Etiket: Türkiye

Türkiye’de Sağlık Siyaset Piyasa

Sağlıkta Dönüşüm Programı ile Türkiye de sağlığı piyasalaştırma rolünü büyük ölçüde tamamladı. Mimarlarına göre program; finansal eşitsizlikleri ortadan kaldırdı, sağlık hizmetine erişimi artırdı ve toplumun sağlık düzeyini iyileştirdi! Peki piyasacı sağlıkta dönüşüm programı gerçekten iddia edilen başarıları gösterdi mi? Toplumun sağlık düzeyini sadece sağlık hizmetlerinin durumu mu belirler? İşsizlik ve

okumak için tıklayınız

Hakkâri Taşları – Veli Sevin

1998 yılında Hakkari kent merkezinde 13 adet dikilitaş (stel) bulundu. Bu stellerde, çıplak bir savaşçı ile onu izleyen insanlar ve onların kahramanlıklarına dair pek çok sahne yer alıyordu. Ölmüş ataları anmak üzere yapıldıkları anlaşılan bu taşları yaptıran insanların etnik kökeni nereye dayanıyordu? Hangi dili konuşuyorlardı? Üretilmelerine hangi sosyoekonomik etkenler neden

okumak için tıklayınız

“Yaşamak güzel şey be kardeşim” – Nazım Hikmet “Baskıya, acıya, sefalete rağmen inandıkları düşünceler adına boyun eğmeden savaşan insanların öyküsü.

“Nazım Hikmet, Türkçe’de yazılmış en güzel şiirlerin yazarı… Bu coğrafyada yaşayan insanların büyük bir kısmı ondan hiç değilse bir kaç dize okumuştur. Ama Nazım’ın romanlarını pek azımız biliriz. Ölümünden sonra basılan “Kan Konuşmaz”(1965) ve “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” (1967) romanları, -o dönemde- şiirlerinin yanında göze çarpmamış, bugünlerde ise bütünüyle

okumak için tıklayınız

Biz Burada Devrim Yapıyoruz, Sinyorita

“Biz Burada Devrim Yapıyoruz, Sinyorita” yapılmakta olan bir devrime dair gözlemler… Mutlak doğruların yerini sorulan soruların ve aranan yanıtların aldığı bir devrimin günlüğü… Bundan böyle dünyayı büyük sözlerin değil küçük insanların değiştireceğine dair bir işaret… ?Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları

okumak için tıklayınız

Büyük Lazca Sözlük

Anadil, anneden öğrenilen ilk dil olmasının ötesinde insanın kimliği ve kişiliğinin oluşmasında belirleyici olan, geçmişi ve geleceği arasındaki bağı kuran; dünyayı, doğayı ve çevresini algılamasını sağlayan temel olgudur. Anadil olmadan bir kültürün yaşaması hatta ondan bahsedilmesi mümkün değildir. Anadilini yitirmiş bir birey öz kültürünü ve kimliğini de yitirmiş demektir. Dil

okumak için tıklayınız

Müzik Ansiklopedisi, Ahmet Say

Müzik literatürü, bu işle ciddi biçimde uğraşanların çok iyi bildiği üzere pek parlak durumda değildir. Cumhuriyet tarihi boyunca basılabilmiş ‘dört başı mamur’ müzik kitaplarını toplasanız sayıları elliyi geçmez. O yüzden, zarar edecekleri korkusuyla yayınevleri telif veya çeviri olsun müzik kitabı basmaya çekinirler. Yine de cengâverce çarpışıp emek ürünü yayınlar ortaya

okumak için tıklayınız

Süryani Atasözleri , Ercan Akçay

Süryaniler, kökenleri 5000 yıl öncesine giden bir toplum. Mezopotamya’da yeşeren ve uygarlığın gelişiminde önemli rol üstlenen eski Mezopotamya halklarının yani köklü bir kültürün mirasçılarıdır. Yaşadıkları coğrafyayı istila edenlerin baskı ve egemenlikleri yüzünden başlangıçtaki etkinliklerini kaybetmişlerdir. Günümüzde ise dünyanın değişik bölgelerinde dağınık bir şekilde yaşamaktadırlar. Süryani Atasözleri -Yöresel Sözler- kitabı, Süryani

