Kategori: Müslüm Kabadayı

Denizden Işıklanmak – Müslüm Kabadayı

Çam ve zakkum kokularını ciğerlerime doldurarak sahile vardığımda, “Bu sabah dubaya kadar yüzeceğim.” dedim içimden. 12 Eylül işkencecilerinin kollarımda ve ciğerlerimde yaptıkları tahribatı yenmeye kararlıydım artık. Deniz çarşaf gibiydi, hava serin olmasına karşın su ılıktı. Canlı olarak milyonlarca yıl önce çıktığım yere, ölüm kaygısı duymadan girmeyi ne çok isterdim; oysa

okumak için tıklayınız

Aydınlanmanın Devrimci Eğitimcisi : Tevfik Fikret – Müslüm Kabadayı

Eğitimciler vardır, insanın bilimsel merakının ve özgür düşünme gücünün önüne vurulan seddi yıkarlar. Farklı özgürlük anlayışları olmakla birlikte aydınlanma döneminin düşünürleri arasında köleci-feodal eğitim uygulamalarına karşı “özgür eğitim” için kafa yoran, mücadele eden eğitimciler var. Kapitalizmin yarattığı derin eşitsizliğe, yoksulluğa ve cehalete karşı farklı denemelere, uygulamalara girişen “ütopik sosyalist eğitimciler”

okumak için tıklayınız

“Haziranda Ölmek Zor”un üç toplumcu sanatçısı – Müslüm Kabadayı

“Haziranda Ölmek Zor”un üç toplumcu sanatçısı : Nâzım Hikmet, Orhan Kemal ve Ahmed Arif 3 Haziran 2015’te Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde “Nâzım Hikmet ve Yaşam” başlıklı bir panel yapıldı. Mehmet Aydın, Ahmet Özer ve Arslan Kavlak’ın konuşmacı oldukları panelde, Nâzım’ın Paris anıları, komünist bir şairin dünya görüşü, diyalektik ve

okumak için tıklayınız

Halkın şairi Ali Yüce (Antakya) anmasından izlenimler – Müslüm Kabadayı

“Küçük bir tüy gibiyim / Büyük bir kuşun kanadında…” demiş Ali Yüce. İki dizeyle parça-bütün ilişkisini ustaca betimlediği gibi özgürlük için harcanan emeğin, yaşamın değerini de mütevazıyla dile getirmiş şair. 29 Nisan 2015’te o büyük kuş, halkın şairini alıp sonsuzluğa uçuverdi. 30 Nisan’da Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda onu sonsuzluğa uğurlarken bu

okumak için tıklayınız

Bir Tersakan Geçti Çukurova’dan: Hasan Hüseyin Gündüzalp – Müslüm Kabadayı

Çeliğinin sertliği bakımından coşkundur dağ adamı. Dağ yeli gibi estiğinde çarpar ovalıları. Ancak her daim çıkınında yeni yolculuklara çıkaracak kadar yaşama sevinci ve mücadele azmi yüklüdür. Toroslar’ın Gürleşen köyünde doğup Çukurova biteğinde boy atan sevgili Hasan Hüseyin Gündüzalp de yaşam coşkusunu ve mücadele azmini bulunduğu her ortamda hissettiren bir kişilikti.

okumak için tıklayınız

Güney Eşkıyaları – Müslüm Kabadayı

Doktorlarının hastalığının ağırlaştığını açıkladığı bugünlerde, çağdaş destancılarımızdan Yaşar Kemal’in İnce Memed romanındaki kahramanlarla ilgili kimi açıklamaları da içeren aşağıdaki metni – kaybolduğunu sanıyordum – gün ışığına çıkarmak istedim. Üzerinde hiç işçilik yapmadan, ilk biçimiyle okurun değerlendirmesine sunuyorum. Umuyor ve diliyorum ki büyük anlatıcımız sağlığına kavuşur ve bu notlarda yazılanlarla ilgili

okumak için tıklayınız

Doğu Karadeniz Lehçeleri Karşılaştırmalı Sözlüğü, Müslüm Kabadayı

Kültürel bir kavşak olarak geniş Karadeniz coğrafyası bünyesinde farklı lehçeleri barındırıyor. Bu çalışma da bizlere bölgenin kültürel anlamda ne zengin bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye’de genel olarak Karadeniz dendiğinde akla Lazca gelmesine karşılık, aynı coğrafyada Gürcüce, Hemşince, Ermenice, Rumca, Yunanca ve Megrelce de konuşuluyor. Doğu Karadeniz dillerinin karşılaştırmalı sözlük

