. ?Modernite versus Postmodernite? başlıklı o meşhur makalesinde moderniteyi tamamlanmamış bir proje olarak tanımlamış ve postmoderniteyi enine boyuna eleştirmişti. Bu makale 1980 yılında Theodor W. Adorno ödülü kazanan Habermas?ın, ödül töreninde yaptığı konuşmasıdır. Habermas modernitenin kültürel ve tarihsel boyutlarını, estetik niteliklerini, Aydınlanma

okumak için tıklayınız

Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri – Eduardo Galeano

“Kimse gidecek kadar kahraman, kalacak kadar vatansever değil.” Bir yanda işkenceler, kayıplar, ölümler, katliamlar, sürgünler… Diğer yanda umut, mücadele ve direnç… Sevincin ve coşkunun, acı ve umutsuzluğun yanıbaşında filizlenişinin tanıklığı. Çaresizlikten mücadele, baskılardan direniş yaratan bir halkın fotoğrafı. Aşkın ve Savaşın Gündüz ve Geceleri sahne sahne ilerleyen bir günce niteliğinde.

okumak için tıklayınız

Deney – Mario Giordano

1972 yılında Stanford Üniversitesi’nde hapishanenin insan psikolojisine etkisini araştırmak için gerçekleştirilen ama kontrolden çıkarak 6. gününde bitirilmek zorunda kalan Zimbardo Deneyi’nden esinlenerek yazılmış Deney – Kara Kutu, okuyucularını insana ve insanlığa dair varsayımlarını gözden geçirmeye zorluyor. Bir grup sıradan insan yaratılan cezaevi simülasyonunda mahkum ve gardiyan olarak ikiye ayrılır, ancak

okumak için tıklayınız

Soylu Sınıfın Sonbaharı / İngiltere Yılları – Elias Canetti

Tüm dünyada özellikle romanı “Körleşme” ve antropolojik çalışması “Kitle ve İktidar” ile ses getiren edebiyatın kuşkusuz en önemli isimlerinden biri olan Elias Canetti, İkinci Dünya Savaşı tüm çılgınlığıyla sürerken İngiltere’ye yerleşmek zorunda kaldı ve yaklaşık kırk yıl Londra’da yaşadı. Eserlerinin henüz çoğu kimse tarafından bilinmediği zamanlarda, kendisine tamamen yabancı bir

okumak için tıklayınız

Kadın Öykülerinde Doğu – Hazırlayan: Hande Öğüt

Kadın öykülerinde… Dizimizin altıncı kitabı olan Kadın Öykülerinde Doğu, kendisine bu coğrafyayı mekan seçen, kahramanlarının gözlerden uzak yaşamlarını katan ve değişik dünyalara uzanan 30 yazarımızın öykülerinden oluşuyor. Kadın öykülerinde İstanbul, Ankara, İzmir, Karadeniz ve Avrupa’dan sonra bölgenin renklerini yansıtan, yaşamlardan ayrıntılar barındıran, farklı duyarlılıkların yansımalarıyla zenginleşmiş kadın yazarlarımızın öyküleri merakla

okumak için tıklayınız

Bir Paris Semtinin Tüketilme Denemesi – Georges Perec

Georges Perec deneysel bir metin yazmaya karar verir. Paris’in kilisesi ve çeşmesiyle ünlü Saint-Sulpice meydanındaki kafelerde üç gün belli saatlerde oturup gördüğü her şeyi not eder. Otobüslerden güvercinlere, tanıdık yüzlerden Japon turistlere Saint-Sulpice meydanından geçen her nesneyi ve kişiyi dikkat çeken özellikleriyle yazar. Günlük hayatın durağanlığını ve heyecanını yansıtan bu

okumak için tıklayınız

Jar – Kemal Varol

Seksen darbesinden üç yıl sonra… Doğu’da bir kasaba… Günün birinde kimselerin tanımadığı iki yaşlı adam, kasabadaki iki ayrı meyhanenin bahçesine kurulup öfkeyle birbirlerine bakmaya başlar. Bu sabırsız, öfke dolu iki adamın hikâyesi giderek onları izleyenlerin hikâyesiyle buluşur. Kinle zehirlenmiş roman kahramanları öfkelerini yenmek için gücünü özellikle sözlü kültürden alan bir

okumak için tıklayınız

Goethe ve Çağı – Georg Lukacs

Goethe modern yaşamın İlyada’sı Faust’da bir adamın kaderini anlatır, ama şiirin gerçek içeriği tüm insanlığın kaderidir. Günümüze uzanan büyük bir geçiş çağının en önemli felsefi sorunları, modern insanın ve hayatın en temel çelişkileri önümüze serilir. Estetik ve eleştirinin ustalarından Georg Lukacs, çağını ve sonrasını entelektüel alanda oldukça etkilemiş olan Alman