okumak için tıklayınız

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar’ın romanıdır. İlk olarak İngilizce The Clown and His Daughter, (Soytarı ile Kızı) adıyla 1935 yılında Londra’da yayımlanmıştır. Türkçe olarak ilk defa 1935 yılında Haber gazetesinde bölümler halinde basıldı. Daha sonra 1936 yılında kitap olarak basılmıştır. 2006 itibariyle 37. basımı yapılmıştır. “Tekrar tekrar basılan Sinekli Bakkal’ın, okuru

okumak için tıklayınız

“Ölümü sakın adam yerine koymayın, yoksa kendini bir şey sanabilir.” Abidin Dino

*“İnsan, ölümün bilincinde olan tek canlıdır. Ölümü bilmesi yaşamın tadını çıkarmasını engellemez. Ölümü kendine yakıştırmaz belki. Ama kanser tanısıyla hastaneye yatırılması, bir tutuklunun ölüme mahkûm edildiğinin bildirilmesi kadar kesinleştirir ölüm düşüncesini. Bir insanın özellikle sanatçının bu duruma nasıl dayandığı hep şaşırtır beni. Dünyadaki her olaya duyarlı olan bu insanoğulları (ve

okumak için tıklayınız

HEMŞİN – İbrahim Karaca

Hemşinliler, Doğu Karadeniz?de gürül gürül yeşilin içinde pek de farkına varmadığımız, küçük ama renkli bir topluluk. Hemşin?le ilgili bugüne kadar yapılan kapsamlı bir bilimsel çalışmaya raslanmıyor. Etnik kültür veya köklere değinen çalışmaların, genellikle bir noktadan sonra kırılmalara uğrayıp bilimsel tavrın dışına düştüğünü görüyoruz. Bu kırılma noktalarının bir yanında çoğu kez

okumak için tıklayınız

Mozart – Ahmet Say

Mozart aydınlanmacı bir besteci , aydınlanma çağının bestecisidir. Bu besteci için dünyanın dört bir yanında yorumlar, eleştiriler, incelemeler yazılmıştır. Ahmet Say, bu tür yazıların en önemlilerinin çevirilerinden yaptığı seçme ile düzenledi. Kitapta Mozart?ın mektuplarından yapılan bir seçme de yer alıyor. Kitaba eklenen müzik terimleri sözlüğü ise konuya yabancı olanların kitabı

okumak için tıklayınız

Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü, Müslüm Kabadayı

Kültürel bir kavşak olarak geniş Karadeniz coğrafyası bünyesinde farklı lehçeleri barındırıyor. Bu çalışma da bizlere bölgenin kültürel anlamda ne zengin bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye’de genel olarak Karadeniz dendiğinde akla Lazca gelmesine karşılık, aynı coğrafyada Gürcüce, Hemşince, Ermenice, Rumca, Yunanca ve Megrelce de konuşuluyor. Doğu Karadeniz dillerinin karşılaştırmalı sözlük

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Sınıflar / Dünyada ve Türkiye’de Sınıflar ve Mücadeleleri – Sungur Savran, E. Ahmet Tonak, Kurtar Tanyılmaz

“Bugüne kadarki bütün toplumların tarihi sınıf mücadelelerinin tarihidir.” Marx ile Engels’in kaleme aldığı Komünist Manifesto’nun bu ünlü cümlesindeki “bugüne kadarki” ibaresi, bazılarınca “postmodern çağ” olarak niteledikleri döneme kadarki anlamına yorumlanmış olacak ki, özellikle 1990’lı yıllardan, yani Sovyetler Birliği, Çin ve Doğu Avrupa’da kapitalizmin restorasyonunun hızlandığı aşamadan sonra sınıf politikasının yerini

okumak için tıklayınız

Ziya Yılmaz: TiP’ten THKP-C’ye Fatsa’dan Türkiye’ye

Geçtiğimiz hafta NotaBene yayınlarından bir kitap dağıtılmaya başlandı. Günümüzde ismi çok anılmayan, kimilerinin hafızasında zar zor geri çağrılan bir devrimciden bahsediyor; Ziya Yılmaz Kitabı. 2011 yılında hayata gözlerini yummuş, genç devrimcilerin, sosyalistlerin pek bilmediği bir isim olan Ziya Yılmaz, Barış Mutluay tarafından çeşitli mülakatların derlenmesiyle ve türdeşlerinde pek rastlanılmayacak ölçüde

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin idamdan kurtuluşunun yansımaları… Ümit Yıldırım

