Etiket: Türkiye

Nazım Hikmet ‘Tabu ve Efsane’ – Ataol Behramoğlu

Ülkemiz şiirinin önemli isimlerinden Ataol Behramoğlu, Nâzım Hikmet üzerine yazdığı incelemelerini kitap haline getirdi. Evrensel Basım Yayın tarafından ?Nâzım Hikmet: Tabu ve Efsane? adıyla yayımlanan kitapta, Ataol Behramoğlu?nun, Nâzım Hikmet?in şiiri, tiyatrosu ve kişiliği üzerine incelemeleri yer alıyor. 216 sayfalık kitap, Nâzım Hikmet?in şiirini öğrenip anlamak, yaşamını yakından tanımak, dünya

okumak için tıklayınız

Kumdan Kitap / Bitişik Şehir ve Medya Hikâyeleri – Ali Mert

Ülkemizdeki “işgal geçeği”ni çarpıcı örnekler ve öykülemelerle ortaya koyan Ali Mert’in Kumdan Kitap / Bitişik Şehir ve Medya Hikâyeleri adlı yapıtı, aynı zamanda politik mizah yönüyle de öne çıkan bir çalışma. İstanbul başta olmak üzere metropollerdeki “büyük satış”a, yoksul semtlerdeki yaşam tarzıyla uydu kentler arasındaki uçuruma, alışveriş merkezlerinde seyre çıkanlara,

okumak için tıklayınız

Nazım Alpman Beykoz?u Konuşturuyor Ve Dinliyor ? Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Nazım Alpman şirin ve yararlı bir kitap sunuyor okuyucularına. Bunu hemen kitabın başında, « Ben Beykozluyum ! » ve « Teşekkürler Beykoz » başlıklı parçaları okuyunca görmek mümkün. Beykoz sevecen bir ana : Unutulması olanaksız. Çocukları da Beykoz?u seviyor ve sayıyorlar. Bu gerçek kitabın a?sından z?sine kadar ortada. Beykoz da

okumak için tıklayınız

Cemil Kavukçu ile Öyküleri Üzerine Söyleşi – Şaban Özüdoğru ve Ethem Baran

– 2003 Türkiye Yazarlar Birliği hikâye ödülünü aldınız. Daha önce de Yaşar Nabi Nayır ve Sait Faik öykü ödüllerini almıştınız. Bu gibi ödüllendirmeler yazar açısından nasıl bir önem taşıyor? Bunun Cemil Kavukçu üzerinde nasıl bir etkisi oldu? – Önce ilk aldığım ödülden başlayayım. 1987 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü?nü

okumak için tıklayınız

Arabacı – Kemal Tahir

Çerkeş’ten çıkınca hayvanları durdurttu. Yere atladı. Arabanın üstünde döşeme yoktu. Arkada dingili, sulak çivisine kadar geri çekti. Bu suretle araba, ok boyunca uzamıştı. Çatalın altına asılı yağdanlıktan tavuk kanadını alıp tekerlekleri yağladı. Sağ hayvan, Delikır, huysuzlanıyordu. Arpa çuvalıyle, saman çuvalını arka çatalın üstüne taşıdı. Dikkatle bağladı. Ön tarafa, hayvanların yem

okumak için tıklayınız

Dönüş – Cemil Kavukçu

Cemil Kavukçu, 1998 yılında yayımladığı Dönüş adlı ilk romanında 12 Eylül’ün öncesi ve sonrasının hesaplaşmalarını anlatıyor. Yazar ustaca anlatımı, kıvrak diliyle daha ilk sayfadan romanın içine çekiyor, sürükleyip götürüyor. Romanın konusu ise şöyledir: Vedat, 1980 öncesinin çalkantılı döneminin yıktığı, dört bir yana savurduğu genç insanlardan biridir İnandığı her şeyi ve

okumak için tıklayınız

Yatak – Yaşar Kemal

Şimdiki gibi aklımda.Ben, o yıl orta okulun üçüncü sınıfında, bizim Durmuş Ali de ikincideydi. İkimizin de parası yoktu. Köyde, onun bu dul anası, benim bir dul anam vardı. Onlar da kendilerine zar zor geçindirebiliyorlardı.Durmuş Ali’nin umudu, parasız yatılıdaydı. İmtihana girmiş, yüzde yüz kazanacağından emindi. Bana gelince ben, bir umutsuzluk içinde

okumak için tıklayınız

Adı Yok – Cemil Kavukçu ‘Bir gün belki hayattan, geçmişteki günlerden bir teselli ararsan, bak o zaman resmime, gör akan o yaşları…’