okumak için tıklayınız

Edebiyat ve Sinemada Yaşayan Lenin

Çağımızın Marksizmi olarak anılmayı hak etmiş devrimci eylem kılavuzunun baş kişisi Lenin’le ilgili elinizdeki kitap, Lenin’i sanat yoluyla anlatmada çok büyük bir eksikliği gideriyor. Lenin’i anlatırken dünyayı değiştirme iradesi ve coşkusunun sinema ve edebiyat diline çevrilmesinin farklı evrelerini anlatarak Lenin okumalarına uzaklığı kırma hedefini yerine getiriyor. Bütün bir devrimci kalkışmalar

okumak için tıklayınız

Özgünlüğün Politikası / Radikal Bireycilik ve Modern Toplumun Ortaya Çıkışı – Marshall Berman

Bu, modern yaşamın deneyimlerinden ve gereksinimlerinden doğan yeni bir dilin kitabıdır. Öyküsü, dinamik bir ekonomi, akışkan, açık ve çoğulcu bir yaşamın henüz ortaya çıktığı 18. yüzyıl Paris’inde başlar. Bu paradoksal bir çağın başlangıcıdır: Bastırılmış dürtü ve enerjilerin ortaya çıkışına, insanın beceri ve yetilerinin gelişimine kendine yabancılaşma eşlik eder. Sosyalleşen insan,

okumak için tıklayınız

Ne Var Ne Yok? / Beş Film Ayrıntısında Bir Günün Öyküsü – Vladimir Mayakovski

“Sizin için sinema bir gösteri, benim içinse, neredeyse, dünyayı bir kavrama biçimi. Sinema, devinimin taşıtıdır. Sinema, yazının yenilikçisidir. Sinema, estetiğin yıkıcısıdır. Sinema, yürekliliktir. Sinema, sporculuktur. Sinema, bir düşünce dağıtımcısıdır. Ama bugün sinema hastalıktır. Kapitalizm gözlerini altınla boyadı. Kurnaz girişimciler elinden tutup istedikleri yöne sürüklüyorlar onu. Gözü yaşlı küçücük konularla yürekleri

okumak için tıklayınız

Mustafa Suphi / Bir Yaşam Bir Ölüm ? Hamit Erdem

“Çok daha yakın dönemler bile toplumsal bilincimizden sıyrılıp gitme sürecinde. Unutmak, hatırlamamak ve bilmemek döngüsündeyiz. Belgeleme, yazma, gerçeği sözün olası kaymalarından kurtarıp, geleceğe net bir şekilde bırakma yapılmıyor. Geçmişin olaylarına, yaşananlara, tarihteki kişiliklere resmi tarih anlayışımızın dışında bakmayı deneyenlerin olması umut verici. Mustafa Suphi/Bir Yaşam Bir Ölüm adlı çalışma böyle

okumak için tıklayınız

Yürümeye Övgü – David Le Breton “Yürüyüş çoğu zaman insanın kendi içine yoğunlaşmasını sağlayan bir dönemeçtir.”

“Ormanda iki yol vardı, ben az gidileni seçtim” Robert Frost David le Breton; Cabeza de Vaca, Richard Burton, Rene Cailie, Michel Vieuchange gibi ufuk yürüyüşçülerini anlattığı, kent yürüyüşlerini tasvir ettiği, yürüyüşün tinselliklerini vurguladığı kitabında “Yürüyüş dünyaya açılmalıdır. İnsanı mutlu yaşam duyguları içinde yeniden oluşturur. Tam bir duyumsallık isteyen derin düşünmenin

okumak için tıklayınız

Kürt Romanı Okuma Kılavuzu – Abidin Parıltı, Özlem Galip

?Kürt edebiyatı var mı ki, “Kürt romanı üzerine? bir inceleme olsun?” Bu kitabı eline alan okurun sorabileceği bu soruya peşinen cevap vermeli: Evet, Kürt romanı var! Kürtçe, eğitim dili olmadan, kamusal alanda kullanılmadan, önemli sözlüklere, enstitülere, araştırma kurumlarına sahip olmadan varlığını korumuş, ciltler dolusu roman, hikâye ve şiirin üretildiği dünyanın

okumak için tıklayınız

Demiryolu Öyküleri – Hazırlayan: Kemal Varol

Demiryolu Öyküleri?ni hazırlayan Kemal Varol, kitaba yazdığı önsözde, demiryollarında çalışan babasından söz ettikten sonra cümlelerini, ?Yolun bir parçası olmak hâlâ gurur verici,? diyerek bitiriyor. Edebiyatın sağladığı sınırsız imkânlar arasında yolun, yolculuğun bir parçası olmak da var. Tren, tüm taşıma araçları içinde en insanisi olduğu için belki, edebiyata en çok yakışan

okumak için tıklayınız

Sanata Saldırı – Angaje Sosyolog Retoriğiyle Geçiştirilemez!? ? Hikmet Temel Akarsu

