Kategori: Sadık Güvenç

“Köhne” Üzerine – Sadık Güvenç

Ethem Baran’ın İletişim Yayınları’ndan 2024’te çıkan yeni romanı Köhne, dil ve anlatımdaki sadeliği, doğallığı ve kıvraklığı ile dikkatleri çekiyor. Diğer kitaplarında da gördüğümüz, olayın geçtiği yöreye ilişkin yerel sözcüklerle, atasözleriyle ayarında betimlemelerle zenginleştirilmiş bir dili var Köhne’nin.   Yakışıklı bakkal Feramuz, mahallenin çapkınıdır. Çoğu zaman işsiz, günübirlik çalışan babaların, çilekeş yoksul

okumak için tıklayınız

“ASLINDAN SATILIK” Üzerine – Sadık Güvenç

Kenan Şahbaz’ın yeni öykü kitabı “Aslından Satılık” Mayıs 2024’te Parma Kitap’tan çıktı.   2018’de “Sahibi Aynı Kuyular” adlı öykü kitabından sonra “Kanadı Güvercin” (2019) ve “Bir Yokmuş Bir Varmış” (2021) adlı romanları yayımlanan yazar, okurlarına sıcacık öyküleriyle yeniden merhaba diyor.   Öykü kahramanlarının çoğu biraz sıra dışı kişilerden seçilmiş. Ne yani, hepimiz

okumak için tıklayınız

Ayfer Tunç’un ‘Kuru Kız’ romanı hakkında – Sadık Güvenç

Ayfer Tunç, Kuru Kız romanında sıradan birini mi anlatıyor? Yoksa sıra dışı birini mi anlatıyor? Romanın ana kahramanı Kuru Kız, kendini mahallenin sahibi olarak gören her tarakta bezi olanlarca ötekileştirilmek isteniyor mu? Yok mu herkesin mahallesinde böylesi toplum dışına itilmek istenen ötekiler? İsterler ki herkes kendilerine benzesin. Benzemiyorlarsa yaşamasınlar daha

okumak için tıklayınız

“Farklı Coğrafyalarda Üretenler” hakkında – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın bir dizi söyleşiyi bir araya getirdiği “Farklı Coğrafyalarda Üretenler” adlı kitabının arka kapağında “Anlatılan hepimizin hikayesi.” diyor Prof. Dr. Yüksel Akkaya. Bu kitapta zorunlu ya da isteğe bağlı olarak Türkiye’den yurt dışına çıkmış ve şimdi Avustralya, Fransa, Almanya, İsviçre, Belçika, Hollanda, İngiltere, İsveç, Norveç ve Rusya’da yaşayan yirmi

okumak için tıklayınız

İnsanın var oluş nedenini sorgulayan “Tatar Çölü” – Sadık Güvenç

Bir insanın en büyük beklentisi çıkması olası bir savaşta yararlılık göstererek “şan” kazanmak olabilir mi? Siz bir savaş karşıtı, barış yanlısı bir okuyucu iseniz ömrünü bu savaşa adamış birinin serencamını merak eder misiniz? Aynı işte yaşlanmak mı iş ve çevre değiştirerek yaşlanmak mı doğrudur? İtalyan yazar Dino Buzzati’nin 1940 yılında

okumak için tıklayınız

“Siranuş’un Mızıkası”, içimizden uğurlayamadıklarımıza bir sesleniş – Sadık Güvenç

Bağlaç Dergi’deki öykü ve araştırma inceleme yazılarıyla tanıdığımız Ayla Önal, bu kez “Siranuş’un Mızıkası” adlı romanıyla okurların karşısında yerini aldı. Romanın konusu kısaca şöyle: Rakel, “öldü” sanılan oğlu Aram’ın yolunu beklemekten bıkıp usanmıyor. Oğlunu kaybetmenin acısı, onu tekerlekli sandalyeye bağlıyor. Psikolojisi bozuluyor ve ölmüş annesi Siranuş’un hayali ile konuşabiliyor. Herkesten,

okumak için tıklayınız

Yüreği Sağırlaşmayanlara – Sadık Güvenç

“Her sabah kalktığımızda penceremizi açıp ‘Günaydın doğa ve merhaba insanlar!’ diyebilmek çok güzel… ne güzel kuş sesiyle, köpek havlamasıyla uyanmak… Dikmen Vadisi’ndeki yıkılan gecekonduların bahçelerinden yükselen kavaklara, iğdelere, iki yıldır oturduğumuz okulumuz  lojmanının bahçesindeki söğüt, akasya çınar ve erik dallarına bakarak uyanıyoruz. ” Böyle başlamış salgın günlerinde tuttuğu günlüğüne Müslüm