okumak için tıklayınız

Foça çalıştayından izlenimler – Müslüm Kabadayı

Foça izlenimlerimi yazmak için zaman kollamamın üzerinden 10 gün geçmiş. Her gün o kadar çok şeyle boğuşuyoruz ki, esas yapmak istediklerimizi gerçekleştirememenin ezikliğini duyuyoruz ne yazık ki. Lafı uzatmadan, yeni zaman kaybına da yol açmadan izlenimlerimi ana hatlarıyla paylaşmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Yusuf Ziya Bahadınlı : Işıklı insanın romancısı – Müslüm Kabadayı

29-30 Kasım 2014’te İzmir Foça’da düzenlenen “Köy Enstitüsü’nden Doğan Edebiyat” konulu çalıştayda sunmak üzere hazırladığım bu metnin girişinde, eğitim tarihimizin en önemli ve özgün kurumu olan Köy Enstitülerinin işlevine ve bugünle gelecekte bu deneyimden nasıl yararlanılabileceğine dair özlü bir değerlendirme yapmak istiyorum.

okumak için tıklayınız

Güzel ev (n)için… Müslüm Kabadayı

Merdivenlerden zincir sesi geliyordu. Zincirle bağlı Toraman’ın derin derin inlemesini duyunca yatağından fırladı. Perdeyi aralayıp dışarı baktığında henüz alacakaranlıktı. Köpeğin üst basamaktan alta, alttan üste doğru çırpınarak gidip geldiğini, dikkatli bakınca fark etti. Her gün etle beslenen ve çevreye duyarlı çok iyi eğitilmiş hayvanın huysuzluğu, hayra alamet değildi. Yayladağı’na giden

okumak için tıklayınız

Bonzai: Öldüren Sermaye – Müslüm Kabadayı

Sonda vurgulayacağımız gerçeği, bir cümleyle başta ifade etmek gerekirse, Dünya?da sermayenin en önemli kaynaklarından biri de uyuşturucudur. Kapitalizmin Dünya sistemi haline geldiği yaklaşık 100-150 yıllık dönemde yaşanan savaşların, katliamların, ekonomik krizlerin, finansal çöküş ve yükselişlerin merkezinde yer alan birkaç büyük uluslararası şirketin ve bunların sahipleri Dünya patronu ailelerin yer aldığı

okumak için tıklayınız

Kesap: Suriye’de savaşın kırılma noktası – Müslüm Kabadayı

Doğayı, doğal yıkımlara karşı güzelleştiren insandır aslolan; çünkü o, yaşamın kaynağını bilendir. Bu bilinçteki insan, aynı zamanda içsel donanımını da zenginleştirir. Yani vicdanı her daim duyarlıdır ve kötülükler karşısında ayağa kalkar. Doğal ve toplumsal çevreyle ilişkide eşitlik ve özgürlük bilinci kazanamamış, vicdani duyarlıkları körelmiş insan ise, sürünün bir parçası haline

okumak için tıklayınız

Soma oma ma!..

SOMA OMA MA!.. Yeraltında milyonlarca ışıldaklı soma Kazma vuruyor yeryüzündekiler ısınsın diye Soma’larda yanıyor yürekler, çatırdıyor yüzlerce oma Şimdi yeryüzü daha kömür yeraltından, bu katliam niye?   Sermaye devleti hırsız ve katilleri beslesin diye!   Direndiğinde milyarlarca soma, ayağa kalktığında çelikleşmiş oma Vebalı sermaye sıçanları geberir tek yumurta ikizlerinin altında

okumak için tıklayınız

Kesap: ‘Güzelev’in Yakıldığı Yer – Müslüm Kabadayı

Cacius, madenler dağı olup Zeus?u ve Avrupa?yı zirvesinde konaklatmış; tepesinden uçan kartalla Antakya?nın kuruluşuna vesile olmuştur. Mitolojide böylesine önemli yeri bulunan bu dağın adının, Şam?a da kol kanat geren Cebel-i Kasiyun?la (Kasiyun Dağı) ilişkili olduğu söylenir. Cacius?a Araplar ?Cebel-i Akra?, Türkler de ?Keldağ? derler. Her damarında nice öykülerin yaşandığı bu