?Tarzan zor durumda yetişmeliyim! Ne yapsam içimde o eski sinemalar?? tümcelerinde vücut bulan o tatlı, esprili Attila İlhan dizelerini anımsayarak yazıma girdim diye olan biten şakaya alınmasın. Durum aslında çok ciddi. Tophane olayı dillerde. Uzun yaz tatilinden çıkan sanat galerileri ortak bir açılışla sezona girmeyi planlıyorlardı. Sanat galerileri, nispeten kirası

okumak için tıklayınız

Nihori’den Yeniköy’e / Bir Boğaziçi Köyünün Hikayesi – Orhan Türker

Orhan Türker ‘Nihori’den Yeniköy’e adlı çalışmasında bugün Yeniköy’de çiroz kurutan Rum balıkçılardan, tecrübeli kayıkçılardan, yazma üreten ustalardan, ünlü kadın terzilerden ve laterna çalan Rum müzisyenlerden geriye kalanları o günlere dönerek anlatıyor. ‘Nihori’den Yeniköy’e’de 16. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar dört yüz yıl boyunca Rum karakteri muhafaza edilen Yeniköy’ün Kıbrıs olaylarından

okumak için tıklayınız

Therapia?dan Tarabya?ya ? Orhan Türker

İstanbul’un Osmanlılar tarafından ele geçirilişinden sonra, fakir Rum balıkçı ve bahçevanların yaşadığı, şehrin merkezinden oldukça uzakta ve Karadeniz’den gelecek beklenmedik saldırılara karşı korumasız bir sahil köyü olan Therapia’nın kaderi 17. yüzyılın ikinci yarısından sonra değişmeye başlamıştır. Trakya’nın doğusunda İstanbul’u çevreleyen çok sayıda köyde o zamanlar yaşamakta olan ve sayıları binlerle

okumak için tıklayınız

Antigoni?den Burgaz?a / Küçük Bir Adanın Hikayesi ? Orhan Türker

(*) Burgazada, bir ucundan öbür ucuna bir solukta yürünebilecek kısacık bir kıyı şeridi. Araba yok, benzin kokusu yok, kışlar vahşi, yazlarken, Marmara denizinin ortasında küçük bir ada. Orhan Türker’in Antigoni’den Burgaz’a adlı kitabında Burgazadanın öyküsünü anlatıyor. Tarihi, önemli yapıları, kiliseleri, toplumsal yaşamdan kimi dönemlere ilişkin kesitler yer alıyor Burgazada’nın öyküsünde.

okumak için tıklayınız

Prinkipo’dan Büyükada’ya / Bir Prens Adasının Hikayesi – Orhan Türker

“İstanbul adaları içinde, Türkleşmeye en çok direnen ada Prinkipo (Büyükada) olmuştur. 19. yüzyılın ortalarına kadar fakir Rum balıkçılar ve bahçevanlarla, inzivaya çekilmiş yoksul keşişlerin barınağı olarak görülen Prinkipo, 1856 Islahat hareketlerinin getirdiği özgürlük havası ve ekonomik canlanmaya paralel olarak, Osmanlı ülkesinin, yaşam tarzı Batıya en yakın, en zengin ve en

okumak için tıklayınız

Kadın Öykülerinde Avrupa – Hazırlayan: Gültekin Emre

Kadın öykücüler rotalarını bu kez Avrupa?ya çevirdi. Başka coğrafyaların ışıkları öykülerine yansıyor. Trenler, uçaklar yolculuklar; kaçak işçilik, tedirginlik, göç, aşk, belirsizlik? Kadınların kaleminden bu kez başka bir ülkede, başka bir dilde ?öteki? olmanın halleri dökülüyor? ?Kadın Öykülerinde?? dizisinin beşinci kitabı olan Kadın Öykülerinde Avrupa?da bir araya gelen yirmi dört kadın

okumak için tıklayınız

Mega Revma’dan Arnavutköy’e / Bir Boğaziçi Hikayesi – Orhan Türker

( * ) “Eğer tabiat bilinçli olarak yeryüzünde insanların yaşaması için elverişli köşeler yaratmışsa; dünyada Arnavutköy kadar üstün nitelikleri olan bir yere çok az rastlanır. Boğaz?ın diğer yerlerinde bile Arnavutköy’ün eşsiz konumu ve manzarasını görmek mümkün değildir.” Orhan Türker, “Bir Boğaziçi Hikâyesi/Mega Revma’dan Arnavutköy’e” adlı kitabında Arnavutköy’ü Yunanlı yazar Skarlatos