okumak için tıklayınız

Sus Barbatus – Sadık Güvenç

Bitip tükenmeyen bir yağmur, yağmur altında bir orman, ormanda yaşayan her tür insan, insandan başka her şeye benzeyen düzen adamı hainler; hainlere kafa tutan “anarşist” gençler, gençlerin sığındığı mağaralar, mağaraların gizemi, gizemli orman, ormanın bitip tükenmeyen yağmuru, yağmurun daha da coşturup azdırdığı nehir… Birinci cildinde her yer kütük gibi buzdu.

okumak için tıklayınız

Kısık ateşte uslu uslu kaynamayı beceremeyenlerin romanı: Sanrılar

“İşte Taylan! işte Asya! Milyonlarca yıllık üreme içgüdüsü ne diye aşkla sarmaş dolaş oldu bilinmez ya, kısık ateşte uslu uslu kaynamayı beceremediler. Bu hikâye, milyonlarca yıllık insan içgüdüsünün tek eşlilik ve sadakatle çatışmasının hikâyesidir! Hangisini seçerlerse seçsinler, dışarıda kalan mutlak suretle saldırganlaşacaktır!” (Sanrılar, s.10) Günay Aktürk’ün romanı Sanrılar, bireyin iç

okumak için tıklayınız

Sorgulanan Aşklar, Sorgulanan Hayatlar – Sadık Güvenç

“Kanadı Güvercin” bende bir sürü çağrışım yapan bir kitap adı. Romanı okuyunca bana hak verecek okuyucu. “Güvercin meraklısı, iki aşkı taşımaya çabalayan ancak ikisini de eline yüzüne bulaştıran bir karakter Masum. Yani kanadını kırıyor, kanadı kırılıyor. Kanıyor, kanatıyor.” diyor yazarı. Sahibi Aynı Kuyular adlı öykü kitabından sonra bu ilk romanı

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu Madonna ‘ya ilişkin – Sadık Güvenç

Okullarda doğru dürüst edebiyat dersi işleyemez olduk. Bir yazardan, bir eserden söz ettik mi öğrencinin sorusu : “Hocam bu konu LYS ile mi YGS ile mi ilgili?” biçiminde. “Elinin körü,” diyesim geliyor, diyemiyorum. “Bakın, bu konu insan olmakla ilgili, duygu ile ilgili, düşünce ile ilgili, sizin kafanızı rahatlatacak güzel şeylerle

okumak için tıklayınız

Yasakçı Zihniyete Karşı Kitap Okumaya Devam – Sadık Güvenç

“Mina Urgan’ın “Bir Dinozorun Anıları” kitabını öğrencilerine tavsiye eden öğretmene soruşturma açıldı. Yunus Emre’nin, Kaygusuz Abdal’ın, Edip Cansever’in şiirleri sansürlendi ders kitaplarında. John Steinbeck’in 100 Temel Eser arasında önerilen “Fareler ve İnsanlar” romanı “İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu” tarafından son derece öznel ahlak kriterlerine göre

okumak için tıklayınız

Birazcık Halil’i okumadınız mı daha – Sadık Güvenç

Hasan Sever’in 2014 yılında Ayrıntı Yayınları arasında çıkan romanı “Birazcık Halil” 426 sayfa. Konya Kulu’dan İsviçre’ye çalışmak için giden baba, oğlu Halil’i de yanına alır. Ama ne alma! Halil orada başka dünyaların adamlarına takılacaktır. Böylece Halil ve paradan başka bir şeyi gözü görmeyen babası arasındaki uçurum gittikçe derinleşecektir. Halil aracılığı

okumak için tıklayınız

Cesur Eleştirmenlere İhtiyaç Var – Sadık Güvenç

Okuma yazma bir ızdırap mıdır? Okuduklarınızdan dolayı acı çeker misiniz? Yazdıklarınızdan dolayı birileri sizi rahatsız eder, bunun için acı çekmezsiniz, aksine yazdıklarınızla vermek istediğiniz mesajı verdiğiniz için sevinirsiniz. Attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmiştir. Ya yazamadıklarınızdan dolayı ızdırap çeker misiniz?