Güneşli bir nisan günü mezarlıkta toplanmışlardı. Kalabalık sayılmazlardı. İkindi namazından çıkıp cenazeye katılan cemaatin dışında eski arkadaşlarından birkaçı vardı. Uğur Ankara’dan gelmişti. Hocanın bezgin bir sesle okuduğu duaya kuşların cıvıltısı karışıyordu. Rıfat, içinden ‘Resimdeki Gözyaşları’nı mırıldanıyordu. İlhan’ın en sevdiği şarkı. Ölümü hiçbirinin ciddiye almadığı günlerde, “Moruk,” demişti İlhan, “ben ölünce

okumak için tıklayınız

Israr Falcıları – Mehmet Butakın

Israr Falcıları, 2003 yılında yayımlanan Mehmet Butakın’ın ilk kitabı. Türkçe yazan Kürt şairler arasında yer alan Butakın da, Ortadoğu coğrafyasına mahsus çokdilli, çokkültürlü, çokdinli, masalı ve söylencesi bol bir toplumdan getiriyor şiirini: “Ve remilciler. O yenik yanlarıyla geçtiler / parsın kızıl damarlarından. Beni tutyalı / sedir dallarından neşterle koparılmış tılsım

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Demokrasi Tarihi (1950’den Günümüze) – Tevfik Çavdar

Tevfik Çavdar’ın ikinci cildi olan ‘Türkiye’nin Demokrasi Tarihi 1950’den Günümüze’ adlı çalışmasında Türkiye’deki demokrasi tarihinin kendi deyimiyle panoramik bir görüntüsünü sunar. Çavdar, Türkiye’nin Demokrasi Tarihini; Demokrat Parti Dönemi, 27 Mayıs’tan 12 Mart 1971 Darbesine, 12 Mart’tan 12 Eylül’e, 12 Eylül 1980’den 1990’lı Yıllara, Koalisyonlardan Temelde İslamcı olan Tek Parti İktidarına

okumak için tıklayınız

Başkasının Rüyaları – Cemil Kavukçu

Cemil Kavukçu?nun 2003 yılında yayımlanan ‘Başkasının Rüyaları’nda toplam dokuz öykü bulunuyor. Gerçekle rüya arasında gel-gitlerle örülmüş bu öyküler, çocukluktan başlayarak gençlik ve orta yaş sınırındaki kahramanın perspektifinden anlatılmaktadır. Bu dokuz öykü, bağımsız okunabildiği gibi, birbirinin devamı niteliğinde, âdeta bir roman havasında da okunabiliyor. Bir öyküdeki karakterler bir başka öyküde tekrar

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Demokrasi Tarihi (1839-1950) – Tevfik Çavdar

Tevfik Çavdar iki ciltten oluşan Türkiye’nin Demokrasi Tarihi (1839 – 1950) ve “Türkiye’nin Demokrasi Tarihi (1950 – 1995)” çalışmalarında Türkiye’deki demokrasi tarihinin kendi deyimiyle panoramik bir görüntüsünü sunar. Demokrasi tarihini 1839-Tanzimat fermanı ile başlatan yazar bu tarihsel süreç içinde “Türkiye’de tüm kurum ve kuralları ile bir demokrasi hiçbir zaman var

okumak için tıklayınız

Yaylılar İçin Dörtlü – Mehmet Butakın

Mehmet Butakın’ın kendi ifadesiyle gerginliğin işareti olan ‘Yaylılar İçin Dörtlü’ adlı şiir kitabı 2006 yılında yayımlandı. “Yaylılar İçin Dörtlü?de yer alan şiirler daha yüksek sesle söylenebilir tarzda. Şairin dili çözülmüş diyemesek bile sesi daha bir gür çıkıyor. ?Sayık Hattatlar Baladı?, ?Dağ Kantatı?, ?melez kızkuşu? ve ?ruhsuzlar için dörtlü? başlıklı şiirler

okumak için tıklayınız

XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları 2 Temel Metinler – Mehmet Rifat

XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları iki ciltten oluşuyor: 1. Tarihçe ve Eleştirel Düşünceler; 2. Temel Metinler. İkinci cilt, hem doğrudan doğruya dilbilim ile göstergebilimde hem de bu alanlarla yakından bağlantılı anlatıbilim, yorumbilim, yazınsal eleştiri, yazınbilim, alımlama estetiği, yapıbozucu eleştiri, çeviribilim, vb’nde çığır açmış ya da çevresindeki araştırmacılara tutarlı bir

okumak için tıklayınız

XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları 1. Tarihçe ve Eleştirel Düşünceler – Mehmet Rifat

XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları iki ciltten oluşuyor: 1. Tarihçe ve Eleştirel Düşünceler; 2. Temel Metinler. İlk cilt, hem doğrudan doğruya dilbilim ile göstergebilimde hem bu alanlarla yakından bağlantılı anlatıbilim, yorumbilim, yazınsal eleştiri, yazınbilim, alımlama estetiği, yapıbozucu eleştiri, çeviribilim, vb’nde çığır açmış ya da çevresindeki araştırmacılara tutarlı bir çözümleme

okumak için tıklayınız

Türk Yunan Dostluk Şiirleri – Asım Bezirci

Türk – Yunan Dostluk ve Barış Şiirleri, Asım Bezirci’nin hazırladığı ve daha önce yayınevimizce yayınlanan “Halkımızın Diliyle Barış” ve “Şairlerimizin Diliyle Barış” derlemeleriyle birlikte bir üçleme oluşturuyor. Türkiye ve Yunanistan halkları, aralarında köklü kültürel bağlar ve komşuluk ilişkileri bulunan iki dost halk. Ne var ki her iki ülkenin şoven yönetim

okumak için tıklayınız

Kürt Müziği – Kendal Nezan, Mehrdad R. Izady, Ayako Tatsumura, Erol Mutlu, Christian Poche, Dieter Christensen, Archimandrite Komitas

‘Doğal minör gamındaki melodilere, dinamik ritimlere ve parlak bir vokal icraya sahip olan Kürt müziği dinyleyicide çok özel bir ruh hali yaratır: Alabildiğine dinamik ancak bütünüyle melankolik. Bu özel ruh halinin, bu bölgeye giden seyyahların cezbettiği söylenir. Bir 19. yüzyıl seyyahı şunları söyler: ‘Kürt havaları oldukça düzenli modülasyonlarıyla göze çarparlar;

okumak için tıklayınız

Bela Davulları – Figen Alkaç. ‘Gerçeği farklı bir öyküleme arayışı…’

Figen Alkaç, on üç öyküden oluşan ilk öykü kitabı Bela Davulları ile, Naci Girginsoy anısına 4.sü düzenlenen 2007 Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği (KYÖD) Öykü Ödülü?nü İlkay Noylan’ın Dokunuşlar adlı eseriyle birlikte paylaştı. *Figen Alkaç, Bela Davulları’ndaki öykülerde alttan alta bir içsel, dilsel bütünlük oluşturmuş. Bazen hiçliğe doğru yolculuklar yapmış, bazen

okumak için tıklayınız

Kurdî – Tirkî Ferheng / Türkçe – Kürtçe Sözlük – Tori ( Mehmet Kemal Işık )

Kurdî – Tirkî Ferheng / Türkçe – Kürtçe Sözlük, esas olarak iki bölümden oluşmakta. Kürtçe-Türkçe ve Türkçe-Kürtçe. Her iki bölümde ortalama 12.600 civarında kelime bulunmakta. Bir de Kürt dilinin mensubu bulunduğu Hint-Avrupa dil ailesinin yapısal özelliklerinden olan fiillerin eril ve dişil çekimleri de ek olarak verilmekte. “Kurdi, nave zimane Kurdaye.