“Nerede okumuştum, hani bir idam mahkûmu ölümünden biraz önce şöyle söylemiş ya da düşünmüştü: ‘Yüksek ve sarp bir kayalıkta, ancak iki ayağımın sığabileceği, dar bir çıkıntıda, dört bir yanım uçurumlar, okyanuslar, sonsuz bir gece, sonsuz bir yalnızlık ve hiç bitmeyecek bir fırtınayla sarılmış durumda yaşamak zorunda olsam ve bütün ömrümce,

okumak için tıklayınız

Gülme’nin Kitabı – Derleme

YGS (Yazı-Görüntü-Ses) yayınlarından 2002 aralık ayında basılan Gülme’nin Kitabı, Ahmet İnam, Aziz Nesin, Afşar Timuçin, Cemal Dindar, Ferit Öngören, İlker Maga, Metin Üstündağ, Müjdat Gezen, Mesut Eren, Sami Caner, Selçuk Demirel, Suat Derviş, Sulhi Dölek, Turgut Çeviker, Tan Oral, Turhan Selçuk ve Yalçın Küçük adlı yazar ve sanatçılarımızın gülme üzerine

okumak için tıklayınız

Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx – Yıldız Silier

Yıldız Silier’in ‘Özgürlük Yanılsaması / Rousseau ve Marx’ adlı yapıtı, “Rousseau ile Marks’ın özgürlük anlayışlarını karşılaştırıyor. Entelektüel bir sohbet havasında sevinçle okunabilecek kitabın girişinde yazar amacını şöyle belirliyor: “Bu kitapta Rousseau ve Marx’ın izinden giderek, özgürlüğe giden yolun özgürlüksüzlüğümüzle yüzleşmekten geçtiğini savunacağım. Önümüzdeki en büyük engellerden biri olan ‘özgürlük yanılsamamızı’

okumak için tıklayınız

Markopaşa ‘Toplatılmadığı zamanlar çıkar’ veya ‘Yazarları hapishanede olmadığı zamanlar çıkar.’

Markopaşa haftalık mizah dergisi; Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Şerif Hulusi, Rıfat Ilgaz ve Mustafa Mim Uykusuz?un yazarlığını yaptığı 1946 yılında yayın hayatına başlayan Türkiye basın tarihinin en yüksek tirajlı yayınlarından biridir. Sabahattin Ali başyazarlığını, Mustafa Mim Uykusuz da çizerliğini üstlenmiştir. O dönemlerde adeta ana muhalefet gibi etki gösteren derginin yazarlarına

okumak için tıklayınız

Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914 – Şevket Pamuk

Osmanlı İmparatorluğu?nun iktisadî tarihi genellikle malî tarih şeklinde ele alınmıştır. Bu yaklaşımda devlet ve devletin hazinesinin işleyişi, gelir ve giderlerin muhasebesi asıl meseleler olarak incelenir. İktisat, elinde idarî, siyasî, hukukî donanımları olan yöneticiler tarafından kullanılabilen ve sırrına erilemeyen bir araç olarak görülür. Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914?te ise Şevket Pamuk, bu

okumak için tıklayınız

Muazzez İlmiye Çığ’ın Hayatı

(*) Zaman Ne kaygansın ey zaman!/ Akıp gidersin durmadan./ Ne başın var, ne sonun./ Ne rengin var ne şeklin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Tutmak mümkün değil seni,/ Tutulamazsın, görülemezsin./ Nesin sen, nesin sen ey zaman?/ Fırtına gibi yıkıp dökersin./ Ama fırtına değilsin./ Kimine yaşam verir,/ Kimini yok edersin./

okumak için tıklayınız

Kurtboğan, Mustafa Balel

Mustafa Balel’in ilk öykü kitabı Kurtboğan 1974’de yayımlandı. “Mustafa Balel’İn yalın dili, sıcak ve candan anlatımının, toplumcu özle bütünleştiği “Kurtboğan”, çetin doğa koşullarının daha da ezdiği Anadolu insanımızın buruk yaşamını vurgulayan toplumcu öykülerden oluşmaktadır. Doğayla başbaşa bırakılmış, burunları dibindeki uygarlıktan nasiplerini almaları önlenmiş insanların yanında yer alıp, birlikte acı çekip,