okumak için tıklayınız

İrfan Şahinbaş Sahnesi?nde Nöbet Çadırı

Tiyatro başta olmak üzere sanat kurumlarına ve sanatçılara, dolayısıyla tüm sanatseverlere yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. AKP Hükümeti?nin sanatı zapturapt altına almak amacıyla TÜSAK dayatmasını şimdilik geri çekmesine rağmen yerel seçimler sonrası yasalaştırmak için fırsat kolladığı biliniyor. Ankara?da bir süre önce İrfan Şahinbaş Sahnesi?ne yönelik saldırı, sanatçıların ve sanatseverlerin

okumak için tıklayınız

“Her Yönüyle Kışlak” – Ayşe Kaygusuz

?Her Yönüyle Kışlak?, Müslüm Kabadayı?nın 1983?den bu yana üzerinde titizlikle çalıştığı bir araştırma kitabı. Müslüm Kabadayı, doğduğu topraklar olan Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak Bucağı?na/Beldesine ve yöre insanına ?vefa borcumdu? dediği, ?Her Yönüyle Kışlak? kitabının daha önsözünde, ??bu ilimizin tarihsel dokuları, kültür zenginlikleri, insanlığın tüm güzel seslerinden oluşan türkülerini bugün

okumak için tıklayınız

Şiiri yeşerten Niyazi Akıncıoğlu?na selam – Müslüm Kabadayı

Şiir, kuşaksızdır; telgraf direklerini yeşertecek kadar öz(lü)gürdür. ?Sınırboyları?nın çocuğu olarak, ?Balkanlaştırma?ya karşı şiirler yazarak çok genç yaşta edebiyat dünyasına giren Niyazi Akıncıoğlu, kendisinin beslendiği ve aynı zamanda büyümesine katkıda bulunduğu toplumcu şiirimizin Trakya damarına kan vermiştir. Bu anlamda ?1940 kuşağı? gibi sınırlayıcı ve renksizleştirici bir çerçevenin dışındadır. O, ilk kitabı

okumak için tıklayınız

Sanatçı için özgürlük yeterli midir? – Müslüm Kabadayı

Yaklaşık 200 bin yıldır, kendinden önceki insansıların ateşi bulma, eti pişirerek yeme, jest-mimik-işaret dilini geliştirme deneyimlerini arkasına alan homosapiens, araçtan araç yapmayı becerdiği dönemle birlikte maddi üretim yanında zihinsel gelişimde de sıçramalar gerçekleştirmiştir. Son iki yüzyıldaki ?muhafazakarlık-özgürlükçülük? geriliminin siyasal ve sanatsal anlamından bağımsız olarak, insanın doğadan bağımsızlaşma süreciyle muhafazakarlık-özgürlük çatışmasının

okumak için tıklayınız

Her Yönüyle Kışlak – Müslüm Kabadayı

İnsan, doğanın yaratıcı çocuğudur. Bu çocuğun milyonlarca yıllık yaşam serüveninde gelişip yerleşik hayata geçmesi, on binlerce yılla sınırlıdır. Bir köyün kuruluş ve gelişim sürecini inceleyen “Her Yönüyle Kışlak” ise, yaklaşık 500 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyü-beldesi;bulunduğu coğrafyanın doğa ve kültür zenginliklerini yansıtan tarihi, toplumsal ve

okumak için tıklayınız

Köpeğe Kahkaha – Müslüm Kabadayı

Hamile olduğundan beri, her asansöre bindiğinde yüreği ağzına geliyordu. İneceği kata gelince sarsıntılı duran asansörde, eşine sarılıyordu. İyi ki sarılacağı bir insan vardı hayatında? O sabah, mahallenin pazarına gitmek üzere evden çıktılar eşiyle; bindikleri asansör, zemin kata gelince gene sarsılmış, bu kez eşi onu sararak korumaya çalışmıştı. Bu, daha da

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ adlı öykü kitabına dair – Adil Okay