okumak için tıklayınız

Bingöl Dengbejleri – Derleyen: BİN-DER Hazırlayan: Ahmet Hülakü, Devrim Güleryüz, Doğan Karasu, Orhan Korkmazcan, Özlem Güngör

Bingöl Sosyal, Kültürel ve Ekonomik Kalkınma Derneği (BİN-DER) tarafından derlenen ‘Bingöl Dengbêjleri’ kitabı ve DVD’si Doğan Karasu, Ahmet Hülaku, Orhan Korkmazcan, Devrim Güleryüz ve Özlem Güngör tarafından hazırlandı. Kitapta Ahmet Oğuz, Ehmedê Bertî, Siddiqê Bozo, Ayşe Şan, Zozan, Yasemin Boran, Mehmet Çağ, Hacı Mehmet Aran, Ali Dolgun, Ahmet Demirbaş, Hacı

okumak için tıklayınız

Hayatımız Üstüne Şiirler – Nihat Behram

‘Hayatımız Üstüne Şiirler’, Nihat Behram’ın 1972 yılında yayınladığı ilk kitabıdır. Şairin bu ilk kitabı yasaklandı ve yazdıklarından ötürü 12 Mart Dönemi’nde iki yıl askeri cezaevinde tutuklu olarak yattı. *”Nihat Behram, ‘Hayatımız Üstüne Şiirler’ adlı kitabındaki şiirlerinde yaşamı, yaşananı, toplumsal özneleri şiirle anlatır. Ama bunun ötesinde, doğadaki bütün varlıkların adları olan

okumak için tıklayınız

Kırık Makara – Arif Damar

2004 yılında basılan Kırık Makara şiir kitabı, Arif Damar’ın seçme şiirlerinden oluşuyor. Arif Damar, 40 Kuşağı şairleri içinde kendi bağımsızlığını koruyarak şiirinin kozasını ören bir şair olarak kaldı her zaman… “Şiirin soğuk demirci” Gerçekten Damar, şiirini bir soğuk demirci titizliğiyle kurmuş, kollamış ve yazmış bir şair… Damar, bu altmış küsur

okumak için tıklayınız

Madonna’nın Son Hayali – Doğan Akhanlı

Doğan Akhanlı Madonna?nın Son Hayali?nde, Sabahattin Ali?nin “Kürk Mantolu Madonna”sı Maria Puder?in peşine düşüyor. Maria Puder, gerçekten de doğum sırasında mı ölmüştü? Yoksa İstanbul?da demir atmasına izin verilmeyip, soykırımından kaçmaya çalışan 769 yolcusuyla sulara gömülen Struma?da mıydı Kürk Mantosuz Madonna? Doğan Akhanlı, farklı hikâyelerin ve farklı edebi türlerin “deneme ve

okumak için tıklayınız

Gülünçlük, Çelişki ve Yoz Mizah – Yalçın Küçük

Tersinden başlamakta yarar var. Trajedi bir çatışmadır. İki sürecin çatışması. Trajedi kaçınılmaz olarak çatışmaya yol açan iki çelişik sürecin sanatıdır. Süreçlerin birinin içinde birey ya da kahraman var. Bir de şu var: Bilinç. Birey ya da kahraman kaçınılmaz olan çatışmayı görüyor. Ancak kurtulması imkânsız. Çünkü bir de aşırı belirlilik veya

okumak için tıklayınız

İstanbul?dan Çizgiler – Orhan Kemal, resimleyen: Ferit Öngören

İlk baskısı 1971 yılında Sinan yayınlarınca yapılan ?İstanbul?dan Çizgiler?, Orhan Kemal?in öyküleri ile Ferit Öngören?in çizimlerini bir araya getiriyor. Öngören, projeyi ilk olarak, eski İkbal Kıraathanesi?nde Orhan Kemal?le tasarladıklarını ve kitap adının da bizzat Orhan Kemal?e ait olduğunu söylüyor. İkili bu amaçla İstanbul?u dolaşmış ve kitabın tamamlanması da, beş yıl