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran ‘ın Hayatı

“İnsanın bir duruşu olmalı, yaşama ve yaşanılanlara karşı… Hayata nerden ve nasıl bakacağını kendi belirlemeli ve sakınmadan rengini belli etmeli. (…) Bazen en uzak halk kendimizinkidir bize. Okyanus aşırı bir memlekettir bazen Türkiye. Bu toprağın yeniden bizim toprağımız olmasını istiyorsak eğer yeniden birleştirmemiz gerekiyor tepelerimizin hikâyelerini. Söküldüğümüz yerlerden, ?çilemizi? çözüp

okumak için tıklayınız

Şairler Şehri, Buket Uzuner

*”-Bütün şairleri çok güzel, şairleri çok yakışıklı sanmıyordum ama cüce, kambur, dilsiz, felçli, kör, sakat, yaralı, yorgun insanları da şairler şehri’nde görmek beni şaşırttı. -Sizi şaşırtana baş aşağı bakmıyor musunuz sevgili Esin? Onlar böyle oldukları için şiir yazmıyorlar… Onlar, şair oldukları için bu hale geldiler! -Yani… Yani şiir yazmak burada

okumak için tıklayınız

Tarihten Öyküler, Adnan Özyalçıner

Adnan Özyalçıner, hem kendi tarihimizden hem de dünya tarihinden seçtiği öyküleriyle çocuklara, bu öykülerde olduğu gibi, mutlu bir dünya yaratmanın gerekliliğini gösteriyor; Aklın, bilimin, sanatın güç kattığı, şiddetin yaşamadığı bir sevgi dünyası. Kitaptaki öykülerin kimisi söylencelere dayanıyor, kimisi tarih kitaplarında da var. Yazar çocukların, hem kendi ülkemizi, hem de dünyayı,

okumak için tıklayınız

Akıntıya Karşı Aziz Nesin, Sinegöz Film Atölyesi

Sinegöz Film Atölyesi’nin bu çalışması Aziz Nesin’i bir kez daha hatırlatmak ve tartışmak amacını taşıyor. Bu atölye Türkiye’de bir aydın ve aydınlanma geleneğinin var olduğu iddiasını destekliyor. 2004 yılında kısa filmler derneği özel ödülünü alan kitabın içinde Aziz Nesin belgeselinin Vcd’sini de görebilirsiniz. Kurgu-biyografi niteliğinde olan metinler Nesin’in çocukluğunu, Markopaşa

okumak için tıklayınız

Nal – Bir Akıl Hastanesinin Hatıra Defteri – Cemal Dindar

Michel Foucault duysaydı şu ‘nal’ meselesini belki bir cilt daha eklerdi, Deliliğin Tarihi’ne. Üç ilacın; haloperidol, biperiden ve klorpromazinin ticari adlarının baş harfleri: NAL. Acile getirilen ‘akıl hastaları’nın genelde ilk tanıştıkları ilaçlar bunlardı. Bir enjeksiyona belli dozlarda çekilir ve hastaya enjekte edilirdi. Bazı kliniklerde bu işlemin adı, iğrenç bir zekilikle,

okumak için tıklayınız

İkinci Yeni Olayı – Asım Bezirci

1950’li yıların ortalarında doğan İkinci Yeni üzerinde çokça tartışılan ve günümüzde de tartışılmaya devam edilen bir şiir hareketidir. Asım Bezirci, İkici Yeni Olayı çalışmasında, bu hareketi bütünlüklü bir bakış açısıyla ve derinlemesine inceliyor, tartışmaya çok önemli boyutlar kazandırıyor. Onun tarihçesini, kaynaklarını, sorunların ve ürünlerini gözden geçiriyor. Ünlü şairlerini teker teker,

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Yayınlanan ön Dönem Anarşist Dergiler / Bütüncül bir yaklaşım – Can Başkent

Giriş Bu makalede, ön dönem olarak adlandırdığım 1986 – 1999 yılları arasında Türkiye?de yayınlanan anarşist dergilere yönelik bütüncül bir çözümleme sunacağım. Ön dönem olarak adlandırdığım periyot, 1986?da Türkiye?de yayınlanan ilk anarşist dergi Kara?nın ilk sayısından, Ateş Hırsızı dergisinin son sayısının yayınlandığı 1999 yılına kadarki süreci kapsıyor. Bu süreçte yayınlanan dergilerden

okumak için tıklayınız

Esir Şehrin İnsanları – Kemal Tahir. “Teslim olmak başka şey, esir düşmek başka; Seni sevmek başka şey özgürlük, uğrunda dövüşmek başka!”