okumak için tıklayınız

Yüreğinde Közü Eksik Olmayan İnsanların Öyküleri – Sadık Güvenç

Müslüm Kabadayı’nın yeni öykü kitabı “Közlü Yürekler”, Phoenix Yayınevi tarafından 2016’da yayımlandı.142 sayfa. “Salkım Saçak Keldağ” adlı ilk öykü kitabıyla (Salkım Saçak Keldağ, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2013) öykü dünyasına merhaba diyen Müslüm Kabadayı, “Közlü Yürekler” kitabında da aynı tutumunu sürdürüyor ve günümüz dünyasının sorunlarını sorgulamaya devam ediyor. Tarih bilinciyle geçmiş

okumak için tıklayınız

Seyran Destanı üzerine – Sadık Güvenç

4 Kasım 2015 günü kaybettiğimiz Gülten Akın, 23 Ocak 1933 Yozgat doğumludur. Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitiren şair, eşinin görevi nedeniyle yurdun değişik yerlerinde bulundu. Gittiği yerlerde avukatlık ve yardımcı öğretmenlik yaptı. İlk şiirlerinde doğa, ayrılık, aşk, özlem gibi konuları ele alan Gülten Akın daha sonra toplumsal sorunlara yöneldi.

okumak için tıklayınız

Uçurtmayı vurmasınlar – Sadık Güvenç

Feride Çiçekoğlu’nun sinemaya aktarılan romanı Uçurtmayı Vurmasınlar’ın 1. Basımı 1986 yılında yapılmış. Elimdeki kitabın baskısı ise Can Yayınları tarafından 1990’da yapılmış. 102 sayfa. “Ama ben mahkum değilim ki. Ben yalnızca çocuğum. Annem burada iken bana dışarıda kimse bakamazmış. O yüzden cezası bitene kadar annemle birlikte kalmalıymışım. Ben artık kendi çoraplarımı giyebiliyorum. Kendi kendime bakarım. Beni dışarı bıraksınlar İnci! Senin yanına geleyim.”

okumak için tıklayınız

Boşnak Türküsü – Sadık Güvenç

İsmail Gümüş’ün Cumhuriyet Yayınları arasında 2010 yılında çıkan kitabı Boşnak Türküsü’nde birbirinden güzel yirmi dört öykü bulunuyor. Yazar yaşadıklarını yazmış. İnsanı sarıp sarmalayan, akıcı ve hoş bir anlatımı var. Hiç zorlanmıyor, saçmalamıyor, sanat yapma kaygısı taşımıyor. “Karanlığın Ağırlığı” öyküsünden söz edeyim size birazcık.

okumak için tıklayınız

Ankara Tren Garı – Sadık Güvenç

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde memleketin birinde Ankara derler bir şehir var mıymış, yok muymuş, ne desem yanlış olur. Bu Ankara denilen şehir koskoca bir ülkenin başkenti değilmiş. Bu koskoca ülkenin koskoca başkenti olmayan Ankara şehrinde kocaman kocaman bakanlık binaları da yokmuş. Kocaman kocaman bakanlık

okumak için tıklayınız

35 Kilo Tembel Teneke adlı kitaba dair – Sadık Güvenç

Fransız yazar Anna Gavalda’nın yazdığı roman 35 Kilo Tembel Teneke, çocuklara okumayı sevdirecek bir yapıt. İkinci sınıfta ve altıncı sınıfta sınıfta kalan küçük Gregoire’nin gözüyle ana baba ilişkilerinin çocuk üzerindeki olumsuz etkileri, okulu sevmeme nedenleri, ilgi ve yetenek üzerine eğitimin gerekliliği gibi herkese ders olacak bir konu ele alınmakta bu

okumak için tıklayınız

Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz – Sadık Güvenç

Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım, Kayığım Rosinha, Yaban Muzu, Deli Fişek, Çıplak Sokak, Kırmızı Papağan vb. kitaplarıyla tanıdığımız 1920 Rio de Jenerio (Brezilya) doğumlu Jose Mauro de Vasconcelos’un romanı Kardeşim Rüzgâr Kardeşim Deniz’in 1. baskısı 2005’te, 10. baskısı 2011’de Can Yayınları tarafından yapılmış. Zeyyat Selimoğlu’nun çevirisi kitaba ayrı bir tat kazandırmış.