okumak için tıklayınız

Uluslararası İşçiler Birliği / Birinci Enternasyonal – Halil Çelik

Halil Çelik, ?Uluslararası İşçiler Birliği?nde, 1864 yılında kurulan ve Birinci Enternasyonal olarak bilinen birliğin tarihini anlatıyor. “… eski Enternasyonal tümüyle tasfiye oldu ve sonuna geldi. Bu da iyi bir şey. O, henüz yeniden uyanmakta olan işçi hareketine birliği ve her türlü iç polemikten kaçınmayı dayatan baskının bütün Avrupa’da egemen olduğı

okumak için tıklayınız

Halkidona’dan Kadıköy’e / Körler Ülkesinin Hikayesi – Orhan Türker

Orhan Türker ?Halkidona?dan Kadıköy?e adlı bu çalışmasında, son elli yılda şekillenmiş günümüz Kadıköy?ünden çok, bu semtin İskele, Çarşı, Yeldeğirmeni, Haydarpaşa, Altıyol, Bahariye, Moda, Kızıltoprak ve Kalamış?la sınırlanmış tarihini anlatıyor. Türker, 1964 yılında Kıbrıs?ta patlak veren ?Kanlı Noel?in ertesinde İstanbul?da yaşayan Yunan vatandaşlarının sınır dışı edilmesinin, Türk vatandaşı olan İstanbullu Rumlarda

okumak için tıklayınız

Zaman’ın Kitabı – Ali Cengizkan, Metin Çulhaoğlu, Gülhan Erkaya, Ahmet İnam, Duygu kaçar, İlker Maga, İzzettin Önder, Ömer Naci Soykan

Ali Cengizkan, Metin Çulhaoğlu, Gülhan Erkaya, Ahmet İnam, Duygu kaçar, İlker Maga, İzzettin Önder ve Ömer Naci Soykan’ın makalelerinden oluşan Zaman’ın Kitabı, Eylül 2003 yılında Yazı-Görüntü-Ses (YGS) yayınlarından çıktı. Kitap zaman ilgili sorulara cevap arıyor, cevap ararken yeni sorular üretiyor. Saatsiz yaşanır mı? Saati ile zaman arasında nasıl bir ilişki

okumak için tıklayınız

Batı sanatında modernizm ve postmodernizm – Cavit Vedat Demirkol

Cavit Vedat Demirkol?un 2008  yılında yayınlanan Batı Sanatında Modernizm ve Postmodernizm adlı çalışması tarih içindeki büyük insanlaşma mücadelesinin sanat alanındaki izlerini sürmektedir. Çok eski çağlardan günümüze kadar, düşüncenin, inançların, politikaların bir biçim altında ifade edilebilmesinin geçirdiği evreler, aynı zamanda insanın toplumsal varlığının evriminin de çizgilerini taşır. Demirkol?un elinizdeki dev çalışması,

okumak için tıklayınız

Fransız Devrimi?nde Kadın: Eksik Yurttaş (Woman In The French Revolutıon: Defıcıent Cıtızen) – Araş. Gör. Diren Çakmak

Fransız Devrimi’nde eşitsiz bir rol dağılımı olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber Fransız Devrimi?nin kadınların tarihinde yeni bir sayfa açmış olduğu bir gerçektir. Çalışmanın amacı, kadının tüm zaman ve mekanlarda var olma mücadelesinin bir örneği olan Devrim içindeki konumunu tam da Devrim içinden göstermektir. Bu bağlamda çalışmada, devrimde kadının rolüne, kadın

okumak için tıklayınız

Tanpınar Ve Modernite – Erinç Büyükaşık

Bir Dönem Romancılığı Açısından Modernizm Tartışmaları Edebiyatta modern arayışlar tartışmasının çeşitli kavramlarla anlam kazandığı ve “yenilikçi”, “çağdaş” gibi sözcüklerin sözlükteki tanımlarının ötesinde bir ideolojik konumlanışla vücut bulduğu bilinmektedir. Batı edebiyatına “Modern” imgesini yerleştiren tarihsel göndermelerin verili modernizm kalıplarının ekseninde ilerlemeci ve bilimci değerlerinin değişmesi çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Günümüz postmodernizm