“Esir Şehir Üçlemesi” edebiyatımızın güçlü ve klasikleşmiş ismi Kemal Tahir’in başyapıtlarındandır. Her büyük ve klasik yapıt gibi, bir ya da birden çok sorunsalı mükemmel bir biçimde işleyen bu nehir roman dizisinin ilk kitabı olan “Esir Şehrin İnsanları”nda Kemal Tahir, Mütareke Dönemi Anadolu aydınının ve İstanbul’unun destansı direnişinin ve mücadelesinin benzersiz

okumak için tıklayınız

Türkiye çocuk işçiliğinde Afrikalaşıyor…

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), TUİK’in çocuk işçiliği ile ilgili yayınladığı istatistiklere dayanarak bir rapor hazırladı. DİSK-AR, Türkiye’de çocuk işçiliğinin artışına dikkat çekerek, Türkiye’nin çocuk işçiliğinde Afrikalaştığını belirtti.

okumak için tıklayınız

Rıfat Ilgaz’ın Şiiri – Server Tanilli

Bugün de, okurlardan çoğunun gözünde, Rıfat Ilgaz, büyük bir mizah ustasıdır ve başta da Hababam Sınıfı’nın yazarıdır. Bu değerlendirmede, gerçeğin elbette büyük payı var: Rıfat Ilgaz, çağdaş Türk mizahının önde gelen birkaç yazarından biridir; Hababam Sınıfı da, onun o alandaki ustalığının simgesidir. 40’lı yılların ikinci yarısındaki ünlü ‘Markopaşa serüveni’nde pişmiş

okumak için tıklayınız

Bir Acıya Kiracı – Metin Altıok “Kıyamet çoktan koptu, haberiniz yok! Siz hala güneşin, her sabah doğuşuna güvenin.”

‘Bir acıya kiracı’ydı Metin Altıok… Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 günü Sivas katliamından ağır yaralı olarak kurtuldu ama 9 Temmuz’da hayatını kaybetti. Geride sevgi dolu yüreğinden, üreten beyninden mısralar bırakarak… ‘Kendime sürgün / Bir garip kişiyim’ diyor ve bir şair sezgisiyle, şu mısraları yazıyordu:‘Tekinsizim

okumak için tıklayınız

Şiirin Dili Anadil – Ataol Behramoğlu

‘Şiirin Dili Anadil’de, Ataol Behramoğlu’nun Türkiye ve dünya şiiri ve şairleri üstüne kaleme aldığı yazılar yer alıyor. Yunus, Kaygusuz Abdal, Namık Kemal ve Tevfik Fikret’ten günümüzün genç şairlerine kadar, yüzlerce yıllık Türkiye şiirinin birikimi bu kitapta okuyucuyu karşılıyor. Yine Dante ve Hugo’dan, Marti, Eluard, Ritsos ve Neruda’ya, dünya şiirinin önemli

okumak için tıklayınız

Hrant Dink’in Hayatı “Acımızı onurla sırtlayıp taşıyoruz.”

* “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.” 19 Ocak 2007’de Agos Gazetesi’nde yazdığı son makalesi * Kendi kimliğini ötekinin varlığına göre konumlamak

okumak için tıklayınız

ABD, Ortadoğu, Türkiye – Haluk Gerger

Ortadoğu, neden son altmış yıldır ABD’nin saldırılarına hedef oluyor? Ortadoğu’da devlet sınırları neden cetvelle çizilmiş gibi düzgün? Bölge, neden kanlı savaşlarla, etnik çatışmalarla anılıyor? Haluk Gerger, bu sorulardan yola çıkarak, Osmanlı sonrasından günümüze modern Ortadoğu tarihinin çok boyutlu, bütüncül bir analizini sunuyor. Kitapta yüzyıllık tarih kesiti derinlikle inceleniyor, olgular bilimin,

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’ten Ceyhun Atuf Kansu’nun annesine ağıt – Işık Kansu

