Kategori: Müslüm Kabadayı

Mücadele Estetiğine Bir Örnek: Özgürlük Tutkusu – Müslüm Kabadayı

Her canlının yaşama tutunmak için içgüdüsel, genetik veya bilinçli bir mücadelesi vardır. Hiç unutmuyorum, evimizin üst tarafındaki Aylinkaya’daki küçük bir kovukta biriken toprağa tutunan incir fidesinin zamanla kayayı çatlatarak nasıl büyüdüğüne, meyve verdiğine tanık olmuştum. Köpekler başta olmak üzere hayvanların da yaşama tutunabilmek için nasıl mücadele verdikleriyle ilgili çok sayıda

okumak için tıklayınız

Sanat Dağının Rüzgarı: Tuncel Kurtiz

Tiyatro ve sinemada tam bir karakter oyuncusu olarak belleklerimize kazınan Tuncel Kurtiz’in bakışıyla sesinin bu denli uyumlu olması, onun adının geçtiği her oyunu, filmi ve diziyi izlemeye yönlendirmiştir beni. Bu bakımdan, benim için Anthony Quinn’le benzer etkiye sahiptir. Hangi rolde olurlarsa olsunlar, oyunculukları için o filmi izlemişimdir. Tuncel Kurtiz’le Anthony

okumak için tıklayınız

Farklı Coğrafyalarda Üretenler – Müslüm Kabadayı

Yazar Müslüm Kabadayı’nın, yurtdışında yaşayan ve eğitim, bilim, sanat, edebiyat alanlarında başarılı çalışmalar yapan 20 Türkiyeliyle yaptığı söyleşi kitabı “Farklı Coğrafyalarda Üretenler” Klaros Yayınları tarafından Mart 2021’de yayımlandı. Çoğunluğu zorunlu nedenle yurtdışına giden Türkiyelilerden Almanya, Fransa, İngiltere, Hollanda, İsviçre, Belçika, İsveç, Norveç, Rusya ve Avustralya’da tutunma mücadelesi veren yaratıcı-üretici 20

okumak için tıklayınız

Yeniden Hayal Kurabilmek – Müslüm Kabadayı

KİTAPTAN BİR BÖLÜM YENİDEN HAYAL KURABİLMEK… Ummanz’dayım. Almanya’nın Baltık Denizi’ndeki adalarından biri ve ben iki çocuğumla bir ay süren uzun bir yolculuktan sonra, buraya bizden bir yıl önce ulaşan kocama kavuşmuş durumdayım. Kocam Reber, bu küçük adada balık lokantasında çalışıyor. Ben de Renas ve Havin’imizi yanıma alarak, Rügen’deki çocukların eğitimi

okumak için tıklayınız

Yüreği Sağırlaşmayanlara – Sadık Güvenç

“Her sabah kalktığımızda penceremizi açıp ‘Günaydın doğa ve merhaba insanlar!’ diyebilmek çok güzel… ne güzel kuş sesiyle, köpek havlamasıyla uyanmak… Dikmen Vadisi’ndeki yıkılan gecekonduların bahçelerinden yükselen kavaklara, iğdelere, iki yıldır oturduğumuz okulumuz  lojmanının bahçesindeki söğüt, akasya çınar ve erik dallarına bakarak uyanıyoruz. ” Böyle başlamış salgın günlerinde tuttuğu günlüğüne Müslüm

okumak için tıklayınız

Ali Ozanemre ve Holterle Ölçülen Öyküler – Müslüm Kabadayı

Üretici-yaratıcı insanların üretim-yaratım süreçleri, hem okurlar hem de araştırmacılar tarafından hep merak edilir. Genel olarak sanatçıların, özelde de şair-yazarların bu özelliklerine ilişkin onlarla yapılan söyleşiler, onların kaleme aldıkları anılar ya da açıklamalar, merak edilenlerin bir kısmını karşılar. Diğer kısmını da, onların üretim-yaratım süreçlerine birincil katılan, tanık olan yakınlarının ve dostlarının