okumak için tıklayınız

İşçi Marşları ve Halk Şarkıları, Derleyen: Mercan Köklü

İşçi Marşları ve Halk Şarkıları adlı kitap, Mercan Köklü tarafından 1998 yılında yayına hazırlandı. 268 sayfadan oluşan yapıt, halkın eşitlik-özgürlük, adalet, barış ve bağımsızlık gibi temel konularda yazılmış marş ve şarkıları derleme özelliğini taşımaktadır. İşçi Birlik Cephesi / Bertolt Brecht İnsan insan olduğundan Acıkan karnı doymalıdır Boş laflarla karın doymaz

okumak için tıklayınız

Hakkı Özkan’ın Kendi Kaleminden Yaşam Öyküsü “Güneşi gördün mü gülümse, sonra kar yağacağını bilsen bile.”

“1926 yılında, Bursa?da dünyaya geldim. Balkanlar?dan göç eden bir ailenin ilk çocuğuyum. İlkokulu İstanbul?da bitirdim. Ailemin dağılması yüzünden öğrenimimi yarıda kesmek zorunda kaldım. Bir yığın işe girip çıktıktan sonra basım-evlerinde uzun yıllar çalıştım. Bu arada bol bol okuma- yazma fırsatı buldum. Ailemde okuma-yazmayla ilgili kimse olmamasına rağmen delice bir tutkuydu

okumak için tıklayınız

Grevden Sonra, Hakkı Özkan “Düşündüm taşındım. Bizim için en doğrusu direnmek, hakkımızı aramak”

Hakkı Özkan’ın ?hayatımın bir özeti? olarak tanımladığı 1976 yılında yazdığı Grevden Sonra adlı kitabı, grevci önderliğini yapan ve bunun sonucu işsiz kalan bir basımevi emekçisinin romanıdır. Grev önderliği sonucu boşta kalan emekçinin sonradan girdiği iş de, hiçbir eyleme katılmak istememesine karşın, koşulların ve çevresinin etkisiyle nasıl eyleme itildiği tüm çıplaklığıyla

okumak için tıklayınız

1970’lerden Bir Ozan: Arkadaş Özger – Erinç Büyükaşık

1970’lerin şiiri bir yandan toplumsal mücadelenin yoğunluğu içinde 68 rüzgarının edebiyata ve Türkiye toprağına ektiği yüksek seslenimlerin şiiri olmuştur. Ülkedeki sol rüzgar, ozanın temel sorunsalının toplumsal alanla kesişmesini zorunlu kılmıştır buna bağlı olarak. Dönemin Toplumcu gerçekçi çizgisinin yanında İkinci Yeni?nin bireye ses veren imgelemi adeta bir kural bozucu olarak karşımıza

okumak için tıklayınız

Tereddüd ve Tekerrür – Mimarlık ve Kent Üzerine Metinler 1873-1960, Bülent Tanju

?Tereddüd ve Tekerrür?, bir ?mimarlık ve kent üzerine metinler? derlemesi. Mimarlığın, yalnızca başarılı olduğu varsayılan yapılar etrafında tartışıldığı bir ortamda, mimarlık yazınının kültürel ve sosyolojik boyutlarına dikkat çekiliyor. Bu anlamda, oldukça önemli bir çalışma olduğu söylenebilir. Bunun nedeni, mimarlık metinlerinin (ya da mimari söylemin) yapıların basit bir açıklaması olduğu şeklindeki

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Kalbi: Ankara, M. Şehmus Güzel

25 Ağustos 2008 tarihli Milliyet?te “Yasaklı belgesel Köşk?ün sitesinde” başlıklı haberini okudum. Birkaç düzelti ve birkaç ek yararlı olabilir. 1933?te Cumhuriyet?in 10. Yıldönümü kutlamaları kapsamında SSCB?nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği)  o günlerdeki en iyi belgesel ve kurgu film yönetmeni Sergey Yutkeviç?in çektiği filmin ismi Türkiye?nin Kalbi: Ankara?dır. Gazetenin en üstte