Son zamanlarda masamın üzerinde okumak için sıraya koyduğum kitaplar arasında ?öykü? yoktu. Müslüm Kabadayı?nın ?Salkım Saçak Keldağ? adlı öykü kitabının elime geçmesiyle bu eksikliğin farkına vardım. Hemşehirlim Müslüm Kabadayı, kitabını bana imzalarken ?Sevgili Adil Okay?a, kentimiz Antakya?da buluşmanın sevinciyle.? diye not düşmüş. Elbette o sevinç ortaktı. Araştırmacı ? yazar olarak

okumak için tıklayınız

Yürek Çatlağı – Müslüm Kabadayı

Çömlekçi sırtındaki evlerinin balkonundan Ganita Burnu?na doğru süzülen bakışlarındaki nemi, o anda hiçbir şey ifade edemezdi. Sanki dipsiz bir uçurumda her tutunmaya çalıştığı çentiğin eline geldiği, aşağıya doğru çarpa çarpa indiği, her çıkıntıda bir organının takılı kaldığı, en çok da damar damar kabarmış acılı yüreğinin tutunacak hiçbir yer istemediği bir

okumak için tıklayınız

Türkülerin Kelebeği – Müslüm Kabadayı

Balkonundan kırk yıldır karanfil ve güllerin sarktığı evin tahta bir sedirinde uzayan gecelerin ve sabahların ışığını alamayan gözlerin insanıydı Aşkar Mehmet. Ellisine merdiven dayadıktan sonra, bedenine sinen büyük yorgunluk ve çevresinden gördüğü vefasızlık, şeker ve tansiyonunu daha çok tetikledikçe iradesine hakim olamıyordu. İradesini yitirdikçe de hastalık onu esir almaya başlıyordu.

okumak için tıklayınız

Vicdan Bülbülleri Nerede Öter? Müslüm Kabadayı

Gün ışımadan bostanı sulamak için, Gülgözü?nde soluğu almıştı Halalı Mücahittin. Sabahın serinliğinde şak şak ayrılmış sultani ile bostan incirinden birer tane koparıp kabuklarını soyarak dilinin üzerinde tadına varacak biçimde yuvarlayıp yedikten sonra, su kanalından yürümeye başladı. Suyun gözüne doğru ilerlerken, birden irkildi. Dönemeçteki defne çalılarının alt tarafına çömelmiş, ellerinde taşlarla

okumak için tıklayınız

“Köy Enstitüleri Belgeliği”ne Katkı / Düziçililik – Müslüm Kabadayı

Antakya?yla Adana arasındaki insan ve kültür geçişini sağlayan köprünün özelliklerini, çocukluğumdan beri hem yaşayarak hem de araştırarak öğrenmeye çalışırım. Amik ve Çukurova?da pamuk tarlalarında çalışarak öğrendiklerime, Düziçi İlköğretmen Okulu?ndaki edindiğim izlenim ve bilgiler eklenmişti 1960 ve 1970?li yıllarda. Daha sonra araştırmalar yaparak, Antakya ve Adana?da çıkan gazete ve dergilerde araştırma

okumak için tıklayınız

Göğsü Dirençli Adam – Müslüm Kabadayı

İnce uzun ayaklarının üzerinde iri kemikli bir beden taşıyordu; kesik kulağından fışkıran yaşam direnciyle dokunmuş emekçi bir kafa taşıyordu her şeyden önce. Yüreğinden eylem bilinciyle bezenmiş insan sevgisi taşıyordu bulunduğu her yere? O, laf taşımıyordu vicdansız kulaklara. Adımladığı her yerde haksızlığa karşı direnç aşılıyordu vicdanlara. Eşitlik ve özgürlük yolunda dövüşerek

okumak için tıklayınız

Bir Ağacın Ormanlaşıp Toplumu Ayağa Kaldırmasına Selam! – Müslüm Kabadayı

Kent meydanlarının oksijen, yeşillik ve özgürlük kaynağı olan ağaçlarımızı kentten kovmak isteyen yağmacılara, eli baltalı zorbalara karşı ilk kez Türkiye?nin emekçi halkı, işsizler, gençler, sanatçılar birlikte sokağa çıktı. Sokakları adım adım, meydanları kent kent dolduran halk; ?Gezi Ağacı?nın tek başına olmadığını, bir orman olup eli baltalı padişah bozuntusunun takkesini düşürdüğünü