okumak için tıklayınız

Halki’den Heybeli’ye / Bir Ada Hikayesi – Orhan Türker

( * ) Orhan Türker’in Halki’den Heybeli’ye / Bir Ada Hikayesi adlı kitabı, Ilia Tantalidis’in Ada şiirinden dizelerle başlıyor: ??Sevdanın çam ormanlarının gölgesine sığındığı/Karabaş çiçeklerinin yeşil atlas örtüsünü süslediği/ Delikanlıların nazlı kızları düşlediği/Bu Ada’yı kim bilmez!” Heybeli’nin Halki adı şimdi oradaki Halki Palas’ta yaşıyor. Türker, Heybeliada’nın Rum nüfusunun serüvenini, akıbetini

okumak için tıklayınız

Psomatia?dan Samatya?ya / Bir Bizans Semtinin Hikâyesi – Orhan Türker

( * ) Orhan Türker?in belli ki çok emek verip titizlikle hazırladığı kitabı Psomatia?dan Samatya?ya geçti elime. Bu kitap aynı zamanda İstanbul?un belli başlı semtlerinin geçmişten günümüze nasıl bir seyir izlediğini araştıran çalışmalarının da sonuncusu. Kitabın sayfalarında gezinmeye başlayınca, geçmişi Bizans?tan bile eski olan bir Rum köyü olan Samatya?da dolaşmaya

okumak için tıklayınız

Halepçe’den Gelen Sevgili – Suzan Samancı

Suzan Samancı’nın romanı Halepçe’den Gelen Sevgili, yakın tarihte gerçekleşen, herkesin nefretle kınadığı Halepçe katliamını konu alan bir roman. Bu katliamda ailesini kaybeden Delila’nın, Halepçe’den Diyarbakır’a, İstanbul’dan Cenevre’ye uzanan öyküsü… Irak yönetimi, 16 Mart 1988 günü üç saat süreyle Halepçe?nin üstüne kimyasal bombalar yağdırmış, binlerce insan ölmüş, pek çoğu yaralanmış, bu

okumak için tıklayınız

Anılar Kitabı – Fethi Naci

Anılar Kitabı, Fethi Naci?nin Dönüp Baktığımda ve Dünya Bir Gölgeliktir adlı kitaplarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş. Ferit Edgü, kitaba yazdığı Önsöz?de şöyle diyor: ?Söz konusu yazıları kitaplaştırırken onları yeniden gözden geçirmek, düzeltmek, yeni bir biçim vermek istemediği çok sayıda tekrar yer alıyor bu kitaplarda. Eşi Lâle Kalpakçıoğlu?yla birlikte elinizdeki bu

okumak için tıklayınız

Aynalar – Eduardo Galeano

Aynalar kitabında Galeano, olaylara alışıldık tarih kitaplarının, özellikle de resmi tarihin baktığından bambaşka gözlerle bakıyor ve gösteriyor. Asık suratlı, neredeyse insansız bir tarihi anlatan kitapların aksine, aşkın, yoksulluğun, kardeşliğin, eşitsizliğin olduğu, insanlı bir tarihi aydınlatıyor Galeano. Bu nedenle de bütün kitaplarının başköşesinde adalet ve vicdan oturuyor. Eduardo Galeano imzalı bir

okumak için tıklayınız

Buckingham Buckingham Olalı Böyle Zulüm Görmedi! – Hikmet Temel Akarsu

Bayburt, kültür tarihimizde benzersiz bir imge ile yer etti. Tarihi vilayet hakkında rivayet edilen öykü, ciddiye alınıp televizyonlarda anlatılınca tüm ülkede yayıldı. Öyküyü bilmeyen kalmadı. Kısaca hatırlatalım: Çoksesli klasik müzik konseri verilen ilde, vatandaşlardan birine konseri nasıl bulduğu sorulur. Yanıt nettir: ?Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi!? İşin garibi; Bayburtlular?ın

okumak için tıklayınız

Filiz Hiç Üzülmesin… Sabahattin Ali’nin Objektifinden, Kızı Filiz’in Gözünden Bir Yaşam Öyküsü… – Filiz Ali

Geniş okur kitlesi tarafından hikaye, roman ve şiirleriyle tanınan Sabahattin Ali çok yönlü, sürekli üreten ve merak eden bir insandır. Edebiyatçı-yaratıcı kişiliğinin yanında Batı Edebiyatı’nın baş eserlerini Türkçeye çevirir; gençliğinde Yozgat’ta, Konya’da, Aydın’da ortaokul ve lise öğretmenidir. 1940’ların başında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda dünyaca ünü tiyatro ve opera rejisörü Carl Ebert’in

okumak için tıklayınız