okumak için tıklayınız

Tarih Nedir? Kibar Aktin

Geçmişin gizemli dünyasına olan merak, tarihi insanların ilgi alanı içerisine ister istemez sokmuştur. Bu durum dün ve bugünle bir bağlantı süreci olan tarihi okullarda kimi derslerde, kitapların içeriğinde, toplumda politikacıların, medyanın gündeminde birtakım kişilerin ve grupların yorum ve görüntüsünde de yer almasına neden olup tarihi kimi söylemler içerisinde hapsetmiştir. Ermeni

okumak için tıklayınız

Dudaktan Kalbe, Reşat Nuri Güntekin

Reşat Nuri Güntekin’in 1925 yılında yayınladığı Dudaktan Kalbe adlı romanı, çektiği aşk acısı nedeniyle tekrar aşık olmayacağını, aşkın bir daha dudaktan kalbe inmeyeceğini felsefe edinmiş bir gencin öyküsünü anlatır. Romanın özeti ise şöyledir: Hüseyin Kenan; ince, uzun, mavi gözlü, esmer tenli, durgun, çekingen bir gençti. Küçük yaşta babasını kaybetmişti. Annesi,

okumak için tıklayınız

Viyolonsel adlı öykü, Sabahattin Ali

Güneş, yüzüne yeşil yelpaze tutan mahçup bir kadın gibi iri yapraklı ağaçların arkasına saklanırken, muhtelif milletlere mensup bir seyyah kafilesi -sarı otlardan yapılmış evleri arı kovanına benzeyen- bir zenci köyüne girdiler. Kabile reisi, yirmi seneden beri Afrika’nın bu sapa köşesine uğramayan beyazları güzel karşılayabilmek için bütün boncuklarını, fildişinden yapılmış ziynetlerini

okumak için tıklayınız

Hep Genç Kalacağım, Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’ nin mektuplarını biraraya getirilerek oluşturulan “Hep Genç Kalacağım” anı türündeki kitap, 2008 yılının ağustos ayında okurlarla buluştu. Kitapta, Sabahattin Ali´nin ailesine, arkadaşlarına ve iş ortaklarına yazdığı mektuplarla, Sabahattin Ali´ye ailesi, Nazım Hikmet, Esat Adil Müstecaplıoğlu, Mehmet Ali Aybar, Mehmet Ali Cimcoz, Aziz Nesin, Melahat Togar, Ayşe Sıtkı İlhan,

okumak için tıklayınız

Abidin Dino Hayat ve Sanat, M. Şehmus Güzel

Türkiye’de ressam denince ilk akla gelenlerden biridir Abidin Dino. Dünya çapında da bilinen isimlerimiz arasında yer alır. Nazım Hikmet?in, o herkesin bildiği, ?Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? dizesindeki sorunun muhatabıdır. Bu sorunun yanıtını bir tuvalde veremedi belki, ama hayatı boyunca mutluluğun resmini yapmaya çalışmış bir ömrün ismidir Abidin. Diğer

okumak için tıklayınız

M. Şehmus Güzel’le ‘Abidin Dino’, Uğur Hüküm (Cumhuriyet Gazetesi Paris Muhabiri) Söyleşi*

‘Abidin’in insani boyutu siyasi angajmanından geliyor’ ‘Adana yıllarından İstanbul’a, oradan Paris’e uzanan otuz iki kısım tekmili birden maceralarıyla Abidin’le dünya kadar şey konuştum. Sohbetlerimizde davetliler arasında Pierre Loti’yi, Ostrogorg ailesinin bütün fertlerini ve misafirlerini, Georges Simenon’u, Fikret Muallâ’yı, Neyzen Tevfik’i ve elbette Arif Dino’yu ve diğerlerini bulabilirdik. Sonra Paris yılları:

okumak için tıklayınız

Bir Yol, Ahmet Hamdi Tanpınar

Birdenbire ayağa kalktı ve eliyle trenin penceresinden işaret ederek: -İşte, dedi, şu gördüğünüz küçük yol, şu iki ağaç arasında tepenin eteğini kıvrılan patika… Fevkalâde hiçbir tarafı yok değil mi? Hemen her yerde bol bol rastgelebileceğimiz alelade bir şey… Bununla beraber nereye gittiğini, nereden geldiğini bilmediğim, bir dönemeçte kaybolan tozlu parçasından