okumak için tıklayınız

Salkım Sacak Keldağ?a dair – Ayşe Kaygusuz

Müslüm Kabadayı, Mart 2013?te çıkardığı ?Salkım Saçak Keldağ? ilk öykü kitabıyla, öykü dünyasına merhaba derken, yaşadığı çağın sorunlarını sorgulayarak ve tarih bilinciyle geçmişi bugüne, bu günü de yarına taşımanın sorumluluğuyla yazmış öykülerini. Müslüm Kabadayı, edebiyat öğretmeni ve eleştirmeni olmanın ustalığıyla kullandığı ?dil?i, bilgi ve yaşanmışlık deneyimiyle bütünleyerek, yerli yerine oturtmuş

okumak için tıklayınız

Çubuk Bükümü – Müslüm Kabadayı

Babam, büyük kardeşlerimi alarak pamuk toplamak üzere Çukurova?ya gitmişti. Annem, ben ve küçük kardeşim de köydeki işleri yapıyorduk. İlkokulu bitirmiş, parasız yatılı sınavlarına girmiştim ama sonuçlar bir türlü adresimize bildirilmemişti. Annem haftada bir Antakya?ya gidiyor, İl Milli Eğitim Müdürlüğü?ndeki görevlilerin duyarsızlığı nedeniyle kavga edip geliyordu. Okulların açılmasına bir hafta kala,

okumak için tıklayınız

Osman Şahin ve ‘Kırmızı Yel’in Güncelliği – Müslüm Kabadayı

“Dil insanın ağzında sesiyle yarattığı bir sudur; konuşmayanın suyu kurur.” özlü sözünün ustası olan ?biyana(bey-ana)?lardan beslenerek Köy Enstitüsü?nün zengin kültürlenme ortamında yeşeren Osman Şahin, Fırat boylarındaki öğretmenlik deneyimiyle yoğurduğu gözlem gücünü ?Kırmızı Yel? kitabındaki 8 öyküyle edebiyat dünyamıza kazandırır 1971?de. Yaklaşık 60 yıl öncesinin Siverek köylerindeki ?kan kokan?, Fırat?tan yoksulluk

okumak için tıklayınız

‘Salkım Saçak Keldağ’ adlı öykü kitabıma ilişkin – Müslüm Kabadayı

?Sevgili Edebiyat Dostları, Öyküseverler Merhaba, Türkiye’de edebiyatın nabzının her zaman güçlü attığı Çukurova ve Amik’te bu kez, ilk öykü kitabım olan ?Salkım Saçak Keldağ? vesilesiyle sizlerle buluşmanın kıvancını yaşıyorum. Hoş geldiniz, onur verdiniz. Genel olarak sanat, duyarlılıklarımızın yoğunlaştığı ve estetik imbiği ile inceltildiği yaratıcı etkinliklerimizin tümünü içerir. Şiir başta olmak

okumak için tıklayınız

Dağların Dilinin Peşinde? Müslüm Kabadayı

O; merak etmekle kalmaz, kafasındaki sorunun yanıtını buluncaya kadar peşine düşerdi meraklarının. Yıllar önce Mürselek?e gittiğinde, köyün eski muhtarı Veli Önal?dan duymuştu Peltek Çavuş?un adını. Cebel-i Akra?nın deniz gören yamaçlarında kurulan bu yirmi haneli köy, toprak damlı evleri, asırlık meşe ağacının gölgesinde dinlenen davarları, hayvanları ıslıkla yönlendiren çobanlarıyla dikkatini çekmişti.

okumak için tıklayınız

Salkım Saçak Keldağ – Müslüm Kabadayı

Kartal süzülüşüyle keskin gözleri dolaşıyordu, Keldağ’ın zirvesinden dört bir yana Helali Barış’ın. O dağ ki kıtalara adını vermiş güzelleri kapatmak isteyen Zeus’u, içinden fışkırttığı alevlere boğmuş bir eski volkanın Aşkdeniz’le öpüştüğü enginlere bakardı binlerce yıldır. İki yakayı birleştiren maviliklerinden esen barış rüzgarıyla toprağa kök salıp göğe dallarını uzatan zeytin ağaçları süslerdi,

okumak için tıklayınız

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce ?Şairler beyinlerinden ölür,? demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002?de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün?ü sevgiyle