“Nâzım Hikmet’in ölümü üzerine ağıt yazdığı Müfdale Hanım’ın büyük olasılıkla 1920 yılında çekilmiş bir fotoğrafı. Müfdale Hanım’ın kucağındaki bebek, şair Ceyhun Atuf Kansu’dur. Nâzım Hikmet’in, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Yöneticisi Ömer Türkoğlu tarafından yapılan araştırma sonucu gün ışığına yeni çıkarılan iki şiirinden biri olan “Vehbi ve Nafi Kardeşlerimin Acılarına:

okumak için tıklayınız

Emekçilerin şairi Cigerxwin (Ciğerhun / yüreği yaralı), Şeyhmus Hasan’ın Hayatı

Cigerxwin (Ciğerhun / yüreği yaralı), *“1903-1984 yılları arasında yaşamış bir Kürt şairidir. Doğum yeri Mardin’in Gercüş ilçesinin Hesar köyüdür. Asıl adı Şeyhmus Hasan’dır. Küçük yaşta önce babasız sonra anasız kalan Şeyhmus, evli olan kız kardeşine sığınır. Kız kardeşinin evi de yoksul bir evdir. Küçük Şeyhmus, bölgede bugün de pek çok

okumak için tıklayınız

Can Yücel’in Şiir Çevirileri – Sabahattin Eyüpoğlu

Şiir başka dile çevrilebilir mi, çevrilmez mi? Bu soruyu ortaya atanların çoğu çevrilemez deyip keserler. Şiir sanatı üstüne eğilmiş en keskin zekalardan biri, Paul Valery, daha da ileri gidip şiiri çevrilmeyen, başka türlü söylenemeyen şey olarak tanımlar. Bir şiirin güzelliği söylediği kadar belki ondan da çok söyleyişinde, seslerin, seslere bağlı

okumak için tıklayınız

Pedro Almodovar Üstüne Düşünmeler, Erinç Büyükaşık

İspanyol yönetmen Pedro Almodovar sinema eğitimi almamış olmasına karşın sinemayı kısa film çekerek tanıyan ve ilk filmi “Pepi, Luci, Bo y otras chicas del monton” ile izleyicisine ulaşan ve ardısıra kendi prodüksiyon şirketini kuran sıradışı bir yönetmen. Kuşkusuz bu sıradışılığın gerekçesi onun sinema dilindeki tematik farklılaşma… Franco faşizminden başlayarak İspanya’nın

okumak için tıklayınız

Evrim Kuramı ve Bağnazlık – Cemal Yıldırım

“Evrim Kuramı yok sayılarak bilim yapılamaz. Bugün kendisine bilim insanı diyen bir kişi, dünyanın düz olduğunu, evrenin merkezinde bulunduğunu ve tüm gökcisimlerinin onun etrafında döndüğünü söyleyerek, yani Kopernik ile başlayıp Galilei ve Kepler ile devam edip Newton ile olgunlaşan evren anlayışını reddederek bilim yapabilir mi? İşte Evrim Kuramı da aynı

okumak için tıklayınız

12 Eylül ve Yenilikçi (avant garde) Roman – Berna Moran

“1980’li yıllarda Türk romanının geçirdiği radikal bir değişime tanık olduk; yalnız içerik bakımından değil, roman anlayışı bakımından da. Nedenlerini toplumsal ve yazınsal olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz sanırım. Toplumsal deyince, tabii, her şeyden önce 12 Eylül darbesinin etkileri geliyor akla. Darbenin başta gelen hedefi , ülkede 1960’lardan beri ciddi

okumak için tıklayınız

Öğleden Sonra – Orhan Veli Kanık

Sıcak bir kış günü. Vakit öğleden sonra idi. Bütün yazı, belki de birkaç yazı karada geçirmekten boyalarıyla macunları atmış, aralıkları açılmış bir alamanada dört kişi rakı içiyorduk. Biri ben, biri Hamza, biri Mustafa kaptan, biri de… adını hatırlayamıyorum; tuhaf bir adı vardı. En tatlı konuşanı da o idi içimizde. Daha

okumak için tıklayınız

Gecenin Kapıları – Ozan Özgür

Yıl 1978, Bahçelievler, Ankara. Bir yanda reis Abdullah, Ercüment, Mahmut, Kürşat, Haluk, Bünyamin, Ünal, İbrahim, Duran, Ömer ve diğerleri… Bir yanda Türkiye İşçi Partisi üyesi yedi genç. Bu roman sizi yakın geçmişin unutulmaya yüz tutmuş patikaları arasında uzun bir yolculuğa çıkaracak. Yıllarca hüküm süren ve hâlâ varlığını hissettiren karanlığın kaynağına,

okumak için tıklayınız

Deniz Feneri – Behçet Aysan

Behçet Aysan’ın Deniz Feneri şiir kitabı, 1987 yılında basılmış ve yine aynı yıl Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü almıştır. 1993 yılında Sivas Katliamında yobazlar tarafından katledilen Behçet Aysan’ın anısına kızı Eren Aysan, bir düşü gerçeğe dönüştürmek adına 2006 yılında  Uğur Mumcu Vakfı Yayınları  tarafından basılan Deniz Feneri şiir kitabı

okumak için tıklayınız

Karacaoğlan, binlerce yıl akarsular dibinde yıkanmış çakıltaşları gibi dilden dile geçerek incelmiş, güzelleşmiş, arınmış, zenginleşmiştir.