okumak için tıklayınız

Yeni İnsan – Sadık Güvenç

Rus yazar Çernişevski’nin iki ciltlik romanı Nasıl Yapmalı?. Öteki Matbaası 4. Basımını 1998’de yapmış. 1. cilt 320, 2. cilt 328 sahife. Çernişevski, Nasıl Yapmalı adlı romanında kafasındaki sosyalist modeli kahramanlarına uygulatıyor. Eşitlik, katılımcılık ve başarı. Saygı, emeğe saygı, insana saygı, kadın erkek eşitliği. Eşlerin birbirine saygısı. Bu arada her bakımdan

okumak için tıklayınız

Atların Kardeşliği’ne dair – Sadık Güvenç

Ali Rıza Kars’ın romanı Atların Kardeşliği, Sanat Yapım Yayıncılık’tan 2014’te çıktı, 220 sayfa. Daha önce şiir kitaplarıyla (Hayalin Gözümde Kızıl Gül Oldu, Işıkla Öpüşürdü, Kendi Pınarından Akardı Gülmelerin, Düş ve Sokak, Yüksek Debili Aşklar, Gitme Zamanı) tanıdığımız Ali Rıza Kars, bu kez bir romanla çıktı okuyucunun karşısına.

okumak için tıklayınız

Dili yüreğinde bir yazar Celal İlhan – Sadık Güvenç

Celal İlhan’ın Kanguru Yayınları’ndan 2012’de çıkan öykü kitabı, Dili Yüreğinde’yi ilgiyle ve severek okudum. İlhan’ı daha önce Grevden Dönenin adlı kitabıyla tanımıştım. Emeğin, emekçinin grev mücadelesini dile getirdiği anı kitabıyla. Yazar okurunu, ele aldığı öykü kişisinin dünyasına alıp götürüyor dilinin kıvraklığıyla. Öykülerinde yerel ağız kullanmaktan hoşlanan biri İlhan. Daha sonra

okumak için tıklayınız

Golyan Devrimi’ni Okumanın Sırası – Sadık Güvenç

Tahsin Yücel’in Can Yayınları’ndan 2008’de çıkan öykü kitabı Golyan Devrimi, on dört öyküden oluşuyor. Öykülerde ele alınan kişiler ve olaylar birbiriyle bağlantılı olduğundan aynı zamanda bir roman gibi de okunuyor. Yer Hayristan’dır. Sakın bizim ülkemiz anlaşılmasın. Bu Hayristan dünyanın herhangi bir yerindeki ülkedir. Politikacılarına bakarak da yazarın ülkemiz politikacılarını eleştirdiği

okumak için tıklayınız

Yanıbaşımızdaki Suriye – Sadık Güvenç

Sıhhıye’de, Kızılay’da kaldırım kıyılarında çocuklarıyla oturup dilenen gencecik Suriyelileri her gördüğümde bu savaşı çıkartan gözü dönmüş emperyalistlere lanetler okuyorum. Saçı başı perişan yedi sekiz yaşlarındaki kız çocukları, annelerinin kucağında hiçbir şeyden haberi olmayan soğuktan morarmış yüzleriyle gelip geçene gülümseyen bebeler… Bu nasıl bir insanlıktır ki insanı bu kadar perişan eder?

okumak için tıklayınız

Kardeşim hepsi hikaye! adlı kitaba ilişkin – Sadık Güvenç

Kitabın adı bu. Ama okudukça anlatılanların hiç birinin hikaye olmadığını, tamamen yaşanmışlık olduğunu anlıyorsunuz. 12 Eylül 1980 cunta yönetimi öncesi ve sonrası devrimci mücadele birebir tanıklarla, olayları yaşayanlarla birlikte belgesel tadıyla ortaya konuluyor. Kitabın yazarı Mahmut Memduh Uyan, devrimci mücadeleye dair hem değerlendirmeler yapıyor hem eleştiriyor hem de öz eleştiri

okumak için tıklayınız

Çağdaş bir destan: Abim Deniz – Sadık Güvenç

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan 6 Mayıs 1972’de Ankara’da Sıkıyönetim Mahkemesince asılarak idam edildiklerinde ben ilkokul 4. sınıf öğrencisiydim. Her sabah, ilk derste günlük olaylarla ilgili konuşulurdu. Bir öğrenci, radyodan Deniz Gezmişlerin idam edildiği haberini dinlediğini söyleyince hepimizde bir sevinç dalgası oluştu. Öğretmenimiz, Deniz Gezmiş ve onun gibileri bize