okumak için tıklayınız

Ömrün Altmışında – Müslüm Kabadayı

1960 restorasyonunda doğduğumda Yayladağı Kışlak’ta Köyümüz yurtsever kafalarla koşuyormuş aydınlığa O dönemde bırakmış babam ocak söndüren kumarı Anam derdi, senin gözlerin verdirdi ona bu kararı Elimde kitapla çobanlık yapardım, Keldağlıydı suyum Bir kamyonla Amanoslar’ı aştığımda altıydı yaşım Ve Çukurova’da çalışırken, pamuk çalısı kadardı boyum On birimde Düldül Dağı’ndan sızan kanımdı

okumak için tıklayınız

Mizahın Güçlü Estetik Oku: Aziz Nesin

80 yıllık ömrünü, kendini borçlu hissettiği emekçi halkı için mücadele ederek geçiren Aziz Nesin, bu uğurda ölünebileceğini de kanıtlayan aydın ve yazarlarımızdandır. Doğumunun 102. ve ölümünün 22. yılında yaşam tarzı, toplumsal mücadelesi, yazarlığı ve örgütçülüğüyle insanlığın kültür mirasında önemli yer tutan Aziz Nesin’i kısa metinlerle anlatmanın zorluğu ortadadır. Bunun farkında

okumak için tıklayınız

Sivas Katliamı odağında savaş ve katliamlara karşı Aziz Nesin aydınlığında olmak

Canlı olmak, biyolojik olarak varlığını sürdürmek için mücadele etmek demektir aynı zamanda. Bitkiler, hayvanlar ve insan türlerinin canlı olarak varlıklarını sürdürmelerinde kendi doğalarını belirleyen temel unsur beslenme olduğuna göre, doğrudan toprak, hava, güneş gibi besin kaynaklarını kullanan bitkiler, tam doğal beslenme zincirinde yer alırlar. Hayvanlardan solucan vb. dışındakiler bitkiler yanında

okumak için tıklayınız

Yaşamımda Kışlak-Malatya İlişkisi – Müslüm Kabadayı

İnsanların kaderini yaşadıkları coğrafyanın belirlediğini söylemiş İbni Haldun. Mukaddime yazarı sosyologun bu sözü, konunun bir boyutunu dile getiriyor. Oysa insan, ya göçler ya da bilim ve teknik yoluyla coğrafyasını da değiştirerek kaderini değiştirmiştir. Çok eskilere gitmeye gerek yok, bizim çocukluğumuzu yaşadığımız 1960’lı yıllarda Hatay ili Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyünde

okumak için tıklayınız

Sedat Veyis Örnek’in Öykücülüğü Üzerine – Müslüm Kabadayı

Bedri Rahmi Eyüboğlu, “Trabzon deyince aklıma bir salkım karayemiş gelir” der. Sivas denilince de benim aklıma bin bir tonlu ses peteği gelir. Anadolu’nun bütün yönlerine hem ses vermiş hem de dört bir yandan farklı kültürlerin tınılarını atardamarında bireştirmiş Sivas’ın, her alanda yaratıcı, üretici insanlar yetiştirdiğine işaret etmek için “bin bir

okumak için tıklayınız

Kuzey İskenderun Körfezi ve Bahtiyar Baba – Müslüm Kabadayı

Gezi, coğrafi ve halkbilimi bakımından gezginin ufkunu açtığı kadar, toplumların nitelikleri açısından da gezgini insan manzaralarıyla donatır.  Gezilerim sırasında tanıştığım onlarca kişiden yaşamı, öyküleri, yetenekleri ve kazanımları bakımından ilgimi çekenleri okurla tanıştırmayı, meraklılarıyla buluşturmayı hep önemsedim. 27 Ağustos’ta Ceyhan’a bağlı İncirli köyündeyiz, eşim Sevda ve kızımız Evin’le. Burası, İskenderun Körfezi’nin

okumak için tıklayınız

Fark Ettirilmesi Gereken Kent: Arsuz – Müslüm Kabadayı

Doğanın olanaklarını, doğaya zarar vermeden ve coğrafyanın iklim, bitki örtüsüyle insan potansiyeline uyumlu kültür turizmi çerçevesinde değerlendirildiği çok değerli uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Doğu Asya’dan Baltık ülkelerine, Sibirya’dan İspanya’ya, Etiyopya’dan Brezilya’ya kadar kültür ve turizm insanlarının geziler düzenlediği doğal ve tarihsel zenginlik-güzellikler, Dünya kültür mirasına da alınmaktadır. Ülkemizden de gerek tarihi, gerekse