Yaşar Kemal’in yorumuyla; “Yunus Emre, Pir Sultan Abdal gibi, şiirimizin büyük ustalarından birisi de Karacaoğlan’dır. Büyük ustamızın on yedinci yüzyılda yaşadığı sanılıyor. Kökünün daha derinlerde olduğu gerçek. Epope’den Dede Korkut’a; Dede Korkut’tan koşmaya ne zaman geçilmişse, Karacaoğlan o zamandan beri sürüp gelen bir havadır; bir söyleyiş, bir duyuş biçimidir. Onun

okumak için tıklayınız

Tespih Taneleri – Mıgırdiç Margosyan. “Her bir tespih tanesi bir yaşamdır. Yanyana dizdiğimiz tespih taneleri hiç dağılmasın.”

Mıgırdiç Margosyan’ın “Tespih Taneleri”, yazarın doğduğu yer Diyarbakır?ı, oradaki Ermenileri, Kürtleri, Türkleri, Süryanileri, Keldanileri, Yahudileri, bugün artık tarih olmuş bir kent yaşantısının en içten hikâyelerini anlatan, derin bir duygusal yolculuğun güncesi niteliğinde bir yapıt. Mıgırdiç Margosyan, Türkçe, Kürtçe ve Ermenicenin olanaklarından ve özyaşam öyküsünden yola çıkarak dağılan hayatları anlatıyor.

okumak için tıklayınız

Bir Dönem Romancısı: Halide Edip – Erinç Büyükaşık

Cumhuriyet romancılığının temelleri kuşkusuz Kurtuluş Savaşı ‘nın siyasal ve toplumsal izleğini metnin tematik öğesi olarak belirleyen dönem yazarları tarafından atılmıştır. Bu bağlamda tarih-roman bağlamını irdelediğimizde karşımıza hem tarihsel belgeciliğin izlerini romanına yansıtan hem de kendi kurgu dünyasında siyasal tavırlarını yansıtmayı gerekli bulan iki yazarın adını anmak gerekir. Bunlardan ilki Yakup

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin Türkiye’de ilk kez Kürtçe.

Türkiye edebiyatı ve mizahının en büyük isimlerinden Aziz Nesin?in ?Şimdiki Çocuklar Harika? adlı kitabı Türkiye’de ilk kez Kürtçeye çevrilerek basıldı. ?Zarokên Niha Cı jîr in? adıyla Kürtçe?ye çevrilen kitabı Semih Poroy resimledi. 1995 yılında kaybettiğimiz usta yazarın oğlu Ali Nesin, 2005 yılında 20 bin TL gibi gülünç denilebilecek bir sermayeyle

okumak için tıklayınız

Kiraz Küpeler – Mustafa Balel

“Kiraz Küpeler”, öyküleriyle olduğu kadar çevirileriyle de bilinen Mustafa Balel?in sekiz öyküsünü bir araya getiriyor. Bu öykülerin ortak özelliği, acımasız bir hızla akıp giden dünyada, insani sıcaklığın, samimiyetin izini sürüyor olmalarıdır diyebiliriz. Öykülerde, açlık, yoksulluk ve çaresizliğin yanı sıra, varlığı unutulmanın eşiğine gelmiş dostluklar, hayatı anlamlı kılan kuşatıcı sevgiler hikâye

okumak için tıklayınız

İki Yakın Halk İki Uzak Komşu – Hrant Dink

2007 yılında katledilen gazeteci yazar Hrant Dink’in Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) Dış Politika Programı için kaleme aldığı kitabı “İki Yakın Halk İki Uzak Komşu” Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından 2008 yılının haziran ayında yayımlandı. TESEV için yaptığı bu çalışma, onun fırsat bulup tamamlayabildiği tek kitap olma özelliğine

okumak için tıklayınız