okumak için tıklayınız

“Barbarları Beklerken” – Sadık Güvenç

“Hiçbir şey hayal edebileceklerimizden kötü olamaz.” Asıl barbar kim? İşgalci mi barbar, işgal edilen topraklarda eskiden beri yaşamakta olan halklar mı? Sözde uygarlık götürme adına insanların yaşama biçimine, geleneğine, kültürüne, toprağına, suyuna, balığına, ağacına, evine barkına, karısına, kızına el koyan “uygar” sayılıyor da; bu yer benim, bu ağaç, bu su,

okumak için tıklayınız

Varlıkla yokluk arasında – Sadık Güvenç

Sadık Hidayet’in 1937’de yayımladığı romanı Kör Baykuş, Behçet Necatigil tarafından çağdaş İran edebiyatından Türkçeye çevrilen ilk romandır (1977 Varlık Y.) Roman kahramanı bir düş aleminde yaşayan “kalemdan” boyayarak hayatını kazanan bir ressamdır. Düş ve gerçek iç içedir. Roman kahramanı, yaşlı, kambur birinin yanında gördüğü kadının gözlerine vurulur. Onu hayal ederken

okumak için tıklayınız

Sizi Hep Şaşırtacak Bir Roman – Sadık Güvenç

Bugünü yaşayan yazarın sizi iki yüz yıl öncesine yolculuğa çıkardığını düşünün. 19. yüzyıl İngiltere’sine şöyle bir uzanmak ilginç olmaz mıydı? Kasnaklar üzerine geçirilmiş kadın elbiselerinin giyildiği yıllar… Manastırların, günahkar kadınlara sığınak (!) olduğu yıllar… Nedense hep kadınlar günahkar sayılır. Günümüz yazarı John Fowles, 19. yüzyıl atmosferini başarıyla kuruyor romanında. Sanki

okumak için tıklayınız

Edebi eserler ve televizyon dizileri – Sadık Güvenç

Edebi eserler sinemaya kaynaklık eder. Ölümsüz eserler, geniş kitlelere ulaşmak için bir yol daha bulmuş olur. Okuma oranının düşüklüğü, geniş kitlelerin televizyon (dizi) bağımlısı olduğu düşünüldüğünde yöntem olarak doğrudur edebi eserlerden dizi yapılması. Bir genç kızımızın aynı adlı kitabı kitapçı vitrininde gördüğünde ?anneciğim, uyanıklar dizinin kitabını çıkartmışlar,? diyecek kadar ilgi

okumak için tıklayınız

Mübadele İnsanları – Sadık Güvenç

Memleketimiz güzel. Bu güzellik güzel insanlarından geliyor. Birileri biraz daha saltanat sürmek için insanı insana kırdırmanın yollarını öyle biliyor ki! Memleketi güzelleştiren insan mozağini özene bezene koruyup onları mutlu etmenin yollarını arayacağımıza ayrıştırmanın, ?bizden olmayanı? aşağılamakla kalmayıp yok etmenin derdine düşmüşüz. Dün Yunan-Müslüman-Gavur-Türk ayrıştırması bugün Sünni-Alevi-Şii, Türk-Kürt-Arap biçiminde yapılıyor. Göç

okumak için tıklayınız

Samim Kocagöz’ün Unutulmaz Öyküleri – Sadık Güvenç

?Öykü nedir?? ve ?öykü nasıl olmalıdır?? sorusuna bir sürü yanıt bulmak mümkün. Muvaffak Sami Onat, ?Hikaye Denen Şey? başlıklı yazısında ?Hikayeyi, hele küçük hikayeyi öteden beri anlamam, sevmem. Sevmediğimdendir zahir: şiiri, tiyatroyu, tenkidi hatta romanı bile denedim de, hikaye yazabilir miyim diye düşünmedim. Edebiyatın bu kolu beni sarmaz. Hikaye bana

okumak için tıklayınız

Kamaşma – Sadık Güvenç

Kitabın özgün adı dilimize ?Kamaşma? diye de çevrilebiliyormuş; ancak çevirmen Ahmet Cemal, ?Körleşme? yi uygun bulmuş. Bu iki sözcük arasında anlam farkı olmasına karşın birbirini bütünlemekte. Roman, gerçekte büyük bir dehşeti anlatmaktadır. Gerçekleri göremeyen ya da görmek istemeyenlerin düşle gerçek arasındaki yükselişleri ve düşüşleridir anlatılan. Profösör Kien?in gözleri kamaşmıştır. Öyle

okumak için tıklayınız