okumak için tıklayınız

Sanat Atardamarlarımızdan İbrahim Demirel – Müslüm Kabadayı

İnsanlar vardır, atom karıncadır; yılmadan ve kararlılıkla amaçları doğrultusunda ömürlerini adarlar. Bunlardan, amaçları bilim ve sanat yoluyla insanı yüceltmek, toplumları eşitlik-özgürlük deryasında yaşatmak ve geliştirmek olanları hep hayranlık ve saygıyla takip etmişimdir. Dolayısıyla onların oluşturduğu bilim ve sanat okyanusunda bir damla olmak, yaşam rehberim olmuştur.

okumak için tıklayınız

Hem zamanın tanığı hem de eylemcisi halk şairi: Ali Çuhadar – Müslüm Kabadayı

Halk şairleri, halk edebiyatımızın sözlü geleneğinde daha çok tarihe tanıklık ederler. Kendileri zamanın yaratıcı eylemcisi ve şiiriyle yönlendiricisi olanlar da vardır. Pir Sultan Abdal, Köroğlu ve Dadaloğlu bunlardan en çok bilinenleridir. Bilinmeyenler ise çoğunluktadır. İşte tarihe tanıklığı yanında zamanının yaratıcı eylemcilerinden olup geniş kitleler tarafından bilinmeyen halk şairlerinden biri de

okumak için tıklayınız

“Çek!” – Müslüm Kabadayı

Pankartlar, flamalar, dövizler, kızıl bayraklar, bandolar, davul zurnalar eşliğinde kortejler alana ilerliyordu. Basın emekçileri, belgeselciler, fotoğraf sanatçıları oradan oraya koşturuyor, yürüyüşten genel ve yakın çekim yapıyorlardı. Sadece onlar mı? Fotoğraf makinesi, kamerası olmayanlar da cep telefonları ya da tabletlerine sarılıyorlardı; selfi çekenler de az değildi.

okumak için tıklayınız

Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’nin 1. Ölüm Yıldönümü

HALK ÇAĞI’NIN ŞAİRİ ALİ YÜCE’NİN 1. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ANMA PROGRAMININ SUNUŞ METNİDİR. (29 Nisan 2016 Cuma günü Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’yi Anma” etkinliğiyle ölümünün 1. Yıldönümünde Yayladağlı öğretmen-şair-yazar Ali Yüce anıldı. Müslüm Kabadayı’yla Özgül Kılıç’ın sunumunu yaptıkları anmaya, oğlu Prof.Dr. Galip Yüce, Anayasa

okumak için tıklayınız

Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’yi Anarken – Müslüm Kabadayı

Türkiye’de “Emek Edebiyatı” derken, Köy Enstitülü şair ve yazarların ortaya koydukları şiir, öykü, roman ve tiyatro yapıtları önemli yer tutar. Tanzimat Edebiyatından başlayarak günümüze kadar binlerce yapıt kaleme alınmıştır işçi ve emekçilerle ilgili. Sami Paşazade Sezai’nin Küçük Şeyler kitabında yer alan “Pandomima” öyküsünden Nabizade Nâzım’ın Karabibik romanına, Yaşar Nezihe’nin 1

okumak için tıklayınız

Diken Kuşları – Müslüm Kabadayı

İlkokula gidiyordum. Havaların ısınmaya başladığı ilkbaharla birlikte hafta sonları oğlakları, kuzuları ve buzağıları otlatırdık dağlarda. Yaz tatiline girince de biçin için yaylanın yolunu tutardık. Siz deyin iki ay, ben diyeyim üç ay yaylada kalırdık. Büyükler, oraklarla ekinleri biçip atlara, eşeklere yük vurarak harmana taşımakla uğraşırken, bizler de hasadı toplanan tarlalarda