okumak için tıklayınız

Hatay Basın-Yayınından İzlenimler – Müslüm Kabadayı

Dergilerde yazmaya başlayalı 27, gazetelerde ise 24 yıl olmuş. Yaklaşık çeyrek yüzyıldır dergi ve gazetelerde araştırma-inceleme yazılarım, deneme ve makalelerim yayınlanıyor. İlkleri 1986?da Ankara?da yayınlanan ?Yaşamın Tüm Birimlerinde Yoğunluk Sanat Kitabı? ve 1988?de Samsun?da çıkan Kuzeysu dergilerinde olmak üzere şiir ve öykülerimin de okuyucuyla buluştuğu basın-yayın alanıyla içli dışlı sayılabilirim.

okumak için tıklayınız

Dünyayı Kendine Gömen Şair: Niyazi Börklü – Müslüm Kabadayı

?Dört elle sarılmışım dünya?ya Felek gelse koparamaz yerimden Bitmez bir türküdür yaşama Düşmez olmuş dilimden? (?Ölmezlik Türküsü? şiiri, s.102) diyen şair-eğitimci Niyazi Börklü 22 Ekim 2012?de aramızdan ayrıldı. ?Uzun Ömürler Şehri Antakya?dan 1928?de ayağa kalkıp şimdi Erdek?te uzun uzun yatan Niyazi Börklü öğretmenimizin toprağı karanfil koksun. ?Ters dönecek bir gün

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı ile Söyleşi – Ayşe Kaygusuz

– Müslüm Hocam doğduğunuz topraklardan başlayalım mı? Bu günlerde çokça gündemde? – Edip Cansever’in “Mendilimde Kan Sesleri” şiirini, toprak-insan ilişkisini çok derinden betimlediği için önemsemişimdir. Anamın söylediğine göre 1960’ta doğmuşum, Hatay’ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak Bucağı’nda. Nüfus kaydında 1962 yazıyor; çünkü babam şayet bebekken ölürsem bir de nüfustan sildirme zahmetine

okumak için tıklayınız

Gezgin Kitapçımız Selim Sevim – Müslüm Kabadayı

“Antakya’dan kırk beş ileride Yayladağı’ndan on beş beride Beş kalır inildiğinde İşte orası: Kışlak 1943’te Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyünde doğan Selim Sevim, köyünü böyle tarif eder. O, ilkokulu köyünde bitirdikten sonra Yayladağı Ortaoku?ndan mezun olur. Daha sonra Antakya Lisesi’ne devam eder.

okumak için tıklayınız

Köy Enstitülü Bir Sağlıkçı: Mehmet Yanık – Müslüm Kabadayı

Türkiye eğitim tarihinde özgünlüğü ve ortaya çıkan verimi nedeniyle üzerinde duruşmayı en çok hak eden kurum Köy Enstitüleri?dir. Gerçekten de ülkemizin aydınlanmasında, eğitim-sanat-edebiyat ve bilim alanlarındaki gelişiminde önemli bir rol oynamış bu okul modelimiz ve uygulamaları, sonuçları üzerine tezler hazırlanmış, kitaplar, makaleler ve anılar yayımlanmıştır. Bu ilgiyi fazlasıyla hak eden

okumak için tıklayınız

Mustafa Suphi’leri konu edinen “on beş yunus koy’verdim bu kıyıdan” ırmak şiir kitabının tanıtımı ve Ali Ozanemre’nin şiiri üzerine söyleşi yapıldı

(Haber: Müslüm Kabadayı) Ankara’da yayınlanmakta olan ekinsanat dergisi, Çukurova’nın bitek toprağından yetişmiş şair-yazar Ali Ozanemre’nin yeni yayımlanan “On Beş Yunus Koy’verdim Bu Kıyıdan” adlı şiir kitabı üzerine söyleşi ve imza günü düzenledi. Türkiye Komünist Partisi’nin 10 Eylül 1920’de Bakü’de kurucu kadrosundan “on beşler”, 28 Ocak’ta Sürmene açıklarında Türkiye burjuvazisinin maşaları