okumak için tıklayınız

Avrupa Birliği’nde Devlet ve Fransa’da Korsika, M. Şehmus Güzel

“Üye devletler arasında bir barış dünyası yaratmaya yönelik Avrupa Birliği bünyesinde devlet yapısı değişiyor. Ulus-Devlet?ten federasyona doğru gidiliyor. Ulus-Devlet?in yaratıcısı ve en sıkı merkezi devlet yapısında yıllarca direnen Fransa Cumhuriyeti bile, artık Anayasası?nda öngördüğü gibi ?decentralisee? bir cumhuriyettir. Evet, Fransa?da bile artık yerinde yönetim söz konusudur. Oysa daha birkaç zaman

okumak için tıklayınız

Kadın Sineması – M. Şehmus Güzel

Film şenlikleri içinde Kadın Filmleri Uluslararası Festivali en eskilerinden biri. Sinemada kadın ustaları, kadın yönetmenleri, senaryo yazarı kadınları, yapımcı ve da?ıtımcı kadınları, sinema sanayiinin diğer kollarındaki kadınları tanımak için iyi bir fırsat. Böylece, örneğin Fransa’da montaj dalında kadınların ço?unlukta olduğunu ö?renmek olası. Kadın yönetmen ve ürettikleri film sayısının arttığını da.

okumak için tıklayınız

Paris: Gösteri-Kent, M. Şehmus Güzel

*”Paris, ihtilaller tanıgı başkent: Bir kent ki nice ?devrimlere? bakıp kalmıştır. Baka kalmıştır: Yalansız. Sokakları, meydanları tanıklıklarının belgeleridir. Mezarlıkları. Caddeleri ve bulvarları da. İşte Bastille Meydanı. Ve gökle birleşti birleşecek ?Özgürlük Anıtı?. İşte Rebublique Meydanı: Anıtı her 1 Mayıs gösterisinde donatılır. Ve boşuna değildir: Ödenecek borcumuz var: 1830?ların, 1848?in ve

okumak için tıklayınız

İşçi Tarihine Bakmak – M. Şehmus Güzel

“Yıllardır Fransa başta olmak üzere dünyanın çeşitli üniversitelerinde ders veren, araştırmalar yapan Prof. Dr. M. Şehmus Güzel, bir süre önce yayımladığı ?İşçi Tarihine Bakmak? kitabıyla, hem egemen kolaycılıkları reddediyor, hem de Türkiye?nin yeniden ve sağlam ayaklar üzerine oturtulmasının temel yoluna işaret ediyor. Güzel?e göre, emekçi sınıfların tarihimizdeki gerçek rolünü saptamak,

okumak için tıklayınız

17 Ağustos 1999, 03:02 / Çağdaş Koç. Sadece bir kitap değil, olası İstanbul depremi için bir uyarı…

“Çağdaş Koç, Türkiye’yi yasa boğan ve binlerce insanın hayatını kaybettiği 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi”nde sağ kurtulanlardan biri. Çağdaş Koç, büyük felaketi yaşadığında 18’indeydi. Çınarcık’ta annesini, babasını, baba tarafından neredeyse tüm yakın akrabalarını yitirdi. Kızkardeşi ve bir kuzeni ile birlikte yıkıntıların arasından yeni bir hayata ?merhaba? dediğinde hiçbir şeyin farkında

okumak için tıklayınız

Rüzgarla Randevu 17.08.1999: 03.02-7.4 (Depremin Güncesi), Refik Durbaş

17 Ağustos depremini hangimiz unutabiliriz ki, diye düşünebilirsiniz ama, gündemi her an değişen, zayıf hafızalı bir toplum olduğumuz gerçeğini de unutmamalısınız. Sürekli acıyla yaşamak demek değil bu. Yaşananlardan ders almak aslında… Zaman tünelinde altmışıncı yaşıma doğru yol alan ‘genç’ ömrümde beklemediğim ‘şey’ kalmadı. Nice günler, delikanlılığımın genç kızlarını bekledim yıldızlı

okumak için tıklayınız