okumak için tıklayınız

Mehmet Aydın şiir ışıldağıyla yaşıyor – Müslüm Kabadayı

TOPLUMCU AYDINLANMAMIZIN ÇINARI MEHMET AYDIN ŞİİR IŞILDAĞIYLA YAŞIYOR!.. “Paylaştım ekmeğimi Eşle dostla güçsüz olanla Sevgim yüreğim büyüdü Öpüp bağrıma bastım kitabı Daracık ufuklu dünyam Boyuna ışıdı Şarkıya durdu çevrem” diyen MEHMET AYDIN Hocamız için “Selama durdu ÇEVREN” Müslüm Kabadayı

okumak için tıklayınız

Kitap, Kütüphane ve Hatay’da Kütüphane Kültürü – Müslüm Kabadayı

Kitap, hem yaşamın kaydedildiği bir araç hem de insan yaşamını değiştiren, geliştiren bir kaldıraçtır. Yaşamın kaydedilmesi kitaplardan önce de vardı, sözlü anlatım-resim-heykel-müzikle… “Değiştiren ve geliştiren kaldıraç” özelliği ise dikkatle üzerinde durulmayı hak ediyor.

okumak için tıklayınız

Sınananlar – Müslüm Kabadayı

Kilim desenli kırmızı şalı omuzlarında olan, saçına ak düşmüş kadın, gözlüklerinin üzerinden masadaki öğretmene baktı önce. Dudaklarını hafif büzüştürdükten sonra, sol bloktaki sırada oturan kadını göz ucuyla taradı. Suratı asılır gibi oldu ama bozuntuya vermeden önündeki soru kitapçığına gömüldü. Dudaklarını kıpır kıpır ettirerek soruları okumaya ve ağır, kendinden emin hareketle

okumak için tıklayınız

Yaratıcılık ve Emeğe Saygı – Müslüm Kabadayı

Köy Enstitülerinden yetişen öğretmenlerin çoğunluğunun, edebiyat-sanat-bilim alanlarında kendilerini geliştirdikleri ve yapıtlarıyla kalıcı hale geldikleri biliniyor. Onlardan biri de Ali Kemal Gözükara olup ölümünün 10. yılında kendisine “saygı” etkinlikleri düzenlendi. Bu çerçevede 15 Kasım 2000’de kaleme aldığım aşağıdaki metni, bu değerli öğretmen ve yazarımızı saygıyla anarak okurla paylaşmak istiyorum

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı ile yapılan söyleşide öykü-coğrafya ilişkisi ele alındı

Yazar Müslüm Kabadayı’nın öyküleri çerçevesinde öykü-coğrafya ilişkisi ve yazarın toprak-suyla serüveni ele alındı. Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe Emekli Öğretim Üyesi ve Yazar Kemal Ateş, şairler Ali Ozanemre, Arif Berberoğlu, Mete Alpsar, Mehmet Korkmaz, Ozan Uyumlu ile yazarlar Sadık Güvenç, Erdal Ateş ve Ayşe Kaygusuz yanında çok sayıda

okumak için tıklayınız

“Közlü Yürekler” – Halil Yılmaz Hıtmiye

Müslüm Kabadayı’nın son çıkardığı öyküler yapıtı “ KÖZLÜ YÜREKLER” bana, her nedense “Kerbela Yürekler” deyimini anımsatıyor. Çünkü, bu öykülerin yaşandığı topraklar kan kokuyor. Anadolu’nun; Bağdat’ın Dicle’si, Şam’ın Fırat’ı kan ağlıyor, hoyrat çağırıyor ve ağıt söylüyor kadim tarihi gibi.

okumak için tıklayınız

Yüreğinde Közü Eksik Olmayan İnsanların Öyküleri – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın yeni öykü kitabı “Közlü Yürekler”, Phoenix Yayınevi tarafından 2016’da yayımlandı.142 sayfa. “Salkım Saçak Keldağ” adlı ilk öykü kitabıyla (Salkım Saçak Keldağ, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2013) öykü dünyasına merhaba diyen Müslüm Kabadayı, “Közlü Yürekler” kitabında da aynı tutumunu sürdürüyor ve günümüz dünyasının sorunlarını sorgulamaya devam ediyor. Tarih bilinciyle geçmiş

okumak için tıklayınız

Dizelerin hep var olsun Mustafa Önal – Müslüm Kabadayı

Şair, beslendiği toprakla bezediği şiir coğrafyasının sevdalısıdır. Aynı zamanda başka toprakların ve insan kardeşlerinin yüreklerinin gezginidir. Mustafa Önal da, 1950’de doğduğu Hatay Yayladağı’na bağlı Kandıl (Aslanyazı) köyünden derlemeye başladığı şiir tanelerini Antakya’da lise öğrencisiyken dizelere dönüştürür.