okumak için tıklayınız

Edebiyatımızın Kaktüslerinden: Ali Yüce – Müslüm Kabadayı

Sevgili edebiyat dostları, değerli Ali Yüce?nin hemşehrileri ve kadim dostları merhaba! Biliyorum ki burada, sadece edebi kişiliği ve eğitimciliği üzerine değil, Ali Yüce?yle arkadaşlığı üzerine de çokça anısı, söyleyecek sözü olanlar var. Bunların da gün ışığına çıkarılıp Hatay?ın yetiştirdiği büyük şair Ali Yüce?nin bilinmeyen yönleri olarak yayına kavuşturulmasında yarar gördüğümü

okumak için tıklayınız

Moral Değerlerde Cinsellik ve Sınıfsallık Üzerine – Müslüm Kabadayı

İnsan genleriyle ilgili çalışmaların, insan sağlığı bakımından ciddi kazanımları ortaya koyduğunu tıpta meydana gelen gelişmelerden anlıyoruz. Her şeyi ticarileştiren kapitalizmin merkezi ülkelerinde, bu alanda yapılan önemli sağaltım araç ve yöntemlerinin, özellikle ilaçların Dünya ilaç ve medikal tekelleri tarafından yaygınlaştırılmadığını, ellerindeki stokları tüketmekten tutun da mevcut yatırımlarını yitirmemek ?kaygısıyla?, daha açık

okumak için tıklayınız

Sınırda Ağaçlar Ağlarken? – Müslüm Kabadayı

?Ağaçlar gibi ayakta ölmek istiyorum.? demişti, ?bitmedi daha sürüyor o kavga/ ve sürecek / yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!? diyen şair Adnan Yücel, on iki yıl önceki bir sohbetimizde. Temmuz 2002?de bu doğa ve insan sevdalısı şairimiz toprağa kavuşurken, ben Şam?da Arapça yazı dilini ve edebiyatını öğrenmekle meşguldüm. Komşu bir

okumak için tıklayınız

Müslüm Kabadayı ile Suriye Gerçeği Üzerine Söyleşi – İbrahim Tığ

Türk edebiyatının önemli isimlerinden Müslüm Kabadayı, Devrek?te, 27.Uluslararası Baston ve Kültür Festivali?ne katılmak için bulunuyor. Dolayısıyla biz kendisiyle burada bulunmuşken bir söyleşi gerçekleştirmek istedik. Kendisinin Suriye?yle ilgili yaptığı çalışmalar var. Günümüzün de çok önemli bir konusu durumunda Suriye. Bu bağlamda Devrek?e hoş geldiniz.

okumak için tıklayınız

Mezar Güneşi – Müslüm Kabadayı

Dirim, canlı bir organizmanın enerjisini hareket, davranış, üretim vb. yollarla ortaya koyma durumu; peki ölüm ne? Doğanın diyalektiği ve yaşamın evrimi açısından baktığımızda dirim ve ölüm, aslında bir faz değişimi? Mikroskop altında hücrelerini inceleyebildiğimiz embriyonun oluşum sürecinde rol oynayan tüm unsurlar, doğada var olan diğer elementlerin belli oranlar ve koşullarda

okumak için tıklayınız

Hüzün – Hasret ve Hürriyet Şairi: Sevilay Yücedağ – Müslüm Kabadayı

?3H şairi? olarak kodlayabileceğimiz Sevilay Yücedağ?la tanışmamızı sağlayan, kendisi de şair-yazarlığıyla edebiyat dünyamızda ?içten yol alan? Ayşe Kaygusuz?a teşekkür ediyorum öncelikle. Sermayenin, yeni Pazar alanlarını genişletirken özellikle kadınlara ?cadı avı?yla başlattığı büyük saldırının üzerinden 300 yıl geçmesine karşın, günümüzde ?ucuz işgücü?, ?tüketim aracı?, ?tecavüz nesnesi? haline getirilmeye çalışıldığı günümüzde onurlarıyla

okumak için tıklayınız

Kitap Üstüne Kitap Koyanlar’dan: Hoca Bekir Efendi – Müslüm Kabadayı

Taş ustaları, özellikle nahit taş ustaları keski, murç, taraklarıyla resim yaparlar. Onların taşa verdikleri her süste özlemler, düşler ve doğadan yanımsalar yer alır. Eski evler, konaklar, çeşmeler, hanlar, hamamlar, köprülere renk veren bu taşların yerini beton, çelik karkas almaya başladıktan bu yana iki şey kayboldu; birincisi ?el emeği göz nuru?

okumak için tıklayınız