okumak için tıklayınız

Sokak öykücülüğünde yeni bir soluk: Tammura – Müslüm Kabadayı

“Öykü tadında” anlatılar, olay içinde okuru yaşatırken durumdan görev çıkartma sorumluluğunu da duyumsatır. Eğer edebiyat bu duyarlığı yaratamıyorsa, insan ve toplum şizofrenik bir çürümeye sürüklenmiş demektir. Tersinden ve daha politik dille söyleyecek olursak toplum şizofrenikleştirilmişse, edebiyat geri çekilmiş demektir.

okumak için tıklayınız

“Karşın”cı Orkun Levent Boya – Müslüm Kabadayı

Edebiyat-sanat dünyasının sessiz kahramanları vardır. Ün düşkünü ya da popülerlik peşinde koşan çapsızlara KARŞIN dergi çıkararak, yayınları okurlara bin bir zorluğa katlanarak ulaştıran Orkun Levent Boya da onlardan biridir. Öyle ki, sırtlandığı Her Şeye KARŞIN Edebiyat Sanat Düşün Dergisi’ndeki yazılarının bazılarını ölen kardeşinin adı başta olmak üzere müstear adlarla yayınlar.

okumak için tıklayınız

İnceliklerin ana şairi: Gülten Akın – Müslüm Kabadayı

Her eylem diyalektiğini zorlar. Kıraç toprakta yoksullukla boğuşan insanın yüreğinden gelen sesini zorlaması gibi. Bu zorlama, Hacı Taşan’ı, Muharrem ve Neşet Ertaş’ı yaratır bozlakta. Yusuf Ziya Bahadınlı’yı, Abbas Sayar’ı yaratır öykü ve romanda. Şiirde de inceliklerin imge anası Gülten Akın’ı… 1933’te Yozgat’ta doğan, ortaöğrenimini ve Hukuk Fakültesini Ankara’da tamamlayan Gülten

okumak için tıklayınız

Şiir ve Öykünün Ressamı İsmail Gümüş – Müslüm Kabadayı

Önce öğretmen, sonra şair-yazar-ressam İsmail Gümüş, sanat dünyamızda hoş bir seda bırakarak ışıklı yolculuğuna çıktı. Yakınlarına, dostlarına sabırlar dilerken tam 10 yıl önce kendisiyle ilgili kaleme aldığım metni paylaşmak istedim. Saygıyla anıyorum. Olgunluk ve duruluk akar bazı insanların yüzünden. Gözlerindeki ışıltı, size yaşama sevinci verir. Hele bu insan önemli bir

okumak için tıklayınız

AnGARa Vicdan Patlaması – Müslüm Kabadayı

Dağların taşların kan kaynaması yetmiyormuş gibi kentler de yangın yerine dönmüştü. Her gün ocaklara ateş düşüyordu. Topraklarındaki enerji kaynaklarına el koyanların yaktıkları savaş ateşinde yürekleri yanan insanlar, acılarını bile paylaşıp külleyemeden daha büyük acılara boğuluyorlardı. Memleketi acılarla yönetenler, zebanileşmişlerdi.

okumak için tıklayınız

“İnsan, mutfak ile tuvalet arasında döşenmiş bir boru değildir.” Açık Mektup-6 Müslüm Kabadayı

Açık Mektup-6   Ankara, 17 Ekim 2015 Can Taşımanın Farkında ve Can Yoldaşlığının Bilincinde Olanlara Merhaba!.. Bir incir çekirdeği, canıyla kayayı çatlatarak yeşermek ve sonra da meyve vermek için saçaklarıyla yaşama sarılır. Bir kuş özgür uçmak için kanat çırpar, yavruları için çift kanat vuruşu yapar. İnsan anası da bir can

okumak için tıklayınız